![]() |
|
|
#11 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
PKO BELİRTİ VE BULGULARI Sitede muhtelif bölümlerde defalarca vurgulandığı gibi, PKO her kadında farklı seyreden bir durumdur. Ancak genel olarak PKO’nun mutlaka belirti verdiği söylenebilir. Bu yazı, PKO durumunda söz konusu olabilecek belirti ve bulgular konusunda bilgilenmenizi sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Yazıyı okurken dikkat etmeniz gereken en önemli nokta aşağıda sıralanmış belirti ve bulguların ilk başlarda yer alanlarının daha aşağıda yer alanlara göre daha önemli PKO belirti ve bulguları olduğu, ancak PKO tanısının asla belirtilere bakarak konulamayacağının hatırlanmasıdır. PKO tanısı, belirti ve bulgulara neden olabilecek diğer tıbbi durumlar muayene, laboratuvar incelemeleri ve ultrasonografi ve diğer görüntüleme yöntemleriyle tümüyle bertaraf edildikten sonra konur.
Aşağıda yer alan belirti ve bulgular arasında adet düzensizliği, tüylenme, kilo sorunu ve gebe kalamama belirtileri PKO’nun en temel belirtileridir ve tek başlarına var olduklarında bile PKO düşündürebilirler. Bunlar dışında yer alan belirtiler genellikle ancak bu dört ana belirtiden bir veya birkaçına eşlik ettiğinde PKO düşündürürler. Adet Düzensizliği PKO’da en sık görülen adet düzensizliği şekli özellikle ergenlik çağından itibaren var olan ve genellikle gecikmeler veya uzun süren adet görememe dönemleri sonunda ve genellikle beklenmedik bir zamanda aşırı miktarda kanama görülmesidir. Bunun yanında diğer şekillerde ortaya çıkan adet düzensizlikleri de ender olsa da PKO’da görülebilir. Tüylenme (Hirsutizm) Kadında “erkek tipi kıl bölgeleri” olarak kabul edilen üst dudak üzeri, çene kemiği üzeri ve yanaklar, göğüs kafesi üzeri bölge ve göbek çevresi, kasık ile göbek arasındaki orta hat, bacakların iç yüzleri, sırt ve kalça gibi bölgelerde kıllanma oluşması durumunda “tüylenme” veya tıbbi adıyla hirsutizm söz konusudur. -![]() PKO’da en sık görülen tüylenme şekli, ergenlik döneminden itibaren başlayan ve uzun bir zaman dilimine yayılmış bir şekilde giderek şiddetlenen tüylenmedir. Özellikle yüz bölgesinde tüylenme PKO için kuvvetli bir göstergedir. Tüylenme sorunu nedeniyle doktora başvuran kadınların %15-40’ında temel sorun PKO’dur. Yine PKO tanısı almış kadınların %80’inin tüylenme yakınması olduğu görülmektedir. Yaşla birlikte vücut kıllarının (özellikle yüz bölgesinde) bazı kadınlarda artma eğiliminde olduğu bilinmektedir. Yine dudak üstü bıyık bölgesinde görülen hafif bir bıyık ve memebaşında görülen tek tük kıllanma bölgeleri çoğu zaman kalıtsal olan durumlardır. Pubis yani genital bölgede kıllanma ergenliğe geçişin ilk belirtisidir ve bu kıllanması erken (8 yaş öncesinde) başlayan kız çocuklarında ileride PKO gelişme olasılığı yüksek bulunmaktadır. Kilo Sorunu (Obezite) PKO, insülin hormonu metabolizmasıyla olan yakın ilgisi nedeniyle şişmanlama eğilimi yaratan bir durumdur. PKO’lu kadınlar kolay kilo almaktan ve zor kilo vermekten yakınırlar. Kilo sorunu çoğu durumda özellikle göbek kısmındadır ("android" yani erkek tipi obezite. PKO ve kilo sorunu ırksal özellikler gösterme eğilimindedir ve özellikle bizim de dahil olduğumuz beyaz ırkta daha sık görülür. İlginç bir şekilde Japonlarda PKO durumunda kilo sorunu geri planda kalmaktadır. Üreyememe Sorunu PKO kronik bir yumurtlama bozukluğu olduğundan üreyememe sorununu beraberinde getirir. Bu, ancak tedaviyle veya uzun denemeler sonunda gebe kalma şeklinde olabileceği gibi, bazı durumlarda gebeliğin düşükle sonuçlanması şeklinde de olabilmektedir. Gebe kalamama ve düşük yapma çok çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilen karmaşık bir durumdur. Gebe kalamama nedeniyle değerlendirilen çiftlerde PKO %40 gibi yüksek bir oranda saptanmaktadır. Ciltte Akantoz Lekeleri Acanthosis Nigricans (Akantoz) çok ciddi bir cilt belirtisidir ve genellikle insülin direncine, yani şeker hastalığı veya şeker hastalığı eğilimine işaret eder. Koltukaltlarında, boyunda, kasıklarda,dirseklerde, meme altlarında veya cildin herhangi bir bölgesinde görülen bu lekeler gri-kahve renkli olup, adeta o bölge kirliymiş ve silince veya keselenince leke kaybolacakmış izlenimi verir. Genellikle kilolu olan kadınlarda görülen ve aslında bir şeker hastalığı belirtisi olan bu durum özellikle diğer temel belirtilerin varlığında PKO’ya işaret edebilir. -![]() PKO, şeker hastalığı gelişme olasılığını oldukça artıran bir durumdur. Lakin şeker hastalığı çoğu durumda 40’lı yaşlarda ortaya çıkar. Bu nedenle bariz şeker hastalığı belirtileri olan çok yemek yeme, çok su içme, bol idrar yapma gibi belirtiler PKO’lu genç kadınlarda ender olarak gözlenir. Saç Dökülmesi Sorunu PKO kanda erkeklik hormonu seviyesini artıran bir durumdur ve bazı kadınlarda “erkek tipi” saç dökülmesine, saç çizgisinin alından giderek yukarıya doğru çıkmasına neden olabilir. Nispeten ender görülen bir PKO belirtisidir. ![]() PKO durumunda kanda artan erkeklik hormonları sivilcelenme sorununa neden olabilir. Çoğu durumda tüylenmeyle beraber olan bu sorun genellikle ergenlik döneminde kendini göstermeye başlar. Yine yağlı cilt ve uzun süren ve başa çıkılması zor kepek sorunu özellikle dört ana belirtiden bir veya birkaçının varlığı durumunda PKO düşündürebilir. PKO’lu kadınlarda kasıkta ve koltukaltlarında sıklıkla oluşan ter bezi enfeksiyonları da genellikle artmış erkeklik hormonu seviyelerinin bir sonucudur. Cilt sorunlarının şiddeti adet döngüsü boyunca değişme eğilimindedir ve adet kanamasının başlamasıyla kanda östrojen hormonunun düşmesi ve testosteron hormonu hakimiyetinin artmasıyla cilt sorunlarının şiddetlenmesi sık görülen bir durumdur. Göğüslerden Süt Gelmesi PKO, bazı durumlarda prolaktin hormonu salgı bozukluklarıyla beraber olabilen bir durumdur. Normal şartlarda kanda belirli seviyeler arasında bulunan bu hormonun temel görevi emzirme döneminde süt yapımıdır. Hormon seviyesi gebelik ve emzirme dönemi dışında, yani gereksiz yere yükseldiğinde göğüslerden süte benzer bir sıvının gelmesine neden olabilir. Bu sıvı kendiliğinden akabileceği gibi, meme uçlarının sıkılmasıyla veya cinsel uyaranlarla sıvı gelebilir. Birinci Derece Akrabalardan Birinde veya Birkaçında PKO Öyküsü Bulunması PKO, genetik zeminde geliştiği düşünülen bir hastalıktır. Annede veya kız kardeşte tanısı konmuş PKO veya PKO düşündüren belirtilerin olması, PKO gelişme olasılığını artıran bir durumdur. Henüz net olarak belirlenememiş ancak teorik olarak var olduğu kabul edilen “PKO geni” erkeğe geçtiğinde genellikle erken yaşlardan itibaren ortaya çıkan kellik sorununa yol açmaktadır. Bu, elbetteki erkekteki kelliğin tek nedeni değildir, ancak ailede böyle bir erkeğin bulunması PKO gelişme riskini artırmaktadır. Birinci Derece Akrabalardan Birinde veya Birkaçında Şeker Hastalığı Öyküsü Bulunması Birinci derece akrabalar anne, baba ve kardeşlerdir. Şeker hastalığı (diyabet) temel olarak Tip I (erken yaşlarda ortaya çıkan ve mutlak insülin tedavisi gerektiren) ve Tip II (geç yaşlarda ortaya çıkan ve genellikle ağızdan alınan şeker düşürücü ilaçlarla tedavi edilen) olmak üzere ikiye ayrılır. Burada kastedilen, Tip II diyabettir. Birinci Derece Akrabalardan Birinde veya Birkaçında Rahim Kanseri Öyküsü Bulunması Rahim kanseri veya daha doğru tanımlamayla rahim iç tabakası kanseri, çoğu durumda rahim iç tabakasının yalnızca östrojen hormonuna maruz kalmasıyla oluşan bir durumdur. PKO, yumurtlama bozukluğu yaratması nedeniyle devreye giremeyen progesteron hormonunun östrojen hormonunun etkilerini karşılayamaması nedeniyle tedavi edilmediğinde rahim iç tabakasında kalınlaşma ve kanser gelişimine zemin hazırlayan bir durumdur. Annede veya ablada özellikle şişmanlıkla beraber var olan bir rahim kanseri öyküsü ailede bir “PKO geni” varlığına işaret edebilen bir durumdur. Diğer Ailevi Belirtiler Birinci derece akrabalardan birinde veya birkaçında ve özellikle kadınlarda “şişmanlık”, kanda lipit yüksekliği, hipertansiyon gibi hastalıkların bulunması ailede bir “PKO geni” varlığına çok zayıf da olsa bir işaret olarak kabul edilebilir. Kronik Kasık Ağrısı Özellikle ileri derece PKO, yumurtalıkların büyümesine neden olur ve bu büyüme yumurtalıkları koruyan dış kılıfın gerilmesiyle kasıklarda sürekli bir ağrıya yol açabilir. PKO’nun ender görülen bir belirtisi olarak bu durum genellikle başka sorunlardan kaynaklanır. Cinsellik İsteğinde (Libido) Artış Libidoyu yöneten hormon testosteron hormonudur ve kadında seviyenin artması libidonun artmasına neden olabilir. Çok geri planda PKO düşündüren bir belirtidir. Ruhsal Sorunlar PKO kronik bir hastalıktır ve özellikle ileri derece PKO, yarattığı kozmetik sorunlarla, hormonal dengesizliğin beyin işlevleri üzerindeki olumsuz etkileriyle veya üreyememe sorunuyla bazı durumlarda ruhsal dalgalanmalara ve bazen depresyon sorununun gelişmesine neden olabilir. Depresyon ciddi bir durumdur ve çoğu durumda başka sorunlardan kaynağını alır.
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#12 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
PKO'DA TANI İŞLEMLERİ Bazı kadınlarda muayene ve laboratuvar bulgularında çok hafif değişiklikler olmasına rağmen belirtiler çok ciddi boyutlarda olabilirken (“erkeklik” hormonlarında hafif yükselme olması ve hatta hormon seviyelerinin normal sınırlar içinde olmasına rağmen çok ciddi ve rahatsız edici tüylenme belirtilerinin olması gibi), bazı kadınlar muayene ve laboratuvar bulgularında çok ciddi bozulmalar olmasına rağmen yalnızca “zaman zaman adet gecikmesi” belirtisi gösterebilmektedirler. PKO tanısını kesin olarak koyduracak “elle tutulabilir, gözle görülebilir” bir tıbbi kriter yoktur. PKO’dan şüphelenilmesini sağlayacak belirtinin diğer muhtemel nedenleri tümüyle gözden geçirildikten ve bu tıbbi durumların olmadığı belirlendikten sonra PKO tanısı konur. Bir örnekle açıklamak gerekirse, adet gecikmesi yapan nedenler arasında prolaktin hormonu yüksekliği, tiroid hormonu salgı bozuklukları ve birçok sayıda hormonal neden söz konusu olabilir. Bu durumlar gerekli incelemelerle değerlendirildikten sonra geriye tek tanı olarak PKO kalır ve durum bu şekilde ele alınır.
Belirttiği yakınmalara göre polikistik over olduğu düşünülen bir kadın çeşitli tıbbi değerlendirmelere tabi tutulur. Bu tıbbi değerlendirmeler jinekolojik muayene, ultrasonografi ve çeşitli laboratuvar incelemelerinden ibarettir. Tıbbi değerlendirmenin amacı öncelikle kadının yakınmalarına neden olan sorunun gerçekten PKO olup olmadığının belirlenmesidir. PKO belirtileri çok çeşitli diğer hormonal dengesizliklerde de olabileceğinden bu ayırıcı tanının yapılması tedavinin düzenlenmesi açısından son derece önemlidir. Yeterli bir ayırıcı tanı yapılmamış bir kadında tedavi başarısız olabilir. Bunun tipik örnekleri aşağıdaki gibi olabilir:
Bu tür bir tanı sorunu, tedavi sorununa yol açacağından altta yatması muhtemel diğer sorunların yapılan incelemelerle olmadığının belirlenmesi sonucunda nihai olarak PKO tanısı konur.
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#13 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
PKO'DA TANI İŞLEMLERİ PKO’da Muayene Bulguları PKO’da yapılan muayenede yumurtalıkların yapılan elle muayenede irileşmiş olduğu gözlenebileceği gibi (bu tür ağır olgular nadirdir), tüylenme bulguları (varsa) net bir şekilde gözlenebilir. Yine dikkatli bir incelemede özellikle insülin direnciyle beraber olan PKO durumlarında ciltte akantoz lekeleri (alttak sağda yer alan resim) adı verilen alanlar saptanabilir.
-![]() Virilizm Belirtileri Virilizm, kadınlarda aşırı derecede erkeklik hormonu uyarısıyla oluşan ve klitoris büyümesi, kısa zamanda ortaya çıkan aşırı tüylenme, ses kalınlaşması, kas kitlesi artışı, cinsel istekte artış, şiddetli saç dökülmesi gibi belirtiler veren bir durumdur. Ender görülen virilizm çok aşırı bir hormon salgısına işaret ettiğinden hormon salgılayan tümör şüphesi doğurur. Kilo Ölçümü ve Obezite Değerlendirmesi PKO’lu kadınların yaklaşık %50’si obez sınıfına girer ve bu durum çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde getirir. Obezite PKO belirtilerini artırır ve PKO ilerledikçe obezite daha da artabilir.
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#14 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
PKO'DA TANI İŞLEMLERİ PKO'da Ultrasonografi Bulguları Ultrasonografi yumurtalıkların iç yapısı hakkında oldukça değerli bulgular verir. Özellikle vajinal ultrasonografi yumurtalıkların boyutlarının net olarak ölçülebilmesine ve iç yapılarının detaylı bir şekilde görülebilmesine olanak tanır. Bakire olunması durumunda ise idrar torbasının yeterince dolu olmasından sonra yapılan ultrasonografi (abdominal, yani karından yapılan ultrasonografi şekli) vajinal ultrasonografi kadar olmasa da yumurtalıklar hakkında önemli bilgiler verir.
-![]() abdominal ultrason görüntüsü (sol resim), vajinal ultrason görüntüsü (sağ resim) PKO’da en sık görülen ultrasonografi bulgusu her iki yumurtalıkta birden var olan 2-9 milimetre çapında olan ve yumurtalığın çevresi boyunca dizilmiş kistik yapılardır (resim). Yumurtalığın merkezi kısmında görülen dokunun yoğunluğu da artmış izlenimi vermektedir. İleri derece PKO olgularında yumurtalıklar irileşmiş ve hacimleri artmış bulunabilir. ![]() Yine tersine şiddetli PKO belirtileri ve laboratuvar bulguları olan bir kadında ultrasonografide PKO görülememesi tanıdan uzaklaştırmaz. PKO tanısında ultrasonografi yalnızca bir yardımcıdır.
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#15 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
PKO'DA TANI İŞLEMLERİ PKO’da Laboratuvar İncelemeleri PKO durumunda yapılan incelemeler PKO tanısı koymaktan ziyade altta yatabilecek diğer muhtemel sorunların olup olmadığının belirlenmesi açısından önemlidir. İstenecek incelemeler kişiden kişiye değişebilmesine karşın aşağıda PKO durumunda doktor tarafından en sık istenen incelemeler yer almaktadır.
Dikkat: Hormonal incelemelerin bazıları adet döngüsünün özel günlerinde yapılır. Bazı incelemeler sabah yapılırken, diğer bazıları için temel şart bir gün öncesinde ilişkiye girilmemiş olmasıdır. Hormon incelemeleri genellikle kullanılan ilaçlardan (özellikle doğum kontrol hapları) etkilenir. Özellikle tüylenme sorunu belirgin olan bir kadında genellikle istenen incelemeler aşağıdaki şekildedir. Total Testosteron Seviyesi (T)Bu üç incelemeden ilk ikisi tüylenme sorunu belirgin olan bir kadında sorunun yumurtalık (T) veya adrenal bezi (DHEA-SO4) kaynaklı bir tümör sonucu olup olmadığının değerlendirilmesi açısından önem taşır. Aslında oldukça ender görülmelerine karşın bu tür durumların olmadığının belirlenmesi PKO tanısının ilk basamağında çoğu doktor tarafından tercih edilir. DHEA-SO4 seviyelerinde hafif yükselmelere %50 PKO olgusunda rastlanır ve bu durum tedaviyle kısa zamanda normale döner. 17-alfa-OH-P ise böbreküstü bezi kaynaklı bir maddedir ve böbreküstü bezi kaynaklı (konjenital adrenal hiperplazi) durumlarında seviyesi yüksek bulunur. Yine PKO değerlendirmesinin ilk basamaklarında bu hastalığın olmadığının belirlenmesi diğer tanısal basamaklara geçmeden önce tercih edilir. Bu son incelemenin adet kanamasının ilk günlerinde ve özellikle sabah alınan kanda bakılması, maddenin kanda yanlış bir şekilde yüksek bulunması ve yanlış tanı konmasının engellenmesi açısından çok önemlidir. TSHBu üç test yine PKO tanı aşamasında çoğu durumda vazgeçilmez testler arasında yer alır. ![]() ![]() tiroid bezi ve böbreküstü bezi Prolaktin hormonu hipofiz bezinden salgılanan ve gebelik ve emzirme döneminde salgısı artan ve süt yapımından sorumlu hormondur. Gereksiz yere yükseldiğinde adet düzensizliği ve PKO’nun diğer belirtilerinin oluşmasına neden olabilir. Prolaktin hormon salgı bozuklukları bir tiroid bezi sorununa ikincil olarak gelişebileceği gibi hipofiz bezindeki bir sorundan da kaynaklanabilir. ![]() hipofiz bezi SHBG ("sex hormone binding globulin") kanda testosteron ve diğer erkeklik hormonlarını taşıyan protein yapılı maddedir. Çok çeşitli durumlar SHBG azalmasına neden olarak kanda serbest kalan T miktarını artırır ve böylece kıl hücrelerine giderek tüylenme sorununun barizleşmesine neden olabilir. Özellikle ağır PKO olgularında genellikle SHBG seviyesi düşük bulunur. Yumurtlamanın Olup Olmadığının BelirlenmesiPKO’da yumurtlama bozukluğu en temel sorunlardan biridir ve yumurtlama olup olmadığının belirlenmesi mümkündür. FSHBu iki hormon hipofiz bezinden salgılanan ve adet döngüsünü yöneten hormondur. PKO durumunda vücutta genellikle bir LH hakimiyeti vardır ve %70 kadında LH/FSH oranı artmıştır. Bazı durumlarda bu iki hormonun ölçümü PKO tanısı açısından değerli bilgiler verebilir. Serbest Testosteron (sT)Bu hormon direkt olarak kıl hücrelerinin içine girebilen aktif hormon şeklidir ve özellikle tedavi öncesinde yapılan ölçümde elde edilen değerin tedavi esnasında elde edilen değerle karşılaştırılması tedavinin etkinliğini değerlendirmede yardımcı olabilmektedir. Diğer Hormon Ölçümleri Progesteron hormonu, östrojen hormonu, androstenedion hormonu ve oldukça pahalı olan östron hormonu ölçümlerine zaman zaman başvurulabilir. İnsülin Direncini Değerlendiren Testler PKO insülin direnci yani şeker hastalığı veya bu hastalığa eğilimi beraberinde getirir ve PKO nedeniyle değerlendirilen kadınlarda böyle bir durumun var olup olmadığının ilk başlarda belirlenmesi genellikle doktorlar tarafından tercih edilir. Bu amaçla aşağıdaki testlerden bir veya birkaçı yapılır. AKŞ (Açlık Kan Şekeri)Bu iki test insülin direncini belirlemede önemlidir ve genellikle sabah, 8-12 saatlik bir açlık süresini takiben yapılır. Testte aşikar şeker hastalığına işaret eden bulgular çıkabileceği gibi insülin seviyesinin aşırı yükselmesi veya AKŞ/insülin oranının bozulması bir insülin direncine işaret edebilir. İnsülin direnci ileride şeker hastalığı gelişmesi açısından yüksek risk altında olunduğunu gösteren önemli bir bulgudur. OGTT(Oral Glikoz Tolerans Testi-Şeker Yükleme Testi)İnsülin direnci veya şeker hastalığı olup olmadığını değerlendiren diğer bir testtir. Genellikle 8-12 saatlik bir açlığı takiben sabah yapılan AKŞ ölçümü ve 75 gram glikoz içildikten 2 saat sonra yapılan tokluk kan şekeri ölçümü şeklinde yapılır. PKO’lu bir kadında şeker hastalığı tanısı konduğunda tedavi aşamasına bu konuda deneyimli bir İç Hastalıkları Uzmanı veya Endokrinoloji Uzmanı'nın da katılması son derece önemlidir. Diğer Testler PKO kan yağlarını da olumsuz etkileyebilen bir hastalıktır ve aç karnına yapılan aşağıdaki testler bu durumu ortaya çıkarmaya yöneliktir. Kolesterol (HDL-Kolesterol, LDL-Kolesterol, Total Kolesterol) Ölçümü
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#16 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
Genel Tedavi Prensipleri PKO her kadında farklı belirtilerle seyredebilen bir durum olduğundan tedavi de kişinin belirti, bulgu ve beklentilerine göre kişiselleştirilir. Genel olarak PKO tedavisinde en temel amaç
azaltılmasıdır. Bu amaçla alınan önlemler hayat kurtarıcıdır (pkoriskler.html). PKO tedavisinde ikincil amaç şu anda var olan belirtilerin giderilmesine yöneliktir. Kadının Tedaviye Katılımı PKO’nun şifayla sonuçlanma, yani tümüyle ortadan kalkma ihtimali düşüktür. PKO genetik zeminde geliştiği düşünülen bir hastalıktır ve genlerin tedavi edilmesi günümüzde mümkün değildir.Bu, PKO tanısı almış kadınların umutsuzluğa kapılması için bir neden teşkil etmemelidir zira PKO’da ortaya çıkan tüm kısa vadeli belirtiler (adet düzensizliği ve gebe kalamama, tüylenme) ve uzun vadeli muhtemel sorunlar için çok fazla sayıda tedavi yöntemi vardır. PKO’nun gelişmesine zemin hazırlayan “bozuk gen”in ortaya çıkaracağı belirtileri yaşam tarzında yapılacak değişikliklerle kısmen kontrol altına almak mümkündür. Bunlar arasında en önemlisi öncelikle tanı ve tedavi aşamasında doktorun önerilerine tümüyle uymaktır. Etkili bir tedavi planı oluşturulduktan sonra en az tedavi kadar etkili diğer bir etken kilonun normal sınırlar içerisinde tutulması için çaba sarf edilmesi ve egzersiz yapma alışkanlığının ömür boyu sürdürülmesidir. Bu iki önlem insülin direncinin ortaya çıkmasını veya hafif seyretmesini sağlamada oldukça etkilidir. Var Olan Sorunların Giderilmesine Yönelik Tedavi Gebe Kalamama Sorunu Temel sorunu gebe kalamama olan bir kadında yapılan tedavi yumurtlamanın sağlamasına yönelik olacaktır. Adet Düzensizliği Sorunu Temel sorunu adet düzensizliği olan ve halihazırda gebelik düşünmeyen br kadında yapılacak tedavi adet düzenini sağlamaya yöneliktir ve bu amaçla genellikle doğum kontrol hapları kullanılır. Doğum kontrol hapı kullanımının sakıncalı olması durumunda yapılacak tedavi yumurtlama olmaması nedeniyle üretilemeyen progesteron hormonunun belli aralıklarla hap veya iğne şeklinde veya takılan kol içi çubuklar ve hormonlu spirallerle verilmesi şeklindedir. Burada amaç adet düzeninin sağlanması yanında rahim iç tabakasının korunmasıdır. Kol içi çubuklar, iğneler ve hormonlu spiraller adet düzenini tam olarak sağlayamasalar bile rahim iç tabakasını etkili bir şekilde koruyabilirler. Tüylenme Sorunu Temel sorunu tüylenme olan kadında ise uygulanacak tedavi yeni tüylenme alanlarının oluşmasına yönelik yapılacak tedavidir
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#17 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
TİROİD BEZİ SORUNLARI TİROİD BEZİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER Tiroid hormonları ve yumurtalık işlevleri birbirleriyle o kadar iç içedirler ki, yumurtalık işlevlerinde sorunların varlığı durumunda tiroid bezi işlevleri tanı aşamasının ilk başlarında değerlendirilir. Kronik bir yumurtlama bozukluğu olan Polikistik Overi (PKO) daha iyi anlayabilmek için her kadının tiroid bezi işlevleri hakkında temel bilgilere sahip olması son derece önemlidir.
Vücudun en temel işlevlerini yöneten tiroid bezine ait sorunlar (tiroid hormonlarının az çalışması, fazla çalışması veya bez içinde oluşan kitleler), erkeklerden daha çok kadınlarda görülmektedir. Tiroid bezi sorunları sıklıkla otoimmun tabiyattadır (otoimmun hastalık, vücudun kendi dokularından birine bilinmeyen nedenlerle yabancılaşması ve bu “yabancı” dokuyu bağışıklık sistemiyle vücuttan uzaklaştırmaya yönelik girişimler yapması neticesinde oluşan hastalıktır. Bağışıklık sistemi vücudun aslında kendine ait olan bu dokusunu tahrip ettikçe dokunun işlevleri aksamakta ve buna bağlı sorunlar ortaya çıkmaktadır). Kadınlarda tiroid bezi sorunlarının sık olması nedeniyle hormonal dengesizlik düşünülen hemen her durumda ve hatta aşağıda anlatılacağı gibi hiçbir şikayeti olmayan bir kadında bile belli aralıklarla tiroid hormon ölçümü yapılması önerilmektedir. Günümüzde henüz belirti ve bulgular ortaya çıkmadan bile tiroid bezi sorunlarını ortaya çıkarabilecek hassas laboratuvar ölçüm yöntemleri geliştirilmiştir. TİROİD BEZİNİN İŞLEVLERİ ![]() ![]() Tiroid bezi besinlerle aldığımız iyodu kandan çekerek içinde depolar. İyot T3 ve T4 olmak üzere iki ayrı şekilde bulunan tiroid hormonlarının yapısında yer alan önemli bir maddedir. Tiroid bezi hormonları üretirken ve iyodu depolarken emri hipofiz bölgesinde bulunan TSH (Tiroid Stimulan (uyarıcı) Hormon) adı verilen hormondan alır. TSH’ın salgısı ise hipotalamus adlı beyin bölgesinden salgılanan TRH (TSH Releasing (salgılayıcı) Hormone) adı verilen bir hormon tarafından yönetilir. Hipofiz bezi yumurtalıklara emir veren LH ve FSH ve tiroid bezine emir veren TSH dışında yan resimde görülen diğer organlara da emir verir. Doğum sonrası rahim kasılması, vücuttaki kortizon hormonu salgısının denetimi, memelerden süt salgılanması ve diğer birçok işlev hipofiz bezi denetimindedir ve hipofiz bezi sürekli olarak beynin hipotalamus bölgesi tarafından denetim altında tutulur.TRH salgısı tiroid hormonlarının kana ne kadar geçmesini gerektiğini belirleyen hormondur ve ihtiyacı vücudun her bölgesinden hipotalamusa ulaşan sinyaller tarafından yönetilir.T3 ve T4 hormonları tiroid bezi içinde tiroglobulin adı verilen bir madde içinde depolanırlar ve bu hormonlar TSH hormonu etkisiyle bu maddenin içinden çıkarak kana geçerler. T4 hormonu T3’ten çok daha fazla salgılanmasına karşın kanda ve dokularda T3 hormonuna dönüşür ve hemen tüm tiroid hormonu işlevleri esasen T3 tarafından gerçekleştirilir. Tiroid hormonları vücudun hemen her hücresinin işlevi için gereklidir ve ister diğer hormonların yapımı olsun, ister hücre büyümesi ve çoğalması olsun metabolizmanın normal işlemesi açısından vazgeçilmez hormonlardır. Ateşli hastalıklar, ağır hastalıklar, beslenme bozuklukları, stres gibi durumlarda vücut enerji tasarrufu yapmak zorundadır ve bunu kandaki tiroid hormonu seviyesini azaltarak yapar. Tiroid hormonlarının azalması vücut işlevlerinin, yani metabolizmanın, olay devam ettiği sürece yavaşlamasını sağlar (bir savaş durumunda besin maddelerinin dikkatli tüketilmesi, enerji tasarrufu yapılması gibi). Tiroid hormonları da diğer hormonlar gibi vücutta çeşitli proteinlere bağlı olarak dolaşırlar ve kandaki T3 ve T4 hormonlarının önemli kısmı başta TBG (tiroksin bağlayıcı globulin) olmak üzere çeşitli protein yapılı maddelere bağlıdırlar. Serbest olan hormonlar ise hücreler içine girerek etkilerini gösterirler. TRH, TSH hormonu salgısı yanında yine hipofizden Prolaktin hormonu salgısını da yönetir. Bu nedenle TRH hormonunun artmasına neden olan durumlar (hipotiroidi, yani tiroid hormon salgı yetersizlikleri) da neden olabilmektedirler. Prolaktin hormonu salgı bozukluğundan şüphelenilen her durumda bu nedenle kan prolaktin hormonu seviyesi yanında TSH seviyesi de bakılır (TRH artınca TSH da artacaktır, bu nedenle TRH yerine ölçümü daha kolay olan TSH seviyesi bakılır). Tiroid Bezi İşlevlerini Değerlendiren Testler Günümüzde kanda oldukça düşük TSH seviyelerini bile gösterebilen laboratuvar yöntemleri geliştirilmiştir.Serbest T4 (sT4) Bu testler arasında kan hormon seviyelerini en iyi yansıtan sT4’tür ve genellikle TSH ölçümüyle beraber tercih edilir. Kan TSH ölçümü tek başına bile tiroid bezi işlevlerini yansıtabilen hassas bir yöntemdir ve kanda yüksek bulunması tiroid bezi hormonlarının (T3, T4) düşük olduğunu, düşük bulunması ise tiroid bezi hormonlarının yüksek olduğunu gösterir. Bu tür durumlarda sT4 seviyesi değerlendirmesi yapılarak düşüklük veya yüksekliğin derecesi belirlenir. Bazı durumlarda TSH seviyeleri normal sınırlar dışında olmasına rağmen, tiroid bezi hormon seviyeleri normal sınırlar içinde bulunabilir. Bu durum hipofiz bezinin çok çalışarak (TSH’ı daha fazla üreterek) veya daha az çalışarak (TSH’ı daha az üreterek) olayı kompanse etme çabasını gösterir ve hastalığın henüz belirti vermeye başlamadan saptanmasını mümkün kılar. Diğer Testler Tiroid bezi ultrasonografisi, tiroid bezi sintigrafisi, tiroid bezinden numune alınması (aspirasyon biyopsisi) ve diğer bazı yöntemler özellikle tiroid bezi içinde kitle varlığından şüphelenilen durumlarda yapılır. Bu testlerin ayrıntısını İç Hastalıkları-Endokrinoloji branşına ait bilgiler içeren sitelerden bulabilirsiniz.
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#18 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
TİROİD BEZİ SORUNLARI GUATR (“goiter”) Nedir? Tiroid bezinin genel olarak büyümüş olduğu durumlara guatr adı verilir. Guatr en sık gıdalarla alınan iyot maddesinin yetersiz olmasına bağlı olarak gelişir. Ülkemizde özellikle Karadeniz bölgesinde iyot maddesi nispeten az olduğundan bu bölgelerde guatra sık rastlanır. Daha az alınan iyodu daha iyi bir şekilde kullanabilmek için bir anlamda depolarını büyütmek şeklinde özetlenebilecek bu guatr şekli, ek olarak iyot alınmasıyla (sıklıkla iyotlu sofra tuzu şeklinde) kendiliğinden düzelir. Diğer guatr şekilleri ise tiroid bezi içinde kitle oluşumlarına veya diğer bazı nedenlere bağlı oluşabilir.
TİROİD BEZİNİN AZ ÇALIŞMASI (HİPOTİROİDİ) Sıklıkla otoimmun nedenlere (otoimmun hastalık, vücudun kendi dokularından birine bilinmeyen nedenlerle yabancılaşması ve bu “yabancı” dokuyu bağışıklık sistemiyle vücuttan uzaklaştırmaya yönelik girişimler yapması neticesinde oluşan hastalıktır. Bağışıklık sistemi vücudun aslında kendine ait olan bu dokusunu tahrip ettikçe dokunun işlevleri aksamakta ve buna bağlı sorunlar ortaya çıkmaktadır) bağlı olarak ortaya çıkan bu durumda tiroid bezi tahribat görmüş olması nedeniyle işlevlerini daha az yapmaktadır. Guatr ile birlikte olması durumunda genellikle Hashimoto Tiroiditi (tiroidit, tiroid bezinin otoimmun süreçle oluşan iltihabıdır (iltihap ile enfeksiyon karıştırılmamalıdır) adını alır. Hipotiroidi gelişme riski her yaşta var olmasına karşın risk yaş ilerledikçe artar ve 60 yaşından sonra yüzde 2-4 oranında hipotiroidi görülür. Sık görülmesi, kolay tanı konması, tarama yönteminin ucuz ve oldukça hassas olması ve durumun kolay tedavi edilebilir olması nedeniyle günümüzde hiçbir şikayet olmasa dahi 35 yaşından itibaren 5 yılda bir, 60 yaşından sonra iki yılda bir hassas TSH (“ultrasensitif TSH”) kan ölçümüyle tarama yapılması önerilmektedir. Yine hemen her türlü endokrinolojik bozukluk şüphesinde yapılan incelemelere TSH ölçümünün de eklenmesi sık görülen bu durumun tanısı açısından önemlidir. Hipotiroidi Ne Gibi Belirtiler Verir? Üreme çağında olan kadınlarda en sık görülen belirtiler adet düzensizliği şeklindedir. Gecikmeli adet görme veya uzun süreli adet görememe direkt hipotiroidiye bağlı olabileceği gibi, hipotiroidi neticesinde artan TRH hormonunun prolaktin hormonu salgısını uyarmasıyla ortaya çıkan neticesinde olabilir. Hipotiroidide hiçbir belirti görülmeyeceği gibi görülen belirti ve bulgular vücut metabolizmasının azalmasına bağlıdır ve hemen tüm organların işlevleri yavaşlamıştır. Bunun neticesinde kabızlık (bağırsak hareketlerinin yavaşlaması), soğuğa tahammülsüzlük ve vücut ısısının düşmesi (metabolizma yavaşlamasıyla ısı üretiminin azalması), zihinsel işlevlerin yavaşlaması (unutkanlık, uykuya eğilim, sakarlık, yavaş konuşma), kolay yorulma, nabzın yavaşlaması (kalbin az çalışmasına bağlı), kansızlık (kan üretiminin azalmasına bağlı), kan kolesterol seviyelerinin artması (kolesterolün az harcanmasına bağlı), su tutulumuna bağlı ödemler, su tutulumuna bağlı olarak bilek kanalından geçen sinirin sıkışmasına bağlı oluşan karpal tünel sendromu sık görülenler arasında yer alır. Muayene bulguları arasında yukarıdakilere ek olarak kalp büyümesi, reflekslerin yavaşlaması, kas güçsüzlüğü, depresyon bulunabilir. Laboratuvar bulguları arasında yukarıdakilere ek olarak karaciğer enzimlerinde yükselme söz konusu olabilir. Hipotiroidi Tanısı Nasıl Konur? Tarama amacıyla yapılan TSH hormon ölçümünün yüksek bulunması sonrasında yapılan sT4 ölçümünün düşük bulunması tanıyı koydurur. Genellikle bu aşamada daha ileri inceleme yapmadan tedaviye başlanmakla beraber bazı durumlarda antitiroid antikorları ölçümü yapılarak olayın otoimmun olup olmadığı belirlenir. Gizli Hipotiroidi Hipotiroidi henüz tam gelişmeden önce tanı konabilir. Bu amaçla TSH tarama testi yüksek bulunduğunda kan sT4 seviyesi normal sınırlar içerisinde bulunur. Hipofiz bezi TSH salgısını artırarak tiroid bezini daha çok çalışmaya zorlamakta ve bu nedenle sT4 henüz normal sınırlar içerisinde bulunmaktadır. Belli bir süre sonunda tiroid bezi daha fazla çalışamayacak ve TSH hormonu tiroid bezini ne kadar zorlarsa zorlasın kan seviyelerini normal sınırlar içerisinde tutacak üretimi yapamayacak ve sT4 seviyesi düşük bulunacaktır. Hipotiroidi Tedavisi Nasıl Yapılır? Günümüzde tiroid hormonu eksikliğinin tedavisinde T4 hormonunun sentetik olarak üretilmiş ve tablet haline getirilmiş şekli kullanılmaktadır. Tedavi hormon seviyesinin düşüklüğüne göre belirlenir ve tedavi etkinliği belirli aralıklarla genellikle kan TSH ölçümüyle izlenir.
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#19 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
TİROİD BEZİ SORUNLARI TİROİD BEZİNİN FAZLA ÇALIŞMASI (HİPERTİROİDİ) Sıklıkla "Toksik Diffüz Guatr" (Basedow-Graves Hastalığı) veya Toksik Multinodüler Guatr (Plummer Hastalığı) şeklinde görülen hipertiroidi, hipotiroidi gibi nispeten sık rastlanan bir durumdur.
Plummer hastalığı daha çok uzun süreler guatrı olan yaşlılarda görülürken Basedow – Graves daha çok genç yaşlarda görülmektedir. Hipertiroidi Ne Gibi Belirtiler Verir? Üreme çağında olan kadınlarda adet düzensizliği belirtileri genellikle geri plandadır ancak gecikmeli adet görme veya uzun süreli adet görememe hipertiroidi durumunda da söz konusu olabilir. Hipertiroidide belirtiler hipotiroidi kadar sinsi değildir ve görülen belirti ve bulgular vücut metabolizmasının artmasına bağlıdır ve hemen tüm organların işlevleri hızlanmıştır. Bunun neticesinde ellerde titreme, sıcağa tahammülsüzlük, sinirlilik ve hassasiyet, kilo kaybı, aşırı terleme, nabzın hızlanması ve çarpıntı, ishal sık görülen belirtiler arasındadır. Bunun yanında çeşitli göz bulguları (gözlerin ileri doğru çıkması ("egzoftalmi"), göz kapağının düşmesi gibi) ve guatr gelişimi (tiroid bezinin büyümesi) söz konusu olabilir. Hipertiroidi Tanısı Nasıl Konur? Çeşitli belirtileriyle hipertiroidi düşündüren durumlarda veya tarama amacıyla yapılan TSH incelemesinin düşük bulunması ve sT4 veya sT3 seviyesinin yüksek bulunması tanıyı koymak için yeterlidir. Hipertiroidi tanısı konduktan sonra yapılacak incelemeler tiroid bezi içinde nodül adı verilen kitlesel oluşumların bulunup bulunmadığına yöneliktir. Gizli Hipertiroidi Hipertiroidi henüz tam gelişmeden önce tanı konabilir. Bu amaçla TSH tarama testi düşük bulunduğunda kan sT4 seviyesi normal sınırlar içerisinde bulunur. Hipofiz TSH salgısını azaltarak tiroid bezini daha az çalışmaya zorlamakta ve bu nedenle sT4 henüz normal sınırlar içerisinde bulunmaktadır. Belli bir süre sonunda tiroid bezi daha TSH’ın "daha az çalış" emrine uymayacak ve sT4 seviyesi yükselecektir. Hipertiroidi Tedavisi Nasıl Yapılır? Hipertiroidi tedavisinde fazladan üretilen tiroid hormonlarının dokulara olan etkisini gideren ilaçlardan faydalanılabildiği gibi (nabız hızını azaltmak için ilaç kullanılması gibi), en ideal tedavi yöntemi hormon üretimini azaltan ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlardan en sık kullanılan iki tanesi propiltiyourasil ve metimazol adı verilen ilaçlardır. Endokrinoloji uzmanı tarafından başlanan tedavinin etkinliği belli aralıklarla yapılan hormon ölçümleriyle değerlendirilir. Tiroid hormonları bu ilaçlarla normale döndükten sonra sıklıkla radyoaktif iyot tedavisi adı verilen yöntemle tedavi pekiştirilir. Bu tedavi gebelik döneminde uygulanmaz ve tedavi sonrasında da gebeliğin belli bir süre ertelenmesi radyoaktif iyodun bebeğe muhtemel zararları nedeniyle önemlidir. Bazı durumlarda fazla hormon salgısı yapan tiroid nodüllerinin ameliyatla çıkarılmaları gerekebilir. Hipertiroidi ve Osteoporoz (kemik erimesi) Menopoz döneminde nispeten sık görülen hipertiroidi bu dönemde zaten artmış olan kemik erimesi riskini daha da artırır. Bu nedenle hipertiroidi tedavisinin etkili bir şekilde yapılması son derece önemlidir. Aynı risk hipotiroidi nedeniyle tiroid hormonu tedavisi alan kadınlarda dozların iyi ayarlanamamış ve bu nedenle gereğinden fazla hormon alarak hipertiroidik hale gelmiş kadınlar için de geçerlidir.
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#20 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
TİROİD BEZİ SORUNLARI TİROİD BEZİ VE GEBELİK Gebelik bazal metabolizma hızını artıran bir durumdur ve tiroid hormonlarının üretimi artar. Bu durum bazı kadınlarda tiroid bezinin büyümesine ve daha belirgin hale gelmesine neden olabilir.
Tiroid hormonu üretimi ne kadar artarsa artsın TSH ve sT4 ölçümleri normal sınırlar içerisinde kalır ve gebelik döneminde ortaya çıkan tiroid bezi büyümeleri, hiper veya hipotiroidi belirtileri her zaman itinayla ele alınır. Gebeliğin temel hormonlarından biri olan HCG yapısal olarak TSH hormonuna çok benzer ve HCG’nin aşırı arttığı gebeliklerde (mol gebeliği, çoğul gebelikler) HCG, TSH gibi davranarak tiroid hormonu üretiminin normal sınırlar dışına çıkmasına neden olabilir. Gebelik döneminde bebeğin kendi tiroid hormonlarını kendi ürettiği ve TSH, T4 ve T3’ün ne anne tarafından bebeğe ne de bebek tarafından anneye geçebildiği kabul edilir. Yenidoğan tarama testlerinde TSH seviyesine bakılarak yaklaşık 4000’de bir görülen hipotiroidinin tanısının erken konması ve bebeğin beyinsel ve bedensel gelişimi olumsuz etkilenmeden tedavi edilmesi mümkündür. Gebelikte Hipertiroidi Tedavi edilmemiş hipertiroidi gebelikte preeklampsi, kalp yetmezliği, rahim içi gelişme geriliği ve ölü doum riskini artıran bir durumdur. Gebelikte hipertiroidinin en sık görülen belirtileri gebelik ilerlemesine rağmen kilo alamama ve uykudan uyanınca ortaya çıkan nabız hızlanmasıdır. Yine hiperemezis (çok aşırı bulantı kusma) da ender de olsa hipertiroidiye bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Tanı ve tedavi, radyoaktif iyod kullanımı hariç, genellikle gebe olmayan kadınlara uygulanan şekilde uygulanabilir. Gebelikte Hipotiroidi Ağır hipotiroidi genellikle gebe kalmaya engel bir durum yaratır ve bu nedenle gebelik döneminde çok ender görülür. Hipotiroidinin ağırlık derecesiyle ilgili olarak düşük riski, preeklampsive rahim içi gelişme geriliği gelişme riski artar. Tedavi yine sentetik tiroid hormonu ilaçları verilmesi ve hormon seviyelerinin düzenli olarak kontrol edilmesi şeklindedir. Doğum Sonrası Tiroidit Bazı kadınlarda doğumdan üç-altı ay sonra gelişen bir durumdur ve kendini hipo veya hipertiroidi şeklinde gösterebilir. Özellikle Tip I (insülin kullanılan) şeker hastalığı olan, ailesinde bu tür bir hastalığı bulunan veya daha önce bir otoimmun tiroidit atağı geçirmiş olanlarda sıktır. Sıklıkla birkaç ay içinde kendi kendine geçen bir durumdur ancak sonraki gebeliklerde tekrarlama ve ileri yaşlarda hipotiroidi gelişme eğilimindedir. Tedavi hormon değerlerine göre düzenlenir.
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|