Zet10 - Bilge Karakter Toplumu  



Geri git   Zet10 - Bilge Karakter Toplumu > Eğitim - Genel Kültür > Kütüphane > Biyografiler - Hayat Hikayeleri

Biyografiler - Hayat Hikayeleri Ünlü kişiler, yazarlar, sanatçılar, bilimadamlarının biyografilerinin paylaşıldığı bölüm.

Yanıtla
 
LinkBack Seçenekler
  #1  
Alt 07-08-2008, 03:32 PM
yavuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Nerden: Zet10
Mesajlar: 5.207
Tecrübe Puanı: 6
yavuz is on a distinguished road
yavuz - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Bir Nasrettin hoca klasiği



Hayatı

Sivrihisar'ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir'de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur. Önce Sivrihisar'da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu'ya dönerek köy imamı oldu. 1237'de Akşehir'e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim'in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Daha sonra Akşehir'e yerleşerek burada imamlık, kadılık ve müderrislik görevlerinde bulunur.Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.
Nasreddin Hoca'nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir. Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. Gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme, Şeriat'ın katılıkları karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğlemedir. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca'nın diliyle kendi sesini duyurur. Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar, genellikle, halk arasında geçer. Hoca soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur'la ilgili "hamam, Timur ve peştemal" gülmecesi de, Timur'dan çok önce yaşadığı için, sonradan üretilmiştir. Halk beğenisi Hoca'yı Timur gibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak, "kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit" türünden bir yergi yaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak, kendi toplumun, halkın üstünde gören saray insanlarıdır.
Nasrettin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez, onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerinde atın yeri yoktur denilebilir. Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar. Bu konuda, başka bir çelişki sergilenir, gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyen köylüye, "eşek evde yok" deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün "işte eşek ahırda" diye diretmesi karşısında, Hocanın "eşeğin sözüne mi inanacaksın benimkine mi" demesidir. Onun gülmecelerinde, kaba sofuların "ahret" le ilgili inançları da önemli bir yer tutar. "Fincancı Katırları", "Ben Sağlığımda Hep Burdan Geçerdim" başlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığa vurur. Toplumda neye önem verildiğini anlatan "Ye Kürküm Ye" gülmecesi, Hoca'nın dilinde, halkın tepkisini gösterir. Nasreddin Hoca'nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, "İncili Çavuş", "Bekri Mustafa", "Bektaşi" gibi çok değişik yörelerin duygularını yansıtan gülmece türlerinin doğmasına olanak sağlamıştır. Bunlardan ilk ikisi saray çevresinin oldukça kaba beğenisini, üçüncüsü de gene halkın Şeriat'ın katılığına karşı duyduğu tepkiyi dile getirir. Akşehir, Nasreddin Hoca ile adını Dünya'ya duyurmuştur. 1208-1284 yıllarında Akşehir'de yaşayan ünlü düşünür ve mizah ustası Nasreddin Hoca anısına yaşatmak için uluslararası ve ulusal düzeyde kutlamalar ve festivaller düzenlenmektedir.

Tarihçe

Yazıya geçirilmiş ilk Nasrettin Hoca hikayesini burak'un hayatını anlatan Saltukname içermektedir. Fatih Sultan Mehmet'in oğlu Cem'in (sonradan Cem Sultan ismiyle tarihe geçecektir) şehzadeliği esnasında verdiği talimat üzerine Ebülhayr Rumi tarafından Saltukname yedi senelik bir çalışma sonucunda Türk sözlü geleneğinden toplanarak 1480 yılında tamamlanmış ve kitaplaştırılmıştır.
Abdullah Efendi´de başlamış ve tahsilinin sonunda babasının yerine köyünde imamlık yılında vefat ettiği şeklindeki rivayet göz önüne alınırsa, onun, Selçuklular devrinde yaşadığını ve Timur Han ile görüşmediğini dikkate almak gerekir.

Kişiliği

Nasreddin Hoca, insanlara doğru yolu gösteren, iyilikleri bildiren, doğruya sevkeden ve kötülüklerden sakındıran bir veli idi. Bu işi yaparken tabiatı icabı kendisine has bir yol tutmuştur. Böylece hakkın anlatılması ve cemiyetteki bozuk yönlerin düzeltilmesi için, meseleyi halkın anlayacağı bir dil ve üslub ile, gayet manidar latifeler halinde kısa ve öz olarak dile getirmiştir. Latifeleri hikmet ve ibret dolu birer darb-i mesel gibidir. Bu bakımdan adına uydurulan edep dışı ve nükteden uzak bir takım fıkraların onunla ilgisi yoktur. Manidar latifeleri önce yakın cevresinde şifahi olarak dilden dile dolaşmış, sonraları git-gide yayılmış ve zamanla bir takım değişikliğe uğramıştır. Bu sebeple onun olmayan bir takım bayağı fıkralar da ona mal edilerek anlatılmıştır. Yapılan ilmi çalışmalar, onun ilim ve edeb sahibi bir veli olması, söz konusu sıradan basit fıkraları söylemediğini açıkca göstermektedir. Ayrıca, Nasreddin Hoca´nın efsanevi bir kişi değil, on üçüncü asırda Anadolu Selçukluları zamanında yaşamış salih bir müslüman olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çünkü onun nükteleri, bir insanın başından geçen gülünç hadiselerin ifadesi değil, görünüşte güldürücü aslında ince hikmetleri dile getiren, düşündürücü latifelerdir. Ayrıca Türk milletinin zeka inceliğini, nükte gücünü en iyi şekilde yansıtan bu nüktelerin belirli vasfı; Allahü tealanın emir ve yasaklarını bir latife üslubu ile bildirmesidir. Bu latifelerin toplandığı eserlerden biri, Londra´da British Museum´da. Haza Terceme-i Nasreddin Efendi Rahme başlıklı yazma eserdir. Ancak bu eserdeki latifelerin bir kısmı, onun üslubuna ve nükte tekniğine uymamaktadır. Nitekim eserin sonunda bu durum: "İşte Nasreddin Efendinin kibar-ı evliyadan (Evliyanın Büyüklerinden) olduğuna şek ve şüphe yoktur. Merhumun bu kıssalardan haberi var yok böyle yazmışlar. Her kim okuyup tamamında bu merhumun ruhu için bir Fatiha bağışlarsa, Hak sübhane ve teala ol kimsenin ahir ve akibetini hayr eyleye" şeklinde belirtilmiştir. Ayrıca, Nasreddin Hoca adlı eserde başka nüktelerine yer verilmiştir.
Nasreddin Hoca, fert ve toplumu her yönüyle çok iyi tanımış, insanların aile, komşuluk, dostluk, ticari münasebetlerine ait cemiyette gördüğü aksak yönleri düzeltmek ve nasihat etmek maksadıyla nüktelerle dile getirmiş, düşünmeye ve doğruya sevk etmiştir. Sosyologlar ve psikologlar, insanı ve cemiyeti tanıyıp, çeşitli yönlerini incelemek için onun latifelerinden çok istifade etmişlerdir.
Nasreddin Hoca fıkraları, batı dillerine de çevrilmiş ve bu dillerde Hoca hakkında mühim neşriyat yapılmıştır. Bunlar arasında Pierre Mille´in Nasreddin et son epouse adlı kitabı, Edmonde Savussey´in La Litterature Populaire Turque adlı eserindeki Nasreddin Hoca bölümü, Jean Paul Carnier´in Nasreddin Hoca et ses Histoires Turques adlı eserleri zikretmek yerinde olur.
__________________


zet10.com YİĞİDO SİVASLI
Alıntı Yap ve Yanıtla
  #2  
Alt 07-08-2008, 03:32 PM
yavuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Nerden: Zet10
Mesajlar: 5.207
Tecrübe Puanı: 6
yavuz is on a distinguished road
yavuz - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Nasrettin hoca fıkraları

Sözün Özü

Nükte tavzih için, meseleleri iyice açıklamak maksadına matuf olarak yapılır. Sadece muhatapları güldürmek bahanesiyle "Bakın, size bir nükte anlatayım.. bir tane daha.." demek gevezelik ve münasebetsizlik olur. Bazen, mesela, Nasreddin Hocadan bir nükte anlatırsınız. Ama o nükte, temel mantığınızda, fikrinizdeki ve konuşmanızdaki bir boşluğu doldurmak için olmalıdır. Yoksa nükte yapılmaz, fıkra anlatılmaz şeklinde anlaşılmamalıdır.
__________________


zet10.com YİĞİDO SİVASLI
Alıntı Yap ve Yanıtla
  #3  
Alt 07-08-2008, 03:32 PM
yavuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Nerden: Zet10
Mesajlar: 5.207
Tecrübe Puanı: 6
yavuz is on a distinguished road
yavuz - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Hoca

Yarasaydı, sahibine yarardı
At nalının insanlara uğur getirdiğine inanan biri, Hoca’ya sormuş:
- “Hocam, at nalı insana uğur getirirmiş, evin kapısına assak günah olur mu?” Böyle hurafelerin dine aykırı olduğunu her zaman anlatan hoca, bu sefer farklı bir yöntemle cevap vermiş:
- “Eğer uğur getiriyorsa, asabilirsin. Ama bence getirmez. Çünkü atlarda bir değil, dört nal olmasına rağmen şimdiye kadar bir faydası olduğunu görmedim aksine akşama kadar yediği kamçının, taşıdığı yükün ve koşturulduğu yolun hesabı yoktur.”
__________________


zet10.com YİĞİDO SİVASLI
Alıntı Yap ve Yanıtla
  #4  
Alt 07-08-2008, 03:33 PM
yavuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Nerden: Zet10
Mesajlar: 5.207
Tecrübe Puanı: 6
yavuz is on a distinguished road
yavuz - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Hoca ile Hakim

Hoca, Sivrihisar'da hatip iken, Hakim ile kavga eder, nasılsa hakim döşeğinde ölümle pençeleşmektedir. Hocaya:
- "Gel, telkin ver", derler. O da:
- "Başka bir hoca bulun, o benimle kavgalıdır, sözümü tutmaz!"
__________________


zet10.com YİĞİDO SİVASLI
Alıntı Yap ve Yanıtla
  #5  
Alt 07-08-2008, 03:33 PM
yavuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Nerden: Zet10
Mesajlar: 5.207
Tecrübe Puanı: 6
yavuz is on a distinguished road
yavuz - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Hepsini

Zengin bir adam Hoca’yla alay etmek için:
- “Hocam sen bu kitapların hepsini okuyor musun gerçekten?” Der. Hoca:
- “Senin kaç evin ve koyunun var?” diye sorunca, adam:
- “O kadar çok ki sayısını ben bile bilmiyorum.” Deyince Hoca cevabı yapıştırır:
- “Sen o evlerin hepsinde yaşayıp koyunların hepsini de yiyor musun?”
__________________


zet10.com YİĞİDO SİVASLI
Alıntı Yap ve Yanıtla
  #6  
Alt 07-08-2008, 03:33 PM
yavuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Nerden: Zet10
Mesajlar: 5.207
Tecrübe Puanı: 6
yavuz is on a distinguished road
yavuz - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Kime İtimat

Hoca, altını çize çize "Hiç bir dünyevi işle iştigal etmedim" diyor ya!.. Bunu duyan ve Hoca'nın da on-onbeş horantaya baktığını bilen biri:
- “Hoca, demiş, sen bu onbeş horantaya neyle nasıl bakıyon Allah aşkına yaaav? Nereden geliyor bu değirmenin suyu?.. Hoca Talak Suresi 2. ayetin sonundan itibaren okuyarak:
- “Kim Allah'a karşı takva üzere olursa, Allah ona, darlıktan genişliğe, bir çıkış yolu ihsan eder. Bir de ona, ummadığı yerden rızık verir, Kim Allah'a tevekkül ederse, Allah ona yeter...” Diye cevap vermiş, fakat adam tatmin olmamış:
- “Hoca, amenna, amenna da... Neyinen geçiniyoooon?
Diye tekrar sormuş,. Hoca bu kez de, Zümer süresi, 36. ayetle cevap vererek;
- “Allah kuluna kafi değil mi?” Demiş, Adam yine aynı generelikle:
- “Hoca, amenna, anladık, Allah kuluna kafi de... Sen neyinen geçiniyooon?” Diye üstelemiş. Hoca da dayanamamış ve latife babında:
- “Şu kadar hanım, bu kadar hamamın var!..” Gibilerden olmayan şeylerini saymaya başlayınca adam:
- “Hah, demiş şimdi oldu işte canım!..” Deyince, Hoca'nın tepesi atıvermiş:
- “Allah'a itimat etmiyon, hana hamama itimat ediyon sen! Çabuk, imanını tazele hergele
__________________


zet10.com YİĞİDO SİVASLI
Alıntı Yap ve Yanıtla
  #7  
Alt 07-08-2008, 03:33 PM
yavuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Nerden: Zet10
Mesajlar: 5.207
Tecrübe Puanı: 6
yavuz is on a distinguished road
yavuz - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Kenefte Sakız Çiğnemek

Hoca'ya birisi gırgır olsun diye:
- “Hoca, demiş, ben kenefte bile sakız çiğnerim! Bunun kitapta yeri var mı? Hoca, bu zevzek zirzobu bozmamak için:
- “Bak oğlum, demiş, bunu bir daha yapma!”
Fakat, zirzop:
- “Anladık Hoca da... Sen bunun yerini kitap da gördün mü görmedin mi? Diye yılışınca, Hoca:
- “Hayır oğlum, demiş, ben görmediğim şeyi gördüm diyemem. Ama seni öyle kenefte sakız çiğneyerek çıkarken görenler, oraya ettiğin şeyi yediğini zannederler!
__________________


zet10.com YİĞİDO SİVASLI
Alıntı Yap ve Yanıtla
  #8  
Alt 07-08-2008, 03:33 PM
yavuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Nerden: Zet10
Mesajlar: 5.207
Tecrübe Puanı: 6
yavuz is on a distinguished road
yavuz - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Adam Olmak

Hocaya bir gün:
-Adam olmanın yolu nedir? Diye sormuşlar.
Hoca şu cevabı vermiş:
-Bilenler söylerken, bilmeyenler can kulağıyla dinlemeli, bilmeyenler söylerken, susturmanın çaresine bakmalı!
__________________


zet10.com YİĞİDO SİVASLI
Alıntı Yap ve Yanıtla
  #9  
Alt 07-08-2008, 03:33 PM
yavuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Nerden: Zet10
Mesajlar: 5.207
Tecrübe Puanı: 6
yavuz is on a distinguished road
yavuz - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Ne Tarafa Döneyim

Nasreddin Hoca Akşehir sokaklarında yürürken bir genç kendisini durdurur ve sorar:
- “Hocam,namaz kılarken kıbleye doğru döneriz. Acaba abdest alırken ne tarafa dönmeliyiz?” Hocamız aslında hazır çeşmeye doğru dön diyecek ama Akşehir gençlerinin kendisine zaman zaman oynadığı oyunları hatırlayarak adama:
- “Ceketin,çorabın,ayakkabın,şapkan kısaca elbiselerin ne tarafta ise o tarafa dön
__________________


zet10.com YİĞİDO SİVASLI
Alıntı Yap ve Yanıtla
  #10  
Alt 07-08-2008, 03:34 PM
yavuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Nerden: Zet10
Mesajlar: 5.207
Tecrübe Puanı: 6
yavuz is on a distinguished road
yavuz - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Hatim

Nasreddin Hoca ve karısı konuşuyorlardı. Karısı:
- “Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun.”
- “Ne olmuş yani?”
- “İmam efendi, karısının yüzüne bakarak yasin okuyormuş.” Hoca güldü :
- “Ben o kadını görsem, hatim bile indiririm!..”
__________________


zet10.com YİĞİDO SİVASLI
Alıntı Yap ve Yanıtla
Yanıtla


Konuyu toplam 1 üye okuyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO