Tekil Mesaj gösterimi
Alt 02-09-2008, 02:36 PM   #9
aDMRBS
 
aDMRBS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Nov 2007
Nerden: --...--
Mesajlar: 8.427
Tecrübe Puanı: 1000
aDMRBS is on a distinguished road
Standart

Yanlış anlaşılan yönleri

Hasan-Âli Yücel, sağlam bir din eğitimi almış ve inançları bütün hayatı boyunca sağlam kalmış bir müslümandır. Ama bu konuda birçok haksız suçlamalara uğramıştır. Bu noktada o da Tevfik Fikret gibidir. Kendisi onu tanıtırken “Ona imansız diyenlerden çok daha mümin olan Fikret” ifadesini kullanır.

Hasan-Âli Yücel, çok bilinçli bir milliyetçidir (ama hayatında ona en çirkin suçlamaları yapanlar “milliyetçiler” olmuştur). Hasan-Âli Yücel’in milliyet konusundaki fikrini tam olarak şu sözleri ne güzel ifade etmektedir: “İnsaniyete kadar genişleyecek bir halkanın iç kısmı, mutlaka kendi milletinin varlığına temas etmelidir. Benliğinden habersiz bir insanın ne kendine, ne etrafına yayılacak bir bir şuuru olamayacağı gibi, kendi milletini ihatalı bir surette kavramasını boş yere beklememelidir. Millî vasfı önce kazanamamış hiç bir şey ve hiç bir kimse, milletlerarası bir kıymete yükselemez ve yükselmemiştir.”

Hasan-Âli Yücel, komünistlikle veya en azından komünistlere yardım etmekle suçlanmıştır. Bunun her ikisinin de yanlış olduğunu mahkemelerde ispat etmiş ve burada yaptığı savunmayı da “Dâvam” adlı bir kitapta yayınlamıştır. Burada Nazım Hikmet ile bir ilgisinin olmadığını ve daha 1924’de yazdığı “Üç Telli Saz Şairine Üç Telli Saz’dan Cevap” adlı şiiri ile onun yanlış yolda olduğunu söylediği , Köy Enstitülerinin asla “komünist yuvası” olmadığı ve “kendi hayatının en büyük şerefi” olduğunu savunmuştur.

1946-1950 arasındaki olaylar Hasan-Âli Yücel’i o kadar etkilemiştir ki, o dönemde mahkemede aklanmasına rağmen 1960’da yayınladığı "Dinle Benden" adlı şiir kitabında bu kez savunmasını halka ve aydınlara karşı manzum olarak yapmıştır. İşte buradan bazı alıntılar:

“Değişmemiş bir zaman işte Yücel, bu Yücel,
Bu inanla gidecek gelince ona ecel.
Bırakmak istememiş hiç bir Türkü bilgisiz,
Kalmamış bir an bile Türke bağsız, ilgisiz. (17)
...
Olmuştu kör döğüşü o devirde siyaset;
İktidar acz içinde bataktı muhalefet.
Biri gitmemek için diğeri gelmek için
Uğraşıp dururlardı milleti çelmek için.
Gözleri bürümüştü sade iktidar hırsı.
Bir punduna getirip birşey olma kaygısı.
Sallamadım birini, boş verdim cümlesine;
Hakka Hakta kavuştum ben onların tersine. (40)
...
Su altından saldırış kendi aramızdaydı,
Dokunmazdı bu kadar dışarıdan olsaydı.
Başkaları için de vardı dedikodular.
Fakat boy hedefine beni tutup kodular.
İçimizden olanlar kıskançlıktan azmıştı.
Gizli gizli kuyumu zaten onlar kazmıştı.
Hücuma İnönü’ne yakınlığım sebepti,
İlk ağızda herbiri durmadan beni tepti. (42)
__________________
aDMRBS isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla