Zet10 - Bilge Karakter Toplumu  


Geri git   Zet10 - Bilge Karakter Toplumu > Eğitim - Genel Kültür > Ödev, Ders ve Projeler > Biyoloji


Yanıtla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 12-30-2007, 03:59 PM   #21
Google Mania
 
mesefad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Nov 2007
Nerden: Google amca'dan :)
Mesajlar: 7.480
Tecrübe Puanı: 1000
mesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud of
mesefad - MSN üzeri Mesaj gönder mesefad - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart

PROLAKTİN HORMONU SORUNLARI PROLAKTİN ("SÜT HORMONU") YÜKSEKLİĞİ (HİPERPROLAKTİNEMİ) ve
GALAKTORE (GÖĞÜSLERDEN SÜT GELMESİ)
Pro-lactin= "süt üretici"
Hiperprolaktinemi= kanda prolaktin hormonu yüksekliği
Galactorrhea (galaktore okunur)= "süt şeklinde akıntı" Özellikle gecikmeler şeklinde adet düzensizliği olan kadınlarda kan prolaktin (PRL olarak kısaltılır) ölçümlerine sıklıkla başvurulur.
Kan prolaktini yüksek olan kadınlarda adet düzensizliği sıklıkla saptanırken, beraberinde göğüslerden süt gelmesi yakınması olabilir veya olmayabilir. Bunun belirleyicisi bir yandan yükselmenin ne kadar zamandan beri var olduğu öte yandan kadının meme dokusunun prolaktin hormonuna duyarlılığıdır. Gebelik döneminden uzak bir kadının meme dokusunun kan prolaktin yüksekliğine süt üretimiyle cevap vermesi gebelik ve emzirme döneminde olduğu kadar kolay değildir.
Öte yandan göğüslerinden bariz süt gelme şikayeti olan kadınlarda bazen prolaktin hormonu ölçümleri normal bulunabilmektedir. Bunun muhtemel nedeni günümüz laboratuvar yöntemleriyle ölçülemeyen (veya rutin olarak ölçülmeyen) ancak güçlü süt yapıcı özellikleri olan bazı prolaktin hormonu alt türlerinin bulunmasıdır.
Prolaktin Hormonunun İşlevleri

Beyinde bulunan ve birçok hormonun salgılandığı hipofiz salgı bezinde üretilerek salgılanan ve lohusalık ve emzirme döneminde süt üretiminden, yumurtlamanın ve böylece adetlerin durmasından sorumlu olan, böylece emzirme döneminde kadını yeniden gebe kalmaktan (belli bir süre) koruyan prolaktin hormonu çeşitli nedenlere bağlı olarak uygunsuz salgılandığında adet döngüsünün düzeninin bozulmasına ve beraberinde göğüslerden süt veya süt benzeri bir sıvının salgılanmasına neden olabilir.
Prolaktin hormonu hipofiz bezi dışında rahim dokusundan da salgılanan ve muhtemelen adet döngüsü üzerinde henüz tam olarak aydınlatılamamış olan başka işlevleri de bulunan bir hormondur.
Prolaktin hormonu gebeliğin 8. haftasından itibaren kanda artmaya başlar. Bu artışın amacı kadını bebek doğar doğmaz emzirebilir duruma getirmektir. Prolaktin hormonu bu amaçla gebelikte meme dokusunun büyümesini uyarır ve memelerde halk arasında ağız (veya ağız sütü) olarak bilinen kolostrum adı verilen ilk sütün üretimini sağlar. Bazı kadınlarda kolostrum memelerden henüz gebelik döneminde salgılanabilir ve bunun normal olduğu kabul edilir.
Prolaktin Hormonu Neden Yükselir?
Prolaktin hormonunun emzirme dönemi dışında kendiliğinden uygunsuz bir şekilde salınımına neden olan durumlar net olarak belirlenmiş değildir ve çoğu durumda araştırmalar sonuçsuz kalır.
Bunun yanında göğüs bölgesine rastlayan şiddetli darbeler, bu bölgeye uygulanan büyük ameliyatlar, uzun süreli ruhsal stres, meme uçlarının sürekli olarak uyarılması (kadının sürekli olarak memelerinden süt gelip gelmediğini kontrol etmek için sıkması belli bir süre sonunda gerçekten süt akışının başlamasına neden olabilir!), bazı karaciğer ve böbrek hastalıkları, prolaktin hormonunun yükselmesine neden olabilmektedir.
Yine depresyon için kullanılan ilaçların bazıları, hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçların bazıları, östrojen hormonu, doğum kontrol hapları ve diğer bazı ilaçlar yan etki olarak prolaktin yükselmesine neden olabilmektedirler.
Hormonal dengesizlikler de prolaktin yükselmesine neden olabilmektedir. Bunlar arasından özellikle tiroid bezinden salgılanan hormonların yetersiz olması (
) prolaktin yükselmesine neden olan ve nispeten sık görülen bir durumdur. Bu nedenle kan prolaktin hormonu ölçümüne sık görülen bu hastalığın ortaya çıkarılabilmesi için TSH adı verilen hormon ölçümü mutlaka eklenir.
Prolaktin hormonu hipofiz bezinden salgılanan ve buradaki salgısı da hipofizin hemen üstünde yer alan hipotalamus bölgesi tarafından kontrol edilen bir hormondur. Bu nedenle hipofiz veya hipotalamusun tüm hastalıklarında kan prolaktin hormonu yükselebilir.
Hipofiz Bezinde Kitleye (Hipofiz Adenomu) Bağlı Olarak Prolaktin Yükselmesi
Hipofiz bezinden prolaktin hormonu salgısı yapan hücreler bazı durumlarda kontrolsüz bir şekilde çoğalabilmekte ve bu çoğalan hücrelerden vücudun ihtiyacından daha fazla prolaktin hormonu salgılanmaktadır. Çoğalan bu hücreler bazı durumlarda ufak kitlesel oluşumlara dönüşebilmektedir. Adenom adı verilen bu kitleler çoğu durumda hipofiz bezinin ve beynin diğer bölgelerini olumsuz yönde etkilememekte, çok ender bazı durumlarda ise büyüyerek çevre dokulara (özellikle görme sinirine) etki ederek çeşitli sorunlara neden olabilmektedir.
Prolaktin Hormonu Yükselmesi Ne Gibi Belirtiler Yapar?
Hiperprolaktinemi sorunu olan bir kadında en sık görülen belirti memelerden kendiliğinden süt gelmesi (galaktore) ve özellikle gecikmeler şeklinde adet düzensizliğidir. Ancak hiperprolaktinemi ara kanamaları, sık adet görme, adet kanamasının azalması ve diğer tüm adet düzensizliklerine de neden olabilir. Adet düzensizliğinin en muhtemel nedeni adet döngüsünde yumurtlamanın olmamasıdır.
Yumurtlamanın olmaması kadında gebe kalamama sorunu ortaya çıkarabilir. Gebe kalamama nedeniyle başvuran kadınlarda yapılan araştırmalarda %5-10 oranında prolaktin hormonu yüksekliği saptanabilmektedir.
Prolaktin hormonu yüksekliği bir hipofiz adenomuna bağlı olduğunda yukarıdaki belirtilere ek olarak baş ağrıları ve görme bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Bu iki belirti hiperprolaktinemi sorunu olan kadınlarda oldukça ender görülür.
Tanı Nasıl Konur?
Adet düzensizliği, gebe kalamama, göğüslerden emzirme dönemi dışında süt gelmesi şikayetlerinden herhangi biri veya birkaçı ile başvuran kadınlara doktorlar tarafından kanda prolaktin hormonu ölçümü istenir.
Hiperprolaktinemi tanısı alan bir kadında hormon düzeyi belli bir seviyenin üzerinde (bu seviye doktordan doktora ve hastanın durumuna göre değişebilir) bulunduğunda genellikle hipotalamus ve hipofizi görüntüleyen bir yöntemle bu bölgede bir sorun olup olmadığı araştırılır. Bu incelemenin amacı kadında hipofiz adenomu bulunup bulunmadığının ortaya konması ve bölgede hiperprolaktinemi sorununa neden olabilecek diğer ender durumların araştırılmasıdır.
Görüntüleme yöntemi olarak basit bir sella tursika ("sella turcica") (kafa içinde hipofizin bulunduğu anatomik bölge) röntgeni istenebileceği gibi, adenom şüphesinin yüksek olduğu durumlarda daha hassas, ancak maliyeti daha yüksek olan BT (tomografi) veya MR (manyetik rezonans) incelemeleri gerekebilir.


sella turcica bölgesinin MR görüntüsü
Nasıl Tedavi Edilir?
Prolaktin hormonu yüksekliğinin yarattığı sorunlar farklı olabileceğinden tedavi şekilleri de farklıdır.
Özellikle galaktore (göğüslerden süt gelmesi) durumunda kan prolaktin hormonu ölçümü birkaç kez alınan kan numunelerinde normal bulunsa bile, hiperprolaktinemi kabul edilerek tedavi etmek uygun bir yaklaşım olarak görülmektedir. Yazının başında anlatıldığı gibi prolaktin hormonunun bazı alt türleri laboratuvar ölçümlerine yansımamakta, böylece gerçekte prolaktin hormonu yüksek olan bir kadının prolaktini "normal" bulunabilmektedir. Ancak bu çok ender görülen bir durumdur.
Tiroid beziyle ilgili bir sorun saptandığında tedavi bu bölgeye yönlendirilir.
Prolaktin Seviyesini Düşüren İlaçlar
Bu ilaçlar hipofiz bezinde prolaktin hormonu üreten hücrelere direkt etkiyle üretimi azaltırlar ve ağızdan kullanılan, vajinal uygulanan veya kalçadan enjeksiyon şeklinde uygulanan şekilleri vardır.
Tedaviye başlamadan önce genellikle yukarıda anlatılan ve prolaktin hormonunun yükselmesine neden olabilecek dış etkenler saptanır ve giderilmeye çalışılır (ilaç kullanımı, meme uçlarının sürekli sıkılması gibi).
Sorun gebe kalamama olduğunda genelde prolaktin seviyesini düşüren ilaçlar ve bazen beraberinde yumurtlamayı sağlayıcı ilaçlar kullanılır.
Sorun göğüslerden süt gelmesi olduğunda prolaktin seviyesini düşüren ilaçlardan faydalanılır.
Sorun adet düzensizliği olduğunda yine prolaktin seviyesini düşüren ilaçlardan faydalanılır. Çocuk istemeyen bir kadında böyle bir durumda yalnızca belirtiyi ortadan kaldıran, yani adet kanamalarını düzene sokan ilaçlardan da faydalanılabilir.
Tesadüfen saptanan ve belirtiye neden olmayan hafif prolaktin yükselmelerinde genellikle tedavi gerekmez. Belli aralıklarla takip edilir.
Hipofiz Adenomunun Tedavisi
Görüntüleme yönteminde adenom saptandığında öncelikle adenomun bası belirtileri yaratıp yaratmadığı araştırılır.
Adenomlar iyi huylu tümörlerdir, kanserleşme eğilimi göstermezler ve genellikle çok yavaş büyürler ve hatta çoğu durumda küçülme eğilimindedirler. Otopsilerde hiçbir şikayeti olmadığı bilinen kadınlarda bile %1-5 oranında hipofiz adenomuna rastlanabilmektedir.
Hipofiz adenomlarının çapları bir santimetreden küçük olanlara mikroadenom, büyük olanlara makroadenom adı verilmekle beraber önemli olan adenomun boyutu değil çevre dokulara baskı yapıp yapmadığı, büyüme ve hormon salgılama hızıdır.
Hipofiz adenomunun yaptığı basının yaygınlık derecesi genellikle görüntüleme yöntemine net olarak görülmekle beraber görme sinirine bası varlığını araştırmak amacıyla görme alanı muayenesine sıklıkla başvurulur.
Adenomların büyük kısmı prolaktin hormonunu düşürücü ilaçlarla tedavi edilebilir niteliktedir. Bu ilaçlar hücrelerin sayıca çoğalmasını etkili bir şekilde önleyebilmektedirler ve artık burun yoluyla tümörü çıkarma şeklinde gerçekleştirilen ameliyatlara oldukça ender başvurulmaktadır. Özellikle şiddetli belirtilere neden olan (şiddetli baş ağrısı, görme alanının çok daralmış olması) veya hızlı büyüme eğilimi gösteren adenomlarda ameliyat gerekebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Takip
Hiperprolaktinemi belirtileri ilaçla giderildikten sonra doktorun belirlediği aralıklarla düzenli olarak kan prolaktin ölçümlerine devam edilir. Adenom varlığında yine belli aralıklarla görüntüleme yöntemleri ve görme alanı muayeneleri tekrarlanır.
Takip tedavinin ilk aylarında daha sık aralıklarla yapılırken, hormon seviyelerinin yükselme eğiliminde olmadığı durumlarda takiplerin arası giderek açılır.
Gebelik döneminde takipte kanda prolaktin hormonu doğal olarak yükseldiğinden bu hormonun ölçümü takipte kullanılmaz.
__________________
Bir de sen bırak beni
Unut gittiğin bir yerde
Kim kaldı ki
Çok büyüdüm sayende



mesefad isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 12-30-2007, 03:59 PM   #22
Google Mania
 
mesefad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Nov 2007
Nerden: Google amca'dan :)
Mesajlar: 7.480
Tecrübe Puanı: 1000
mesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud of
mesefad - MSN üzeri Mesaj gönder mesefad - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart

ADET DÖNGÜSÜ – KADININ 28 GÜNÜ Üreme çağında olan bir kadında ortalama 28 günde bir tekrar eden sürece adet döngüsü adı verilir. Adet kanamasını tarif etmek için dilimizde halk arasında farklı ifadeler kullanılmaktadır. Bunlar arasında en sık rastlanılanları “aybaşı olmak”, “adet olmak”, “adet görmek”, “regl olmak”, “menstruasyon kanaması görmek” (menstruasyon İngilizce’de adet kanamasının tam karşılığı olan menstruation kelimesinden dilimize aktarılmıştır), “mens olmak”, “kanama görmek”, “peryod” ve “hastalanmak” ifadeleridir. Daha ender rastlanan ve olayın tam karşılığı olmaktan uzak olanlar ise “kirlenmek” ve “renkli olmak” şeklinde olanlardır.
Adet döngüsü veya siklus, son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet tarihinin ilk gününe kadar geçen zamanı ve bu zaman içinde kadın vücudunda gerçekleşen olayları ifade eder.
Bir adet döngüsü kadında genellikle 28 gün sürmekle birlikte 21 ile 35 gün arası normalin alt ve üst sınırlarıdır. Adet kanaması ortalama 4 gün devam eder ve 1 ile 7 gün arası normalin alt ve üst sınırları olarak kabul edilir. Adet kanaması esnasında 20 ile 80 mililitre arasında miktarda kan kaybedilir.
Adet döngüsü ergenlik döneminden, yumurtalıklarda olgunlaşabilecek yumurta hücrelerinin tümüyle tükendiği menopoz dönemine kadar devam eder. Bu zaman dilimi içerisinde gebelik döneminde ve emzirmenin devam ettiği sürenin büyük kısmında geçici olarak duraklar.
Adet Kanamasının Ay İle İlgisi Var Mı?
Kadınların bir kısmı adet kanamasını “aybaşı” olarak tarif ederler. Bu, insanoğlunun ay ile kadının adet döngüsünü çok önceden beri ilişkilendirdiğini gösteren önemli bir bulgudur. Aynı ilişkilendirme yabancı dillerde de yaygındır.“Menses” Latince’de “adet kanaması” anlamına gelmekle beraber yine bu dilde aynı zamanda “ay” anlamına gelen “mensis” kelimesinin çoğuludur yani “aylar” anlamına da gelmektedir. Bu kelime Latince’ye muhtemelen Yunanca’da “ay” anlamına gelen “mene” kelimesinin aktarılmasıyla türetilmiştir.
Ay ile adet döngüsü ve kanaması arasındaki en önemli benzerlik dünyanın uydusu olan Ay’ın da aynen adet döngüsü gibi kendine özgü bir döngüsü olmasıdır. Bu döngünün başından sonuna doğru ay dünyamızda farklı şekillerde görünür. Ay’ın bir döngüsü 29.5 gün sürer ve bu döngüde bir şaşma olmaz.
Bazı kültürlerde tüm kadınların aynı zamanda adet gördüklerine ve kadınların hepsinin Ay ile birlikte çeşitli ruhsal ve bedensel evrelerden geçtiklerine inanılmaktadır. Bilimsel olarak kanıtlanmamış, ancak Amerikan halkının kullandığı bir yönteme göre adet düzensizliği olan kadınlar odalarında ay ışığını temsil eden hafif bir ışığı açık bırakarak uyumakta ve iddialarına göre adetleri düzene girmektedir. Yine eski bir Amerikan geleneğine göre adet sorunları olan kadınlar Ay ile konuşmaktadırlar.
İlk “Adet Kanaması”
Çocukluk çağından ergenlik çağına geçiş döneminde, ortalama olarak 12.5 yaşında kız çocuğu ilk adet kanamasını görür. Bu “ilk kanama” henüz yumurtlama süreci devreye girmediğinden, gerçek ve düzenli aralıklarla oluşan bir adet kanaması olmaktan uzaktır. Kız çocuğunun hormon salgı mekanizmaları ve genital organları olgunlaştığında yumurtlama süreci de başlar ve oluşan adet kanamaları, adet döngüsünün bir parçası olarak düzenli hale gelir.
Adet Kanamasının İşlevi Nedir?
Adet döngüsü esnasında beyinde, yumurtalıklarda ve rahim iç tabakasında farklı olaylar meydana gelir. Beyinden salgılanan hormonların yumurtalıklardan birini uyarmasıyla başlayan süreç, uyarılan yumurtalıktan döllenmeye hazır bir yumurta hücresinin serbestleşmesine neden olur, bu esnada rahim iç tabakası da kendini muhtemel bir gebeliğe hazırlar. Döllenme gerçekleşmediğinde serbestleşen yumurta hücresinin ömrü biter ve gebelik için hazırlanmış rahim iç tabakasının adet kanamasıyla dışarı atılmasını takiben yeni bir adet döngüsü başlar.
Adet kanamasının amacı her adet döngüsünde oluşabilecek muhtemel bir gebeliğin yerleşebilmesi ve uygun şartlarda gelişebilmesi için rahim iç tabakasının “tazelenmesi” olarak değerlendirilebilir.
__________________
Bir de sen bırak beni
Unut gittiğin bir yerde
Kim kaldı ki
Çok büyüdüm sayende



mesefad isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 12-30-2007, 03:59 PM   #23
Google Mania
 
mesefad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Nov 2007
Nerden: Google amca'dan :)
Mesajlar: 7.480
Tecrübe Puanı: 1000
mesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud of
mesefad - MSN üzeri Mesaj gönder mesefad - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart

Adet Döngüsünde Beyinde Gerçekleşen Olaylar

Adet kanamasının ilk günü yeni bir adet döngüsünün başlangıcıdır. Bu aşamada beyin dokusunun derinlerinde yer alan hipotalamus adlı bölgeden salgılanan GnRH adı verilen hormon, hipotalamusa yakın yerleşimli hipofiz adı verilen salgı bezinden folikül uyarıcı hormon (FSH) salgısını başlatır. FSH hormonu etkisiyle yumurtalıklardan birinde yeni bir yumurta hücresi folikül adı verilen bir kesecik içinde olgunlaşmaya başlar. Bu olgunlaşma süreci tamamlandığında, olgun folikül içinde üretilen yüksek miktarlarda östrojen hormonu etkisiyle bir yandan rahim iç tabakası gelişmeye başlar, öte yandan hipofiz bezinden LH adı verilen başka bir hormon salgılanır. LH hormonu yumurta hücresini barındıran folikülü “çatlatır” ve yumurta hücresini serbest bırakır. Yumurta hücresinin serbest kalmasına yumurtlama (ovulasyon) adı verilir.

Erkeklerdeki "erkeklik hormonu" olarak bilinen testosteron hormonu ve sperm hücresi üretimi kadındakilere benzer bir şekilde gerçekleşir. Hipotalamustan salgılanan GnRH hormonu hipofizden LH ve FSH hormonlarını salgılatır ve buı hormonlar testise etki ederek bu olayların gerçekleşmesini sağlar.
Yumurtlama olduktan sonra gebelik oluşursa salgılanan hormonlar beyindeki hormonların işlevlerini durdururlar ve böylece gebelik döneminde ve lohusalık döneminde yumurtlama ve adet kanaması geçici olarak durur.
Gebelik gerçekleşmediğinde belli bir süre sonra oluşan adet kanaması sonrasında beyindeki hormonlar yeni bir adet döngüsünü başlatmak amacıyla yeniden salgılanırlar.
Görüldüğü gibi yumurtlama ve adet kanaması temel olarak beyin tarafından yönetilen işlevlerdir. Bu işlevin merkezi olan hipotalamus beyin dokusunun duygulanımlarla ilgili olan bölümleriyle çok yakın komşuluktadır. Bu yakın komşuluk nedeniyle ruhsal kaynaklı stres kadında yumurtlama işlevinin olumsuz etkilenmesine ve bu da adet kanamasının zamansal özeliklerinin değişmesine neden olabilir (adet kanamasının gecikmesi veya erken gerçekleşmesi gibi).
__________________
Bir de sen bırak beni
Unut gittiğin bir yerde
Kim kaldı ki
Çok büyüdüm sayende



mesefad isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 12-30-2007, 04:00 PM   #24
Google Mania
 
mesefad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Nov 2007
Nerden: Google amca'dan :)
Mesajlar: 7.480
Tecrübe Puanı: 1000
mesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud of
mesefad - MSN üzeri Mesaj gönder mesefad - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart

Adet Döngüsünde Yumurtalıkta Gerçekleşen Olaylar
Her adet döngüsünün başında yumurtalıklardan birinde yumurtalığın dış yüzeyine yakın yerleşimli yumurtalık hücrelerinden biri beyinden salgılanan FSH hormonu etkisiyle olgunlaşma sürecine girer. Olgunlaşan yumurta hücresi bu süreçte içi berrak bir sıvı dolu olan ve folikül adı verilen bir kesecik içindedir.

Başlangıçta birkaç milimetre olan folikül, adet döngüsünün ortasına yaklaşıldığında 16-20 milimetre çapına ulaşır.
Folikül içinde adet döngüsünün ilk günlerinden itibaren giderek artan miktarlarda salgılanan östrojen hormonu folikül olgunlaştıkça ve büyüdükçe daha da çok miktarlarda üretilir ve kana geçer. Kandaki östrojen hormonu en yüksek seviyeye ulaştığında beyinde luteinize edici hormon (LH) salgısını uyarır.
LH salgısı 12 saat gibi kısa bir sürede hızla artar ve doruk noktasına ulaşır("LH piki"). LH hormonu seviyesinin bu denli hızlı artmasıyla olgun folikül yapısı en ince noktasından çatlar ve içindeki yumurta hücresini serbest bırakır. 28 günlük adet döngüsü olan bir kadında yaklaşık 14. gün gerçekleşen bu olaya yumurtlama adı verilir.
Serbestleşen yumurta hücresi komşu Fallop tüpünün saçakları tarafından yakalanarak tüp içine alınır.

Üstteki resimde solda bir Fallop tüpünün kesiti görülmektedir. Fallop tüpü saçakların bulunduğu uçta karın boşluğuyla, diğer uçta rahim içi boşlukla temas halindedir. Saçakların aktif hareketleri yumurta hücresinin karın boşluğuna düşmesini engeller ve tüp içine giren yumurta hücresi, tüpün içinde bulunan silya adlı tek yönde harekete izin veren özel “tüycükler” yardımıyla Fallop tüpünün içinde rahim içi boşluğa doğru ilerler.
Folikül çatladıktan sonra "çatlama bölgesinde" Sarı Cisim (lat: Corpus Luteum) adı verilen bir yapı oluşur ve bu yapı progesteron hormonu üretmeye başlar.
Sarı Cisim gebelik oluştuğunda bebeğe hormon desteği vermek üzere yaklaşık 10. gebelik haftasına kadar progesteron hormonu salgılamaya devam eder. 10. haftadan itibaren bebek kendi progesteron hormonunu kendisi üretebilecek hale gelir ve görevi devralır.
Gebelik oluşmazsa Sarı Cismin işlevi 14 günde biter ve sarı cisim geriler. Sarı Cismin hormon salgısının durmasıyla kanda progesteron hormonu seviyesi kısa sürede düşer ve bu rahim iç tabakasının desteğini kaybederek “yıkılmasına” neden olur. Bu “yıkılma” adet kanamasıyla birlikte olur ve “yıkılan” doku kanamayla birlikte vücuttan atılır.
Adet kanamasıyla birlikte yeni bir adet döngüsü başlar.
Yumurtalık dokusunda adet döngüsünün ilk yarısında östrojen hormonu hakimiyetinde gerçekleşen folikül olgunlaşması foliküler evre, ikinci yarısında Sarı Cisim (Corpus Luteum) tarafından salgılanan progesteron hormonu hakimiyetinde gerçekleşen evre luteal evre adını alır.
__________________
Bir de sen bırak beni
Unut gittiğin bir yerde
Kim kaldı ki
Çok büyüdüm sayende



mesefad isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 12-30-2007, 04:00 PM   #25
Google Mania
 
mesefad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Nov 2007
Nerden: Google amca'dan :)
Mesajlar: 7.480
Tecrübe Puanı: 1000
mesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud of
mesefad - MSN üzeri Mesaj gönder mesefad - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart

Rahim İç Tabakasında Gerçekleşen Olaylar
Rahim iç tabakası adet döngüsünün ilk gününden itibaren salgılanan östrojen hormonu etkisiyle kalınlaşır. Yumurtlama gerçekleştiğinde salgılanan progesteron hormonu bir yandan östrojen hormonunun bu kalınlaştırıcı etkisini frenler, öte yandan rahim iç tabakasını özel bazı maddeler salgılamaya yönelterek döllenmesi muhtemel bir yumurta hücresinin yerleşmesi ve gebeliğin başlaması için elverişli duruma getirir.
Rahim iç tabakasında adet döngüsünün ilk yarısında östrojen hormonu hakimiyetinde gerçekleşen kalınlaşma proliferatif evre (proliferasyon=kalınlaşma), ikinci yarısında progesteron hormonu hakimiyetinde gerçekleşen salgılama ise sekresyon evresi (sekresyon= salgılama) adını alır.
Neden Kanama Olur?

Yumurtlama sonrası yumurtalıkta oluşan Sarı Cismin ömrü 14 gündür. Sarı Cisim “yaşlandıkça” salgıladığı progesteron hormonu azalır. Kandaki progesteron hormonu belli bir seviyenin altına indiğinde rahim iç tabakası desteğini kaybederek "yıkılmaya" başlar. İşte bu “yıkılma” kanamayla birlikte olduğundan adet kanaması adını alır.
Sarı Cismin ömrünün sabit olarak 14 gün olmasının özel bir anlamı vardır: 28 günde bir adet kanaması gören bir kadında yumurtlama 14. günde olmaktadır, halbuki 30 günde bir adet kanaması gören bir kadında yumurtlama günü 30-14=16. gündür. Aksine 26 günde bir adet kanaması gören bir kadında ise yumurtlama günü 26-14=12. gündür.
Solda üstteki resim rahim iç tabakasında adet döngüsünün ilk gününden itibaren başlayan kalınlaşma sürecini şematik olarak göstermektedir. Alttaki şemada ise adet döngüsünün günlerine göre vücutta oluşan hormon seviyeleri görülmektedir. Östrojen hormonunun kanda artmasından hemen sonra LH hormonunun da bariz bir şekilde arttığına dikkat ediniz. Şemada ayrıca progesteron hormonu salgısının yumurtlamadan önce oldukça düşük olduğu, yumurtlamadan sonra ise bariz bir şekilde arttığı gözlenebilir.

Adet Döngüsü Uzunluğu
Adet döngüsünün süresi, yani adet kanamasının ilk gününden bir sonraki adet kanamasının ilk gününe kadar geçen zaman ortalama 28 gündür. Kadınların %15’i 28 günde bir adet kanaması görürlerken, %0.5’i 21 günden daha kısa, %1’i 35 günden daha uzun bir zamanda kanama görürler.
Adet kanamasının ilk başladığı zamanı takip eden 5-7 yıllık süre içerisinde adet döngüsü genellikle daha uzundur. Hormon salgılayan sistemler olgunlaştığında üreme çağına özgü düzenli kanama paterni ortaya çıkar.
Kadın 40’lı yaşlara geldiğinde hormon salgısındaki doğal değişiklikler döngünün yeniden uzamasıyla sonuçlanır. 2-8 yıl devam eden bu süre sonunda menopoz ortaya çıkar. Bu süre içerisinde adet döngüsünün uzamasını belirleyen temel olay yumurta hücresinin olgunlaşmasına kadar geçen sürenin uzamasıdır.
__________________
Bir de sen bırak beni
Unut gittiğin bir yerde
Kim kaldı ki
Çok büyüdüm sayende



mesefad isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 12-30-2007, 04:00 PM   #26
Google Mania
 
mesefad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Nov 2007
Nerden: Google amca'dan :)
Mesajlar: 7.480
Tecrübe Puanı: 1000
mesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud ofmesefad has much to be proud of
mesefad - MSN üzeri Mesaj gönder mesefad - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart

YUMURTLAMA'NIN BELİRLENMESİ Polikistik Over (PKO), aslında temel olarak bir yumurtlama bozukluğudur ve bu nedenle PKO tanısı konmasında bu yumurtlama bozukluğunun varlığının gösterilmesi biz doktorları PKO tanısı konmasına yaklaştırırken, yumurtlamanın düzenli olarak var olduğunun belirlenmesi bizleri PKO tanısından oldukça uzaklaştırır. Yumurtlama, üreme çağında olan kadınların vücutlarının en temel işlevlerinden biridir ve yumurtlama olması kadın vücudunda kendi hissettiği çeşitli belirtilere ve tıbbi olarak ortaya konulabilen çeşitli muayene ve laboratuvar bulgularının ortaya çıkmasına neden olur.

PKO, kronik bir yumurtlama bozukluğudur. Normalde üreme çağında olan bir kadında senede ortalama 12 kez olan yumurtlama, PKO durumunda 3-4 gibi düşük sayılara inebileceği gibi, hiç olmayabilir. Tersine tümüyle normal olan bir kadında, senede bir veya birkaç kez yumurtlama olmayabilir.
Burada hemen vurgulanması gereken nokta yumurtlama bozukluğunun direkt olarak PKO’ya işaret etmediğidir. Yumurtlama bozukluğu başta
ve
olmak üzere çok çeşitli hormonal dengesizliklere bağlı oluşabileceği gibi, ileri yaşlarda yumurtalıklardaki yumurta hücrelerinin azalmasına bağlı yani tümüyle doğal olarak ortaya çıkabilir. Çok ender durumlarda genç yaştaki kadınlarda çeşitli nedenlerle yumurta hücreleri tükenebilir ve “
” adı verilen sorun ortaya çıkabilir.
Yumurtlamanın düzenli olması kadında PKO olma olasılığını hemen hemen yüzde sıfıra indiren bir durumdur ve yıllık görülen adetlerin çoğunda aşağıdaki özelliklerin olması düzenli yumurtlamaların gerçekleştiğinin kesin olmayan ancak kuvvetli göstergeleridir:
Adet Kanamalarının İstikrarlı Bir Şekilde 21-35 Gün Aralıklarla Olması
Burada dikkat edilmesi gereken temel nokta, kadınların çoğunun 28 günlük adet döngülerine (adet döngüsü bir kanamanın ilk gününden diğer kanamanın ilk gününe kadar geçen süredir) sahip olması ve bir ayın 30-31 gün sürmesi nedeniyle her ay kanamanın birkaç gün geri atmasının normal olduğudur. Yine diğer önemli bir nokta da istikrardır. Bir kadın her ay 21-35 günde bir adet kanaması görmesine karşın adet döngüsü istikrarlı olmayabilir. Örnek olarak son 6 döngüsü 23, 32, 25, 30, 30, 34 gün sürmüş olan bir kadında, döngüler 21-35 günlük normal gün sınırları içinde olmasına karşın adet düzensizliği söz konusudur.

Adet Döngüsünde Ortaya Çıkan Belirtiler
Adet kanamalarından birkaç gün önce başlayan çeşitli belirtiler (ruhsal belirtiler, vücutta şişkinlik hali, göğüslerde dolgunluk ve hassasiyet) ve bu belirtilerin adet kanamasıyla beraber kaybolması, adet kanaması esnasında az veya çok hissedilen hassasiyet ve ağrı, yumurtlama olduğunun en kıymetli göstergelerindendir. Bu belirtilerin hiç birinin olmaması ve kadının beklenmedik bir zamanda adet kanaması görmesi yumurtlama bozukluğuna işaret edebilir.
Bazı kadınlarda adet döngüsünün tam ortasında yumurtlamanın olduğu yumurtalık tarafında kısa süren bir ağrı ortaya çıkabilir. Almanca’da “ortasında oluşan ağrı” anlamına gelen Mittelschmerz olarak adlandırılan bu durum çok kıymetli bir yumurtlama göstergesidir ve genellikle her ay olur. Bu ağrı yalnızca %5 sağlıklı kadın tarafından hissedilir ve hissedilmesi yumurtlama açısından kıymetli bir belirtiyken hissedilmemesi yumurtlama olmadığının oldukça zayıf bir göstergesidir.
Adet Kanının Özellikleri
Adet kanamasıyla atılan kan koyu renkli ve pıhtılaşmayan bir kandır ve kadınlar bu kanın özelliklerini diğer çeşit kanamalardan kolaylıkla ayırt ederler.
Üreme Özellikleri
Hiçbir sorun yaşamadan bir veya birkaç kez gebe kalmış bir kadının PKO sorunu olma olasılığı hemen hemen yoktur.
Kadının Kendi Kendine Yumurtlamasını Belirlemesi
Salgı İnceleme Yöntemi
Rahimağzından salgılanan mukus (mukus, "kaygan, yapışkan sıvı" anlamına gelir), adet döngüsü boyunca salgılanan hormonların (östrojen ve progesteron hormonları) etkisiyle döngünün farklı günlerinde farklı özellikler gösterir. Bu değişiklikleri anlayabildiğinizde yumurtlamanızın olduğunu ve hatta ne zaman olduğunu doğru bir şekilde belirlemeniz mümkündür.
Günlük kontrollerinizde rahimağzı salgınızın özelliklerini işaret ve orta parmaklarınızı vajinanızın derinliklerine yerleştirerek belirlemelisiniz. Salgının bir kısmını parmaklarınızla toplayıp dışarı alabilirseniz işiniz daha da kolaylaşır.
Bakmanız gereken salgının kıvamı ve esnekliğidir:
Rahimağzı salgısı adet döngüsünün ilk günlerinde yani östrojen hormonunun kanda yükselmeye başladığı zamanlarda yapışkan bir özelliktedir.
Daha sonra kan östrojen hormonu seviyesi yumurtlamanın hemen öncesinde en yüksek seviyeye ulaştığında kaygan ve oldukça esnektir, salgının çektikçe uzadığını görebilirsiniz (Resim).
Yumurtlama gerçekleştikten sonra salgı yine yapışkan, ancak çektikçe uzamayan özelliklerine geri döner.

Elinize gelen salgı yumurta akı kıvamlı, beyaz-sarı renkli ve baş ve işaret parmaklarınız arasında çektikçe, yani parmaklarınızı birbirinden uzaklaştırdıkça uzama eğilimi gösteren bir özellik taşıyorsa ve vajinanızın "ıslak" olduğunu hissediyorsanız bu, yumurtlamanızın kısa süre önce gerçekleştiğini veya yaklaştığını gösteren en değerli bulgulardan biridir. Mukusun en bol olduğu ve kıvamının en fazla olduğu gün yumurtlama gününüzdür. Bundan sonra rahimağzı salgınız giderek bu özelliklerini yitirir.
Bazal Vücut Isısı Ölçme Yöntemi
Yumurtlama olduktan sonra vücut ısısı önce hafifçe düşer, progesteron hormonu salgısıyla birlikte birkaç dizyem (derecenin onda biri) yükselir. Bu yöntemi kullanabilmeniz için elinizde bazal vücut ısısı ölçmeye uygun hassas bir termometreniz olmalıdır.

Yukarıdaki resimde bazal vücut ısısının günlere göre değişiminin grafiğe dönüştürülmüş şekli görülmektedir. Yumurtlamanın olduğu 14. gün ısının hafifçe düştüğüne, daha sonra belirgin bir şekilde yükseldiğine dikkat ediniz.
Vücut ısısının uykusuzluk, ateşli hastalıklar, yorgunluk, stres gibi olaylardan da etkilendiğini ve bu durumlarda arttığını unutmamalısınız.
YUMURTLAMA OLGUSUNU SAPTAMADA KULLANILAN TIBBİ YÖNTEMLER
Progesteron Hormonu Ölçümü
Progesteron hormonu yumurtlama olduktan sonra salgılanan bir hormondur ve adet döngüsünün genellikle 21. gününde kanda yapılan ölçüm belli bir seviyenin üzerinde saptandığında bu yumurtlama olduğunun kesin göstergesidir.
Folikülometri
Folikül, yumurtlamanın gerçekleşeceği yumurtalıkta adet döngüsünün başlangıcından itibaren büyüyen ve belli bir çapa ulaştığında çatlayarak içindeki yumurta hücresini serbest bırakan içi sıvı dolu keseciktir. Folikülometri, veya diğer adıyla folikül takibi, adet döngüsü boyunca bu değişikliklerin ultrasonografi yardımıyla takibini sağlayan yöntemdir. Adet döngüsünün başında yumurtalıklardan birinde belirmeye başlayan folikül gün geçtikçe büyür ve bu büyüme takip edilir. Belli bir çapa (18-22 milimetre) ulaştıktan sonra, genellikle adet döngüsünün ortasında bu folikülün çapının küçüldüğü, büzüştüğü ve “söndüğü” gözlenir. İçindeki sıvı ise bu aşamada rahim arkasında serbest sıvı olarak gözlemlenir. Bu değişiklikler yumurtlama olduğuna dair kesin bir bulgu olarak kabul edilebilir.
İdrar LH Kitleri
LH (luteinize edici hormon) yumurtlamaya yakın bir dönemde keskin bir artış gösteren sonra birden seviyesi yine keskin bir şekilde azalan bir hormondur. Kandaki bu değişiklikler idrara da yansır ve idrar seviyelerini belirleyen LH kiti adı verilen test çubuklarının bu değişiklikleri göstermesi yumurtlama olduğuna dair önemli bulgular verir. Ülkemizde de eczanelerde bulunan bu LH kitleri kadın tarafından da kolaylıkla kullanılabilirler.
Fern Testi
Yumurtlama olduğunda rahimağzı salgısının mikroskop görünümü bir eğreltiotu manzarasını andırır ve şimdilerde çok sık kullanılmayan bu yöntem önemli bir yumurtlama göstergesidir.
Spinnbarkeit Testi
Almanca’da “uzayabilirlik, esneyebilirlik” anlamına gelen bu kelimeyle anılan incelemede rahimağzı salgısının yazının başlarında anlatılan çektikçe uzayabilirlik özelliklerine bakılır. Genellikle yumurtlama gününün belirlenmesinde kullanılan bu testte uzayabilirliğin gösterilmesi yumurtlama olduğunun hemen hemen kesin bir göstergesidir.
__________________
Bir de sen bırak beni
Unut gittiğin bir yerde
Kim kaldı ki
Çok büyüdüm sayende



mesefad isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Yanıtla


Konuyu toplam 1 üye okuyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO