![]() |
|
|
|||||||
| Dini Konular Aradığınız her türlü Dini bilgiye ulaşabilirsiniz.. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#1 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.737
Konular:
REP Gücü : 206 REP Puanı : 20015
REP Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
DARWINİSTLER NELERİ DÜŞÜNMEZLER? Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki: "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi, 191) Tüm alemlerin Hakim'i olan Allah, iman eden kullarına, yarattıkları üzerinde düşünmelerini öğütler. Bunun en önemli nedenlerinden biri, yerde, gökte, Allah'ın yarattıklarının tümünde, Allah'ın varlığına ve üstün yaratışına dair deliller bulunması ve tüm bunları görmenin, iman eden bir insanı Allah'a daha fazla yaklaştırmasıdır. Yüce Allah'a iman eden bir insan, gördüğü bir çiçek tomurcuğunda, mikroskop altında incelediği tek bir hücrede, dallarını göğe uzatmış muhteşem görünümlü bir ağaçta, kabuğunun içinde paketlenmiş meyvelerde, birbirinden güzel hayvanlarda ve tek bir tohum tanesinde Rabbimiz'in gücünü ve büyüklüğünü görecektir. İşte bu nedenle, Allah'ın varlığına inanan bir insanın, karşılaştığı güzellikler hakkında düşündükçe inancı pekişecek, imanı güçlenecektir. Çünkü tüm varlıkları, alemlerin Rabbi olan Allah yaratmıştır ve yeryüzünün her yerinde O'nun kudreti hakimdir. Birçok insanın, gördüğü varlıklar, incelediği detaylar, öğrendiği bilgiler üzerinde düşünmemesinin, daha doğrusu düşünmekten kaçınmasının ise genellikle nedeni şudur: Allah'ın varlığını görmek istememek! Bu kişilerden kimi genetikçidir, bilim adamıdır; kimi DNA'yı keşfetmiş bu nedenle Nobel ödülüne layık görülmüştür; kimi gezegenlerin yörüngelerini keşfetmiş, bunun üzerine sayısız hesaplama ve çalışma yapmıştır. Kimi ise atomun derinliklerine inmiş, gözle görülmeyen atomaltı parçacıklarını tespit etmiştir; kimi botanikçidir, tek bir polenin kilometrelerce yol katederek aynı bitki türünü döllediğini çok iyi bilir; kimileri de insanın sahip olduğu tek bir beyin hücresinin büyük bir mucize olduğunun farkındadır; kendi bedenindeki, hayvanlardaki, bitkilerdeki, çevresinde bulunan tüm varlıklardaki mükemmellik onun sürekli olarak karşısındadır. Bu insanların bazılarının önemli bir ortak özelliği vardır: Gördükleri, çok iyi tanıdıkları ve inceledikleri şeyler üzerine düşünmezler. Çünkü bu kişiler; kompleks sistemler, birbirinden hayranlık uyandırıcı yapılar üzerinde düşündükleri takdirde Allah'ın varlığını ve yüceliğini de görmüş olacaklardır. Bunu yaparak, Allah'ın üstün sanatını ve yarattıklarındaki muhteşem eserleri takdir etmiş olacaklardır. Hayatlarını son derece basit ve sıradan amaçlar için yaşarken, Allah için yaşamanın gerekliliğini fark etmiş olacaklardır. Her yerde yalnızca Allah'ın mutlak varlığı ve hakimiyeti olduğunu görecek ve -isteseler de istemeseler de- Allah'ın yarattığı kadere tabi olarak yaşamakta olduklarını kabullenmiş olacaklardır. İşte bu nedenle, kendi varlığını üstün görerek büyüklenen, canlıların yaratılmadıklarını savunarak Allah için yaşamaktan kaçan, ahirete inanmak ve onun için çabalamak yerine dünya hayatı ile tatmin olmayı isteyen insanlar, düşünmemeyi tercih ederler. Onlar için, düşündükçe karşılaşacakları gerçeklerden uzaklaşabilmenin tek yolu, düşünmemektir! Dünya tarihinin en büyük kitle aldatmacasının sahibi olan Darwinistler, bunun en başta gelen örneğidir. ![]() İşte Rabbiniz olan Allah budur. O’ndan başka İlah yoktur. Herşeyin Yaratıcısıdır, öyleyse O’na kulluk edin. O, herşeyin üstünde bir vekildir. (Enam Suresi, 102) Bu kitabın konusu, Yaratılış gerçeğine karşı savaş açmış bulunan, evrenin her noktasında tüm ihtişamı ile sergilenen kompleksliğe ve güzelliğe "tesadüf" yakıştırması yapan ve sırf Allah'ın varlığını reddedebilmek için bilinçsizliğin, şuursuzluğun, rastgeleliğin; şuur, akıl, nizam, düzen, anlayış ve güzellik meydana getirdiğini savunmaktan çekinmeyen Darwinistlerin "düşünmediklerini" gözler önüne sermektir. Onların düşünmeyerek üstünden geçtikleri, evrim teorisi tarafından açıklanmış gibi gösterdikleri ama asla detayına girmedikleri konuları ortaya koyup, gerçekte teorinin tüm konularda delilsiz, çaresiz ve aciz kaldığını gösterebilmektir. Darwinizm aldatmacası, Darwinistlerin, insanları da kendileri gibi düşünmemeye yöneltmeleri ve dünyadaki yaşamın çok basit bir açıklaması varmış telkinini yoğun olarak yapmalarından kaynaklanmaktadır. Ama artık birçok insan, Allah'ın varlığının delillerini gösteren kitaplar, konferanslar, video filmler vesilesiyle Darwinizm aldatmacasının farkına varmış bulunmaktadır. Bu kişiler içbir şeyin, "tesadüf" şeklinde basit bir açıklamasının olamayacağının bilincindedirler. Tüm evrendeki olağanüstü gerçekler üzerinde düşünmeye, bunların varlık, mükemmellik ve komplekslik sebeplerini araştırmaya başlamışlardır. Yaşadıkları hayatın, Darwinistlerin telkin ettikleri şekilde "basit" olmadığını fark etmişlerdir. Düşünmeyenler, artık yalnızca Darwinistlerdir. Allah'ın varlığının sayısız delillerinden sadece birkaç tanesini ön plana çıkarmak ve bunlardan herhangi birinin bile Darwinistler tarafından açıklanamadığını gösterip sergilemek, Darwinizm'in artık etkisini kaybettiği şu dönemde oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Darwinistlerin neleri düşünmediklerini incelerken, geçtiğimiz yüzyıl boyunca tüm dünyayı aldatmayı başarmış Darwinist bilim adamlarının ve tüm diğer evrim teorisyenlerinin gözlerini, kulaklarını, akıllarını nelere kapattıklarını görmüş olacaksınız. Bu gerçek onların, bilimsel delillerle değil, yalnızca uydurma bilgilerle ve aldatmaca ile hareket ettiklerini, insanlarla bir buçuk yüzyıldır alay ettiklerini, feodal, bağnaz bir inançla hareket ettiklerini kesin olarak kanıtlamaktadır. Düşünen bir insanın karşılaşacağı gerçek şudur: Her şeyin sahibi olan Allah, gökte ve yerde olanların tümünü, tek bir emir ile, bir kerede yaratmıştır. Darwinistler ise, yaratılmış tek bir taneye, tek bir hücreye, tek bir kuş tüyüne açıklama getirebilmiş değillerdir; gözlerini gerçeklere kapatıp düşünmedikleri sürece de, Allah'ın dilemesi dışında, açıklama getirebilmeleri imkansızdır. Allah'ın muhteşem eserleri, Yaratılış gerçeğini her geçen gün çok daha güçlü şekilde kanıtlamaya devam edecektir. Üstün ve Güç sahibi olan Allah, tüm varlıkların Sahibi ve kusursuzca Yaratanıdır. Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah, Gani (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamid (hamd da yalnızca O'na ait)tir. Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem ve deniz de -onun ardından yedi deniz daha eklenerek- (mürekkep) olsa, yine de Allah'ın kelimeleri (yazmakla) tükenmez. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Lokman Suresi, 26-27)Bediüzzaman Said Nursi de Allah'ın muhteşem yaratmasıyla ilgili olarak bir sözünde şöyle demektedir: Şu mucize-i kudrete hangi sebep gösterilebilir? Hadsiz derecedeki acip (şaşılan, hayret uyandıran, benzeri görülmeyen) şu sanatları neye isnad edebilirsin?
__________________
Yaralara bak bu birinin değil birilerinin.. İzi kalır birinin o geçmeden izi kalır ötekinin.. Hepimizin izi bir dizi~ |
||
|
|
|
|
|
#2 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.737
Konular:
REP Gücü : 206 REP Puanı : 20015
REP Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
I. BÖLÜM
Darwinistler Mucize Arayışındadırlar Evrim kaydı hala şaşırtıcı bir şekilde boşlukları izleyen sıçramalarla doludur ve ilginç bir şekilde, şu anda Darwin'in zamanında olduğundan daha az sayıda geçiş formu örneklerine sahibiz. Şunu demek istiyorum ki, fosil kayıtlarında Darwinci değişimin klasik örnekleri, örneğin atın Kuzey Amerika'daki evrimi, elimizdeki bilgiler arttıkça değiştirilmek veya çöpe atılmak zorunda kalmıştır. Elimizde nispeten az veri olduğu dönemlerde güzel bir gelişme gibi görünen şey artık çok daha kompleks ve çok daha az yavaş-gelişimseldir. Yani Darwin'in problemi hafiflememiştir.2Chicago Üniversitesi'nden evrimci paleontolog David Raup 1859 yılında, büyük bir cehalet ortamında geliştirilen evrim teorisi, o ana kadar insanların duymadıkları bir iddia ile ortaya çıktı. Bu iddia, tüm canlı varlıkların, herhangi bir bilinçli müdahale olmadan, tamamen tesadüfi doğa olaylarının sonucunda geliştikleri ve yine tesadüfen birbirlerinden evrimleştikleri şeklindeki inanılması imkansız varsayımdı. Charles Darwin, teorisinin anafikrini oluşturan "canlıların başka canlılara dönüşebileceği" yönündeki iddiasını hayali senaryolarla şekillendirerek "Türlerin Kökeni" kitabını yazdı ve bu yanılgıdan yola çıkarak canlıların "yaratıldıkları" gerçeğine karşı sonuçsuz bir çabaya girdi. 1800'lü yılların bilimsel cehalet ortamında kuşkusuz ki Darwin'in bu inanılmaz iddia için ortaya sunabileceği herhangi bir kanıt yoktu. İddiası, hiçbir bilimsel metot ile test edilebilmiş değildi. Bu iddiayı kanıtlaması gereken en büyük kaynak, yani fosil kayıtları, teorinin lehine tek bir delil bile sunmamıştı. İşte bu nedenle Darwin, teorinin gelecekte bir zamanda mutlaka kanıtlanacağına inanmak istemişti. Bir mucize beklemişti. Bu mucize, ona göre, bu hayali teorinin gerçekleşmiş olduğunu bir şekilde kanıtlayacaktı. ![]() Darwin döneminde, genetik bilimi bilinmiyor, DNA tanınmıyordu. Fosil kayıtları son derece azdı ve teknoloji bir fosilin veya bir canlının üzerinde inceleme yapmaya izin vermeyecek kadar kadar ilkeldi. Darwin, iddiasının haklı çıkabilmesi için bir mucize beklemişti. Bu beklenti, günümüz Darwinistleri için halen devam etmektedir. Ardından onun takipçileri mucize arayışlarını sürdürdüler. Fakat bu defa, gerçekleşmesi gereken mucizenin çapı çok daha fazla büyümüştü. Bilimsel gelişmeler, canlı organizmalardaki kompleks yapıların detaylarını göstermiş, daha önce tanınmayan moleküler sistemler ortaya çıkmış, DNA gibi olağanüstü yapıları gözler önüne seren genetik bilimi gelişmiş ve yeryüzünde Darwinistlerin açıklaması gereken sayısız tür keşfedilmişti. Tüm bunların yanı sıra, fosil kayıtları evrimin öngördüğü yarı gelişmiş canlılardan tek bir örnek bile vermezken, tarihte yaşamış ve hatta ara geçiş formu olarak tanıtılmış türlerin, hiçbir değişime uğramamış olarak günümüzde de yaşamakta olduğunu göstermişti. Evrim teorisi, Darwin'in döneminden bu yana açıklaması gereken hiçbir iddiaya cevap verememişti. Teori tam anlamıyla delilsizdi. ![]() Darwin'in başlattığı mucize arayışı, onu takip eden günümüz evrimcileri için hala devam etmektedir. O dönemden bu yana, evrim teorisinin lehine hiçbir gelişme olmamış, tam tersine teorinin geçersizliği sayısız delille kesin olarak ilan edilmiştir. Ama Darwinistler mucize beklentilerinden hiç ödün vermemektedirler. Evrimcilerin karşısında açıklamaları gereken milyonlarca soru vardır. Birbirlerinden evrimleştiğini iddia ettikleri canlıların olağanüstü komplekslikteki, üstün hassasiyete sahip sistematik yapılarının nasıl ortaya çıkmış olduğu sorusu onlar için cevapsızdır. Hayali evrimsel mekanizmaların nasıl işlediğini, nasıl yoktan canlı varlık oluşturabildiği ve var olan bir canlıyı nasıl yapısal olarak tamamen farklı başka bir canlıya dönüştürebildiği açıklanmış değildir. Darwin'in evrim teorisi, tek bir canlının tek bir proteinine açıklama getirememektedir. İşte bu şartlar altında, yıllardır süren beklentileri kendilerine hüsrandan başka bir şey getirmemiş olan günümüz Darwinistleri, mucizelere olan mutlak ve mecburi bağımlılıklarını sürdürür ve açıklamasız kaldıkları konularla ilgilenmezler. Yalnızca bunların kaynağının mucizeler olduğunu iddia ederler. Sayısız canlı türündeki üstün özelliklerin mucizelerle oluştuğunu söylerler. Mucizeleri kim gerçekleştirdi sorusuna ise "tesadüf" derler. Haşa Allah'ın adına tesadüf yakıştırması yaparlar. ![]() Darwinistler, kelebekleri, kaplanları, kuşları, kedileri, çileği, şeftaliyi, menekşeyi, gülü ve üstün nitelikleriyle insanı tesadüflerin var ettiğini iddia ederler. Oysa düşünen bir insan, tesadüfleri ilahlaştırmak yerine, bir canlının hücresinde bile akıl olduğunu ve bunun asla şuursuz süreçlerin sonucunda olamayacağını bilir. Şu anda şahit olduğumuz görkemli ve insanı hayranlık içinde bırakan muhteşem canlılığın, mucizeler meydana getiren tesadüflerin eseri olduğunu savunurlar. Birbirinden güzel kelebekleri, kaplanları, kuşları, kedileri, penguenleri, filleri, çileği, şeftaliyi, menekşeyi, gülü, olağanüstü güzellikteki ormanları ve üstün nitelikleriyle, düşünen, gören, yorum yapan, anlayan kusursuz anatomik yapısı ile insanı oluşturan gücün, mucizeler meydana getiren tesadüfler olduğunu ileri sürerler. Amaçları, Allah'ın adını anmamaktır. Bir olağanüstülük olduğunun, inceledikleri her canlıda bir mucizenin hakim olduğunun farkındadırlar. Ancak bunu Allah'ın mucizesi olarak görmek ve bunu kabul etmek onlara güç gelmektedir. Kendilerini ilahlaştırdıklarından, Allah'a kul olmayı kabullenemediklerinden, apaçık olan bu mucizeye gözlerini yumarlar ve her türlü bilinçli, kontrollü ve amaçlı müdahalede bulunmaktan yoksun olan başıboş olayları, yani tesadüfleri kendilerince bir yaratıcı güç gibi ilan ederler. Buradaki amaç, yaşadıkları "Allah ya varsa" korkusunu ortadan kaldırmak (Allah'ı tenzih ederiz), ahiretteki sonsuz hayat ve hesap günü fikrinden uzaklaşmak ve bundan insanları uzaklaştırmaktır. Aksi takdirde evrim teorisinin iddiaları, aklı başında hiçbir insan tarafından savunulabilecek iddialar değildir. Mantıklı hiçbir insan, bir canlının hücresinde dahi bilinç hakim olduğunu göre göre, bunun bilinçsiz süreçler sonucunda ortaya çıktığına inanamaz. Akıllı bir insan, hayatı boyunca Darwinizm telkini almamış olsa ve kendisine günün birinde Darwinist iddialar anlatılmış olsa, kuşkusuz bunları son derece saçma bulacaktır. Darwinizm propagandasına maruz kalmamış olsa, bu insan, yeryüzündeki canlılığı yaratan bir gücün var olduğunu ister istemez kabul edecektir. "Canlıların yaptıklarında, yaşamlarında, bedenlerinde bir şuur var" diyecektir. Tüm bunları yapan üst bir şuurun varlığını inkar edilemez bir gerçek olarak açıkça görecektir. Ancak Darwinizm propagandası, henüz okul çağlarından itibaren tüm bu gerçekleri söylemeyi çocuklara ve gençlere yasaklamaktadır. Henüz ortaokul yıllarından itibaren tek ses olarak savunulan evrim teorisinin mantıksızlığı ve bilimsel geçersizliği hiçbir şekilde sorgulanamamaktadır. Eğer bir insan, evrimin aksini savunduğunda sorgulanıyorsa, detaylı araştırmalar yapacak imkanı yoksa, tek yanlı olarak karşılaştığı her ortamda Darwinizm propagandasına maruz kalıyorsa, bunun aksini anlatan kitaplar evine ya da kütüphanelere sokulmuyorsa, bu durumda Darwinistlerin istedikleri gibi, büyülenmiş bir topluluğun üyesi olması kaçınılmazdır. ![]() Darwinistler, son derece mantıksız olan evrim masalını insanlara yaymak için onları büyülerler. Açıklayamadıkları her şeyin kaynağının tesadüf mucizesi olduğunu öne sürerler. Açıklayamadıkları o kadar çok şey vardır ki, tek ve en kesin çözüm olarak bunların detaylarını "düşünmemeyi" tercih ederler. Düşünmeyerek, kendilerini ve etraflarındaki insanları bir büyünün içine çeker, kendilerini ve çevrelerini aldatmaya devam ederler. Ama bu aldanış ve büyünün etkisi, şuurlu bir insan için oldukça kısadır. Yüce Allah Kuran'da insanları, yerde ve gökte yaratılmışlar üzerine düşünmeye çağırır. Eğer bir insan, tüm varlıkların Rabbimiz'in üstün eserleri olduğunu görebiliyor ve buna inanıyorsa, bu eserler üzerine düşünmek onun ufkunu ve anlayışını daha da açacak, Yüce Yaratanımıza olan yakınlığını ve ahiret inancını daha da pekiştirecektir. Böyle bir insan, araştırıp üzerinde düşündüğü her şeyde bir sanat ve akıl olduğunu görecek, Rabbimiz'in üstün aklını, muhteşem sanatını ve gücünü daha iyi kavrayabilecektir. Düşünmeyen bir topluluk için, mantıksız ve delilsiz olan evrim teorisine inanmak, onun propagandası ile büyülenmek kolaydır. Oysa düşünen insanlar, bütün alemlerin; övgülerin en güzeline layık olan, celalet ve ululuk sahibi Allah'a ait olduğunu açıkça göreceklerdir. Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)
__________________
Yaralara bak bu birinin değil birilerinin.. İzi kalır birinin o geçmeden izi kalır ötekinin.. Hepimizin izi bir dizi~ |
||
|
|
|
|
|
#3 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.737
Konular:
REP Gücü : 206 REP Puanı : 20015
REP Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
II. BÖLÜM
Darwinistler Neleri Düşünmezler? Eğer aklın evhamda (kuruntularla) boğulmamış ise anlarsın ki; bir kelime-i kudreti (kudret kelimesi), mesela balarısını, ekser (pek çok) eşyaya bir nevi küçük fihriste yapmak; ve bir sahifede, mesela insanda, şu kitab-ı kainatın ekser meselelerini yazmak; hem bir noktada, mesela küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını derc etmek (içine almak) ve bir harfte mesela kalb-i beşerde (insan kalbinde), şu alem-i kebirin (kainat) safahatında (safhalarında) tecelli (ortaya çıkan) ve ihata eden (içine alan, kuşatan) bütün esmasının (isimlerin) asarını (eserlerini, izlerini) göstermek ve bir mercimek tanesi kadar mevki tutan kuvve-i hafıza-i insaniyede (insanın hafızasında) bir kütüphane kadar yazı yazdırmak ve bütün hadisat-ı kevniyenin (varlıkla ilgili olayların) mufassal fihristesini (izahlı, geniş malumatlı fihristini) derc etmek (içine almak), elbette ve elbette Halık-ı Küll-i Şey'e (her şeye gücü yeten, her şeyin Yaratıcısı olan Allah) has ve bu kainatın Rabb-i Zülcelali'ne (celal sahibi ve her şeyi terbiye eden Allah) mahsus bir hatemdir (mühürdür).3Bediüzzaman Said Nursi, Darwinistler Moleküler Evrimin İmkansızlığını Düşünmezler Darwinistler, mutasyonların canlıları geliştirdiğini, onlara yeni organlar ve özellikler kattığını iddia etmenin, depremlerin bir şehri modernleştirdiğini iddia etmek kadar akıl dışı olduğunu, genetik bilgiyi artıran yararlı mutasyonların hiç gerçekleşmediğini ve asla gerçekleşemeyeceğini düşünmezler. ![]() Louis Pasteur Ne kadar çok sayıda olursa olsunlar, mutasyonlar herhangi bir evrim meydana getirmezler.4 Fransız Bilimler Akademisi eski başkanı, evrimci Pierre-Paul Grassé Darwinistler gözyaşlarında bulunan 'lizozim' enziminin birçok bakteri türünü parçalayabilme ve mikropları öldürme özelliği sayesinde gözleri türlü hastalıklardan koruduklarını, lizozim maddesinin binaların temizliğinde kullanılan dezenfektan maddelerden bile daha etkili olduğunu ama buna rağmen bu maddenin insan gözüne zarar vermediğini, bunun Allah'ın tüm insanlar için yarattığı bir nimet olduğunu düşünmezler. Darwinistler canlılığın cansız maddelerden tesadüfen oluştuğunu iddia ederken 19. yüzyılda Louis Pasteur'ün "Hayat ancak hayattan gelir" tezini ispatladığını, cansız maddelerin hayat oluşturabildikleri iddiasını bilimsel olarak çürüttüğünü düşünmezler. Darwinistler insan vücudunda birkaç kesme şeker büyüklüğü kadar yer kaplayan hipotalamusun, insanın oluşumu için üreme bezlerinin gelişmesi gerektiğini hesaplayıp, buna bir zaman verip ve tam o dönemde o hormonu salgılaması gerektiğini; gözü, kulağı, dili hatta beyni bile olmayan bu et kütlesinin zamandan haberdar olarak aradan geçen seneleri hesaplamasının ve buna uygun ayarlamalar yapmasının kör tesadüflerle açıklanamayacağını düşünmezler. Darwinistler insan vücudundaki fonksiyonların tam gerektiği hızda ve tam gerektiği sürede yerine getirilmesinin enzimlerin katkısıyla olduğunu, bu görevleri şuursuz atomlardan oluşan enzimlerin kendi başlarına öğrenemeyeceklerini düşünmezler.![]() Darwinistler, laboratuvarda gerçekleştirilen aminoasit sentezinin canlılık oluşması anlamına gelmediğini, dolayısıyla evrime delil oluşturmadığını düşünmezler. Darwinistler, milyarlarca harften oluşan bir metin yazısının insan tarafından hiç hata yapmadan kopyalanmasının mümkün olamayacağını, oysaki enzimlerin DNA'yı kopyalarken milyonlarca harfi hatasız olarak bir araya getirmelerindeki akıl ve kusursuz organizasyonun Allah'ın varlığının açık delili olduğunu düşünmezler. İnsan DNA'sı, bir bilgisayar programı gibidir, ancak bizim şu ana kadar üretebildiklerimizden çok çok daha gelişmiştir.5 Microsoft'un başkanı ve yöneticisi Bill Gates Darwinistler, "bilim adamlarının yaptıkları deneyler, yaşamın kimyasal reaksiyonlarla kendi kendine başlayabileceğini göstermiştir" diye iddia ederler, ancak bunu gösteren tek bir deneyin bile olmadığını, üstelik bilimin, bunun teorik düzeyde bile mümkün olmadığını ispatladığını düşünmezler. Darwinistler, yaşamın kökenini açıklayan önemli bir bulgu gibi gösterdikleri Miller deneyini yapan Stanley Miller'in kendi oluşturduğu, ilkel Dünya atmosferi ile ilgisi olmayan suni koşullarda bu deneyi gerçekleştirdiğini, ayrıca deneyinde sadece aminoasit sentezlendiğini ve herhangi bir şekilde aminoasit oluşmasının, kesinlikle canlılık oluşması anlamına gelmediğini düşünmezler. Aminoasitler proteinlerin yapı taşları olabilirler ancak yapı taşlarıyla bir araya getirilmiş bir yapı arasında dünyalar kadar fark vardır. Nasıl ki birkaç tuğlanın keşfi az ötede bir evin bulunduğunu göstermez, aynı şekilde bir aminoasit yığını da yaşamın gerektirdiği, protein gibi büyük ve özelleşmiş moleküllerden uzun uzun yollar uzaktadır.6
__________________
Yaralara bak bu birinin değil birilerinin.. İzi kalır birinin o geçmeden izi kalır ötekinin.. Hepimizin izi bir dizi~ |
||
|
|
|
|
|
#4 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.737
Konular:
REP Gücü : 206 REP Puanı : 20015
REP Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Astronom ve evrimci Paul Davies
![]() İnsan vücudunda bulunan organlar, kromozomda yer alan genlerin tarif ettiği bir plan çerçevesinde inşa edilirler. Darwinistler, insan bedeninin, genlerinde kodlanmış bir plan ve akıl vesilesiyle kontrol edilmekte olduğunu düşünmezler. Darwinistler, tek bir canlı hücrenin oluşması için yüzlerce farklı proteinin, DNA kodlarının, bunları yorumlayan enzimlerin, seçici geçirgen bir hücre zarının, kısacası çok kompleks bir mekanizmalar bütününün oluşması gerektiğini, böyle bir sistemin tesadüfen oluştuğuna inanmanın tek kelimeyle imkansıza inanmak olduğunu düşünmezler. ![]() Darwinistler DNA'nın, canlılardaki bütün detayları içeren bir bilgi olduğunu, bu dev molekülün, "nükleik asit" adı verilen dört farklı molekülün art arda dizilmeleriyle oluştuğunu, bu dört molekülün, dört harfli bir alfabe gibi, vücutta üretilecek tüm organik moleküllerin bilgisini sakladığını yani bu moleküllerin rastgele değil, belirli bir bilgiye göre dizildiğini, bu bilginin de kendi içinde cümlelere, paragraflara -genlere- ayrıldığını, her genin, vücuttaki farklı detayları -örneğin şeker yendiğinde bunu hücrelerin içine alacak olan insülin hormonunun formülünü veya gözdeki şeffaf kornea hücrelerinin yapısını- tarif ettiğini, DNA'da yer alan bu muazzam bilginin Darwinizm'in tesadüf iddialarını çürüttüğünü düşünmezler. Çekirdekteki 46 kromozomun her biri, bir insan ile ilgili tüm bilgileri taşıyan genlere sahiptir. Darwinistler, insan vücudunda bulunan bütün organların, hücrelerde yer alan genlerin tarif ettiği bir plan çerçevesinde inşa edildiklerini, örneğin, vücutta derinin 2.559, beynin 29.930, gözün 1.794, tükürük bezinin 186, kalbin 6.216, göğsün 4.001, akciğerin 11.581 gen tarafından kontrol edildiğini düşünmezler. Darwinistler, doğada 200'ün üzerinde aminoasit bulunduğunu ancak canlıları oluşturan yararlı proteinlerin her zaman için bu aminoasitlerin sadece 20 tanesinden oluştuğunu, böyle bir seçimin tesadüfen oluşamayacağını düşünmezler. Darwinistler, proteinlerin canlılık için son derece önemli olan moleküler şekillerinin temel belirleyicisinin proteinleri oluşturan aminoasitlerin sıralaması olduğunu, tek bir aminoasit bir sonraki aminoasite uygun bir sıralamada birleşmezse proteinin tüm işlevini yitireceğini, proteinleri oluşturan aminoasitlerin nasıl her seferinde uygun dizilime ulaştıklarını düşünmezler. Darwinistler, protein üretiminin yapılabilmesi için DNA'dan alınan bilginin doğru olarak kopyalanması ve bunun için de öncelikle DNA molekülünün merdiven gibi birbirine dolanmış kollarının ayrılmaları gerektiğini, bu ayırma işleminde görevli olan moleküllerin bunu biliyor olduklarını düşünmezler. Darwinistler, çamurlu bir suda kendiliğinden bir proteinin oluşmasının, bunun hemen arkasından diğer proteinlerin oluşmasının, daha sonra bunların bir araya gelerek, hücreyi oluşturup bir canlı organizma meydana getirmelerinin imkansız olduğunu düşünmezler.![]() Tek bir protein bile tesadüfen oluşamaz. Darwinistler, henüz canlılığın yapı taşının evrimle nasıl ortaya çıkmış olabileceğini açıklayamamışlardır. Konu yaşamın kökenleri olduğunda birkaç somut gerçekle yetinmek zorunda olmamız utanç verici bir durum. Yeryüzünde yaşamın ilk kez ne zaman ve nerelerde ortaya çıktığı konusunda üstün körü bir bilgiye sahip olsak bile, söz konusu bu sürecin nasıl geliştiğine ve yaşamdan yoksun, bir öbek kimyasalın nasıl apansız bir araya gelerek ilk canlı hücreye dönüştükleri konusuna gelince kala kalıyoruz.7 Cumhuriyet Bilim Teknik dergisi Darwinistler, DNA'da herhangi bir basamaktaki, örneğin 1 milyar 719 milyon 348 bin 632'nci basamaktaki bir harfin yanlış kodlanması gibi bir hatanın bile, hücre için, dolayısıyla insan için korkunç sonuçlara yol açabileceğini, dolayısıyla bu kodlamanın tesadüflerle açıklanmasının imkansız olduğunu düşünmezler. Darwinistler, ortamda bütün gerekli nükleotidlerin bulunduğunu, bunların aralarında bağlanması için gereken bütün kompleks moleküllerin ve bağlayıcı enzimlerin hepsinin hazır olduğunu farz etsek bile, bu nükleotidlerin istenen sırada dizilmesi ihtimalinin 41000'de bir, diğer bir ifadeyle, 10600'de bir (yani matematikte sıfır) ihtimal olduğunu düşünmezler. Darwinistler, değil milyonlarca basamaktan oluşan DNA molekülünün, DNA'yı oluşturan 200.000 genden tek bir tanesinin bile tesadüfen oluşabilme ihtimalinin imkânsız olduğunu ve bilimin bunu ispat ettiğini düşünmezler.![]() Darwinistler, hücrenin içinde; enerjiyi üreten santraller; yaşam için zorunlu olan enzim ve hormonları üreten fabrikalar; üretilecek bütün ürünlerle ilgili bilgilerin kayıtlı bulunduğu bir bilgi bankası; bir bölgeden diğerine hammaddeleri ve ürünleri nakleden kompleks taşıma sistemleri, boru hatları; dışarıdan gelen hammaddeleri işe yarayacak parçalara ayrıştıran gelişmiş laboratuvar ve rafineriler olmadan çalışamayacağını, dolayısıyla hücrenin tesadüflere yer vermeyecek mükemmellikte bir yaratılış harikası olduğunu düşünmezler. Darwinistler canlılığın mutasyonlar sonucunda evrimleştiğini iddia ederken mutasyonların %99'unun canlılara zarar verdiğini düşünmezler. Bir televizyonun devrelerinde meydana gelecek bir rastlantısal değişimin görüntüyü geliştirmeyeceği gibi, hayatı oluşturan ve yüksek seviyede entegre olmuş kimyasal işlemler sisteminde meydana gelecek bir değişimin de yaşamı zarara uğratacağı kesindir.8 Radyasyon ve mutasyon uzmanı James F. Crow MIT'de (Massachusetts Institude of Technology), Elektrik Mühendisliği Fakültesi Profesörü Murray Eden, 'Neo-Darwinist Evrimin Bilimsel Teori Olarak Yetersizliği' başlıklı makalesinde, adaptasyon amaçlı bir değişimi meydana getirmek için altı mutasyon gerekiyorsa, bunun tesadüf eseri ancak bir milyar yılda bir gerçekleşeceğini, eğer iki düzine gen dahil olacaksa, bu durumda Dünya'nın yaşından daha uzun bir sürenin, daha doğrusu 10,000,000,000 (on milyar) yıla ihtiyaç olacağını göstermiştir.9 İngiliz bilim yazarı Gordon Rattray Taylor Darwinistler canlılığın kör tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia ederken ortalama büyüklükteki bir protein molekülünün tesadüfen oluşma ihtimalinin 10300 de bir ihtimal olduğunu düşünmezler.![]() Darwinistler işlev gören bir proteinin tesadüfen oluşması için ise 10950 de bir ihtimal gerektiğini hiç düşünmezler. Darwinistler bu ihtimalleri değerlendirirken, matematikte 1050'de 1'den küçük ihtimallerin pratikte "sıfır ihtimal" kabul edildiğini düşünmezler. Darwinistler 19. yüzyıl teknolojisi ile su dolu bir balon olarak gördükleri ve tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri hücrenin bilim adamlarının benzetmesiyle, New York şehri kadar kompleks bir yapıya sahip olduğunu düşünmezler. Darwinistler milimetrenin 100'de biri büyüklüğündeki hücrelerimizin içindeki "mitokondri" denen enerji santralinin, bir petrol rafinerisinden ya da bir hidroelektrik santralinden daha kompleks olduğunu düşünmezler. Darwinistler şuursuz tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia ettikleri, insan bedenindeki 100 trilyon hücrenin her birinde mevcut olan DNA moleküllerinden tek bir tanesinde bir milyon ansiklopedi sayfasını dolduracak bilgi bulunduğunu düşünmezler. Darwinistler, hücrelerin, göz, saç, kemik, deri, mide veya başka bir alanda özelleşmelerini DNA'yı oluşturan şuursuz atomların nasıl belirlediğini düşünmezler. Darwinistler, tek bir bakterinin DNA'sının, her biri 100.000 kelimelik 20 romana denk bir bilgi içerdiğini düşünmezler. Darwinistler, moleküllerin şuurlu bir varlık gibi kararlar aldıklarını, iş bölümü yaptıklarını, yaptıkları işlerde tasarruflu davrandıklarını düşünmezler. Darwinistler, ünlü bir moleküler biyolog olan Profesör Michael Denton'un "Hücrenin yakınına gelip onu incelediğimizde, üzerindeki milyonlarca küçük kapıyla karşılaşırız. Ve eğer bu kapıların herhangi birinden içeri girersek, olağanüstü bir teknoloji ve bizi şaşkınlığa düşürecek bir komplekslikle yüz yüze geliriz."10 sözünü düşünmezler.![]() Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi? Sonra bir alak oldu, derken (Allah, onu) yarattı ve bir “düzen içinde biçim verdi.” (Kıyamet Suresi, 37-38) Evrimde açıklanması en zor olan kademelerden biri de bu ilkel canlılardan, nasıl olup da organelli ve karmaşık hücrelerin meydana geldiğini bilimsel olarak açıklamaktır. Esasında bu iki form arasında gerçek bir geçiş formu da bulunamamıştır. Bir hücreliler ve çok hücreliler bu karmaşık yapıyı tümüyle taşırlar, herhangi bir şekilde daha basit yapılı organelleri olan ya da bunlardan birinin daha ilkel olduğu bir gruba veya canlıya rastlanmamıştır. Yani taşınan organeller her haliyle gelişmiştir. Basit ve ilkel formları yoktur.11
__________________
Yaralara bak bu birinin değil birilerinin.. İzi kalır birinin o geçmeden izi kalır ötekinin.. Hepimizin izi bir dizi~ |
||
|
|
|
|
|
#5 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.737
Konular:
REP Gücü : 206 REP Puanı : 20015
REP Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Prof. Dr. Ali Demirsoy
Darwinistler, karbondioksit, üre gibi zararlı maddelerin vücuttan atılması, kanda taşınan atık ve yararlı maddelerin birbirlerinden ayırt edilmesi ve bu maddelerin doğru yerlere ulaştırılması gibi hayati işlemleri, bilinçsiz kan hücrelerinin kendi başlarına gerçekleştiremeyeceklerini düşünmezler. Darwinistler, kandaki taşıyıcı proteinlerden biri olan albümin molekülünün, yağları, zehirleri, ilaçları, besin maddelerini nasıl birbirinden ayırt edebildiğini düşünmezler. Darwinistler, albümin gibi atomlardan oluşmuş şuursuz bir molekülün karaciğeri, safrayı, mideyi tanıyıp, taşıdığı maddeleri şaşırmadan, yanılmadan, hiç hata yapmadan her seferinde doğru yere ve ihtiyaç oranında bıraktığını düşünmezler. Darwinistler, vücuda giren virüs, bakteri gibi yabancı maddelerin kanda bulunan antikor ve lökosit adı verilen savaşçılar tarafından zararsız hale getirildiğini düşünmezler. Darwinistler genetik kopyalamanın yine bir hayvandan alınan hücreyle yapıldığını, yoktan birşeyin var edilmediğini, hatta bunun yaratılışa bir delil olduğunu düşünmezler. Darwinistler her şeyin maddeden ibaret olduğunu söylerken DNA sarmalının içerdiği "bilgi"nin madde olmadığını düşünmezler. ![]() Darwinistler, sadece basit bir bakteride bulunan 2000 çeşit proteinin rastlantısal olarak meydana gelme ihtimalinin, 1040.000 'de 1 yani imkansız olduğunu düşünmezler.12 Darwinistler, tek bir yumurta hücresinin bölünerek, birbirlerinden farklılaşmış sayısız hücreyi meydana getirdiğini, bu hücreler arasında mükemmel bir iletişim ve işbirliğinin var olduğunu ve bunun bilim adamlarının akıl erdiremediği olaylardan biri olduğunu düşünmezler. Darwinistler Sitokrom-C isimli proteinin, belli bir aminoasit dizilimine sahip olduğunu ve bunun tesadüfen oluşma ihtimalinin, bir maymunun daktiloda hiç yanlış yapmadan insanlık tarihini yazma olasılığından daha az olduğunu 13 düşünmezler. Darwinistler, her şeyin tesadüfen oluştuğunu öne sürerken hücre içinde bulunan DNA'daki bilginin bile hala insanlar tarafından tam olarak çözülemediğini düşünmezler. Darwinistler hücrenin bilgi bankası DNA'nın, canlılarda adeta mimar, mühendis, koku eksperi, botanikçi, laborant, iç mimar, desinatör, ressam, doktor ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz bir çok usta sanatçı ve bilim adamının görevini üstlenen bir planlama merkezi olarak görev aldığını düşünmezler.Evrimde bir "ilerleme" olmuş mudurı Günümüzdeki bitkiler ve hayvanlar, kendilerinden önce gelenlerden daha mı gelişmiştir, ya da en azından daha mı komplekstirı Elbette hayır. Tabi ki bakterilerin, devekuşu ya da filden daha az hareketli parçadan oluştuğu için daha basit bir canlı olduğu doğrudur, fakat DNA'sı filinki kadar zengindir ve bulunduğu koşullar içinde bir omurgalı kadar başarıyla işlev yapar. Hatta bazı bakterilerin 3 milyar yıl öncesine kadar izlenebilecek kesintisiz bir nesil olmaları nedeniyle, diğer birçok canlıdan daha iyi bir iş başardıkları söylenebilir. Çünkü birçok canlı formu ya öldüler, ya da yok oldular, veya bununla karşılaşacaklar.14
__________________
Yaralara bak bu birinin değil birilerinin.. İzi kalır birinin o geçmeden izi kalır ötekinin.. Hepimizin izi bir dizi~ |
||
|
|
|
|
|
#6 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.737
Konular:
REP Gücü : 206 REP Puanı : 20015
REP Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Evrimci Deniz biyoloğu Richard Ellis
Darwinistler, proteinlerin, tüm canlılığın bilgisini taşıyan DNA molekülünün kopyalanması ve bilgi üretmesi, hücre bölünmesini sağlaması gibi hayati işlemleri nasıl bilmekte olduğunu düşünmezler. Darwinistler, tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri şuura ve akla sahip olmayan proteinlerin, ekipler halinde çalışarak hücrenin tüm kimyasal parçalarını inşa ettiklerini, aynı zamanda gerektiğinde parçaladıklarını ve bu küçük parçaları kullanarak hücrenin kullanacağı basit bileşiklere ayırdıklarını düşünmezler. Darwinistler, görme işleminde yer alan sayısız proteinin tümünün görevini yapabilmesi için en uygun moleküler yapıya sahip olmaları gerektiğini ve bunun asla tesadüfen gerçekleşemeyeceğini düşünmezler. Darwinistler, retinanın koni hücrelerindeki moleküllerin bir araya gelerek renkli görmeyi sağlayan proteinleri nasıl oluşturabildiklerini, bu proteinlerin nasıl olup da milyonlarca yıldır yaşayan insanlarda aynı yapıya sahip olduğunu ve eksiksiz şekilde görevlerini yerine getirdiklerini düşünmezler. Darwinistler, moleküllerin, iddia ettikleri şekilde tesadüfen bir araya gelerek, gözü ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinden koruyan melanin proteinini nasıl oluşturabildiklerini düşünmezler. Darwinistler, proteinlerin, doğada bulunan 200'den fazla aminoasit arasından yalnızca 20 tanesinden oluşmakta olduğunu ve böyle bilinçli bir ayrıma hiçbir şekilde açıklama getirememiş olduklarını düşünmezler. ![]() Aminoasitler doğada sağ-elli ve sol-elli olmak üzere iki türde bulunurlar. Proteinleri oluşturan aminoasitler ise mutlaka sol-elli olmalıdır. Darwinistler, böylesine özel bir seçilimin, şuursuz süreçlerle gerçekleşemeyeceğini düşünmezler. Darwinistler, canlı yapılarda nasıl tek bir tane bile sağ elli aminoasit bulunmadığını, böyle bilinçli bir ayrımın nasıl meydana gelebildiğini düşünmezler. Moleküler evrim, evrimsel akrabalıkların ortaya çıkarılması için neredeyse paleontolojiden daha üstün bir metot olarak kabul edilmeye başlandı. Bir moleküler evrimci olarak bundan gurur duymam gerekirdi. Ama aksine, türlerin düzenli bir gelişme kaydettiğini göstermesi gereken moleküler benzerliklerin pek çok istisnası olması oldukça can sıkıcı görünüyor. Bu istisnalar o kadar çok ki, gerçekte, istisnaların ve tuhaflıkların daha önemli bir mesaj taşıdıklarını düşünüyorum.15 South Carolina Üniversitesinden Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Profesörü Christian Schwabe Darwinistler, proteinlerin oluşabilmesi için, doğadaki 200'den fazla aminoasit çeşidi arasından 20 tanesinin doğru olarak seçilmesi, her birinin sol-elli olması ve doğru dizilimde bulunmaları gibi birkaç aşamalı bilinçli seçilimin nasıl meydana geldiğini düşünmezler. Darwinistler, proteinlerin sadece sol-elli aminoasitlerden oluşması ihtimalinin 10210'da 1 olduğunu, böylesine büyük bir sayının "sıfır" ihtimale denk geldiğini ve dolayısıyla tesadüfen gerçekleşmesinin imkansız olduğunu düşünmezler. Darwinistler, görme ya da işitme kabiliyetleri olmayan, şuursuz atomların bir araya gelmesiyle oluşan aminoasitlerin, nasıl canlılar için son derece gerekli olan, mükemmel yapılara sahip proteinleri oluşturabildiklerini düşünmezler. Darwinistler, tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri aminoasitlerin, nasıl her protein için farklı bir dizilimde sıralanmayı bildiğini ve bu dizilimleri nasıl hatasız biçimde oluşturduğunu düşünmezler. Darwinistler, son derece küçük olan protein molekülünün içindeki atomların, nasıl bir plana uygun olarak dizilmekte ve sonra nasıl yine bu düzene uygun olarak bükülüp kıvrılmakta olduklarını, bu özel yapının her protein için ayrı ayrı belirlenmiş olduğunu düşünmezler. ![]() Şekilde yan zinciri ile birlikte gösterilen bir aminoasit zinciri görülmektir. Bu zincirde yer alan aminoasitlerden herhangi birinin yerinin değişmesi veya yerinden çıkartılması, bu protein molekülünü işe yaramaz hale getirir. Dolayısıyla buradaki dizilim kesinlikle rastgele değil, bir plan sonucu oluşur. Darwinistler kör tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia ettikleri sinir hücresinin, neden kokuyu elektrik sinyaline dönüştürme ihtiyacı duyduğunu düşünmezler. Darwinistler, vücutta demir oranı yükseldiğinde vücudun demir üretimini durdurmaya nasıl karar verdiğini, nasıl bilinçli davranabildiğini ve bu bilinci evrim teorisinin hiçbir şekilde açıklayamadığını düşünmezler. Başlangıçta ilkel çorbada meydana gelen ilk hücreden Homo sapiens'in muhteşem inceliklerine doğru ilerleyen hayatın evrimi –herkesin bildiği gibi – daha fazla kompleksliğe doğru ilerleyen uzun bir yolculuktur. Fakat bu herkesin bildiği konuda bir sorun vardır ki… bu da, doğru olduğunu gösteren hiçbir kanıt bulunmamasıdır.16 Discover dergisinin kıdemli editörlerinden Lori Oliwenstein Darwinistler, çamurlu bir suyun içinde tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri proteinin nasıl meydana geldiğini, ikincisinin de oluşarak nasıl onunla birleştiğini, üçüncünün de bunlara nasıl eklendiğini ve bu imkansız sistemin bu şekilde nasıl devam ettiğini ve en sonunda tüm bunların bir araya gelerek tesadüfen bir hücre haline gelip canlanmasının mümkün olmadığını düşünmezler. Darwinistler, tamamen bilinçsiz süreçlerle oluştuğunu iddia ettikleri hücrenin içinde nasıl çekirdek oluştuğunu, oluşsa bile bunun nasıl canlandığını açıklayamadıklarını düşünmezler. Darwinistler, anne karnında, bilinçsiz embriyo hücrelerinin dağınık bir haldeyken nasıl bir araya gelmeye karar vererek, yan yana sımsıkı bir duvar gibi birleştiklerini ve hiçbir şekilde kanın sızmadığı çok sağlam bir boru sistemi olan damarları oluşturduklarını düşünmezler. Darwinistler, nefes borusunun üzerinde yer alan, küçük bir dokudan oluşan kapakçığın yutkunurken otomatik olarak nefes borusunu kapattığını, bu sayede yemek yerken nefes borusuna su veya yiyecek kaçmasının engellenmiş olduğunu ve yutkunma işleminden sonra kapakçığın nefes borusundan hava geçmesini sağlamak için tekrar açıldığını, böyle bir mekanizmanın tesadüfen oluşmasının imkansız olduğunu düşünmezler. Darwinistler, basit bir salgı zannedilen tükürük salgısının gerçekte çok hassas oranlara sahip çeşitli kimyasal maddeler içerdiğini, tat veren moleküllerin tükürük içinde çözülerek dilin üzerindeki tad algılayıcı sinir uçlarıyla birleştiğini, ancak bu şekilde yediğimiz yiyeceklerin tadını alabildiğimizi ve moleküler düzeyde son derece hassas olan bu olağanüstü sistemin kesin olarak tesadüfen oluşamayacağını düşünmezler. Darwinistler, vücudumuzda bulunan yaklaşık iki yüz çeşit hücrenin içindeki tüm proteinlerin yapısında ve şeklinde hiçbir hatanın olmadığını ve her bir proteinin kendi yapacağı görevi eksiksiz şekilde bildiğini, bunun hiçbir şekilde tesadüfen olamayacağını düşünmezler. "Moleküler düzeyde, her canlı sınıfı, özgün, farklı ve diğerleriyle bağlantısızdır. Dolayısıyla moleküller, aynı fosiller gibi, evrimci biyoloji tarafından uzun zamandır aranan teorik ara geçişlerin olmadığını göstermiştir... Moleküler düzeyde hiçbir organizma bir diğerinin "atası" değildir, diğerinden daha "ilkel" ya da "gelişmiş" de değildir... Eğer bu moleküler kanıtlar bundan bir asır önce var olsaydı... organik evrim düşüncesi hiçbir zaman kabul görmeyebilirdi."17
__________________
Yaralara bak bu birinin değil birilerinin.. İzi kalır birinin o geçmeden izi kalır ötekinin.. Hepimizin izi bir dizi~ |
||
|
|
|
|
|
#7 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.737
Konular:
REP Gücü : 206 REP Puanı : 20015
REP Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Moleküler Biyolog Michael Denton
![]() Darwinistler, vücutta herhangi bir protein ihtiyacı olduğunda yine protein olan bazı habercilerin, adeta bilinçli bir şekilde nereye başvurmaları gerektiğini bildiklerini, tüm vücutta ilgili yeri bulabildiklerini, ihtiyaç mesajını doğru yere doğru şekilde iletebildiklerini düşünmezler. Darwinistler, tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri insan vücudu içinde, birbirlerini hiçbir şekilde görmeyen, birbirlerinin nerede olduklarını bilmeyen hücrelerin, birbirleriyle, olağanüstü yapıdaki hormonlar yoluyla nasıl iletişim kurabildiklerini düşünmezler. ![]() DNA'nın kopyalanması için sayısız enzimin hazır bulunması, enzimlerin üretimi için de DNA'nın var olması gerekir. Bu durumun evrimle açıklanması mümkün değildir. Darwinistler, RNA polimeraz enziminin, hücre içindeki işlerin aksamaması, ihtiyacın doğru karşılanması, kısacası hücre yaşamının devam edebilmesi için doğru proteinin üretilmesini sağlamak amacıyla DNA'dan doğru bilgiyi seçerek alabilme bilincine sahip olduğunu, şuursuz, rastgele olayların ise bilinç meydana getirmesinin elbette imkansız olduğunu düşünmezler. Darwinistler, söz konusu RNA polimeraz enziminin seçimini, DNA gibi olağanüstü bir molekülün sahip olduğu 3 milyar harf arasından yaptığını ve uygun protein için yaptığı bu harf seçiminde hiçbir zaman hataya düşmediğini düşünmezler. Darwinistler, protein üretiminin yapılabilmesi için DNA molekülünün merdiven şeklindeki kollarının açılması gerektiğini, RNA polimeraz enziminin gerçekleştirdiği bir ayrılma sırasında özel bir enzimin de açılmış olan sarmalın iki ucunu tutarak sürtünmeye engel olduğunu, başka özel enzimlerin sarmalların birbirlerine dolaşmasını engellediğini ve daha pek çok enzimin devreye girdiği bu kopyalama işleminin her safhasında bilinç hakim olduğunu düşünmezler. Darwinistler, DNA'nın kopyalanması için enzimlere ihtiyaç olduğunu, enzimlerin yaşam bulması için de DNA'ya ihtiyaç olduğunu, dolayısıyla bu ikisinin aynı anda aynı yerde bulunması gerektiğini, Darwinizm'in tesadüflerle aşamalı evrim iddiasına göre ise bunun mümkün olamayacağını düşünmezler. Son derece kompleks yapılara sahip olan proteinlerin ve nükleik asitlerin (RNA ve DNA) aynı yerde ve aynı zamanda rastlantısal olarak oluşmaları son derece ihtimal dışıdır. Ama bunların birisi olmadan diğerini elde etmek de mümkün değildir. Dolayısıyla insan, yaşamın kimyasal yollarla ortaya çıkmasının asla mümkün olmadığı sonucuna varmak zorunda kalmaktadır.18 Evrimci mikrobiyolog Dr. Leslie Orgel Darwinistler, insan vücudunda ilgili enzimin, ilgili yerde bulunması gerektiğini nereden bildiğini düşünmezler. Darwinistler, yeni üretilmiş birçok proteinin, hücre içinde birçok moleküler makine ile hareket ettiklerini, bu makinelerin bazılarının proteini tuttuğunu ve ulaşması gereken yere kadar götürdüğünü ve ulaşması gereken yeri asla karıştırmadığını düşünmezler. Darwinistler, insülin proteininin vücuttaki şeker fazlasını depolama emrini verdiğini ve böylelikle gerektiği anda kanda ve depoda şeker bulunduğunu, aksi takdirde hücrenin şeker ihtiyacı karşılanamadığında ölümün kaçınılmaz olduğunu düşünmezler. Darwinistler, adrenalin hormonunun, ancak olması gereken yapıya sahip olduğunda kas, kalp ve kan hücreleri tarafından tanınabileceğini, bu hücrelerdeki faaliyetleri uyarabileceğini ve böylelikle de vücudun fiziki baskılara karşı korunabileceğini düşünmezler. Darwinistler, hücre içinde, 80'in üzerinde ribozom, 20'nin üzerinde aminoasit habercisi olan moleküller, bir düzinenin üzerinde yardımcı enzim, 100'ün üzerinde son işlemleri gerçekleştiren enzimler, 40'ın üzerinde RNA molekülü olmak üzere yaklaşık 300 makromolekülün protein sentezinde bir koordinasyon içinde çalıştıklarını düşünmezler.
__________________
Yaralara bak bu birinin değil birilerinin.. İzi kalır birinin o geçmeden izi kalır ötekinin.. Hepimizin izi bir dizi~ |
||
|
|
|
|
|
#8 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.737
Konular:
REP Gücü : 206 REP Puanı : 20015
REP Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Darwinistler, Yeryüzündeki Canlıların Olağanüstü Nitelik ve Davranışlar Sergilediklerini Düşünmezler
Darwinistler, olta balığının kafasından çıkan ve avlanmak için kullandığı uzantıyı kendi kendine var edecek bir yeteneğe sahip olmadığını ve böyle bir olayın tesadüfen meydana gelemeyeceğini ve balığın hayatını devam ettirebilmesi için bu oltanın mutlaka ilk andan itibaren var olması gerektiğini düşünmezler. Darwinistler, her yeri buzlarla kaplı kutuplarda yaşayan penguenlerin -40oC'ye düşen soğuk ve hızı 100 km'yi bulan kutup fırtınaları içinde 4 ay boyunca hiçbir şey yemeden kuluçkaya yatmalarındaki olağanüstü fedakarlığı düşünmezler. ![]() Penguenlerin -40oC’de, hızı 100 km'yi bulan kutup fırtınalarına karşı 4 ay boyunca hiçbir şey yemeden kuluçkaya yatmaları Darwinistlerin üzerinde düşünmek istemedikleri bir fedakarlık örneğidir. Bunun, evrim teorisine göre hiçbir açıklaması yoktur. Darwinistler, işçi arıların kendi can güvenliklerini düşünmeden hayatları pahasına, içinde yaşadıkları topluluktaki diğer arıların güvenliğini sağlamak için iğnelerini düşmanlarına batırarak ölümü göze almalarını tesadüflerle açıklamanın imkânsızlığını düşünmezler. Darwinistler, avlarını yakaladıklarında sivri ve keskin dişleriyle parçalayan timsahların nasıl olup da yavrularına en ufak bir zarar vermeden ağızlarındaki koruyucu kesede taşıdıklarını düşünmezler. Darwinistler, milimetrenin 1/3000'i kalınlığındaki yusufçuk böceğinin kanatlarının bu denli ince olmasına rağmen nasıl uçarken yırtılmadığı ve mükemmel bir siteme sahip olduğu üzerinde düşünmezler.![]() Yusufçuğun kanatları milimetrenin 3000/1'i kadardır. Ama buna rağmen uçarken yırtılmazlar. Darwinistler, yusufçuk böceğinin gövdesinin üzerindeki çapraz iki çift kanat sayesinde böcekler için şaşırtıcı sayılabilecek bir hıza, saatte 40 km'ye nasıl ulaştığını düşünmezler. Darwinistler, şuursuz atomlar ve tesadüflerin oluşturduğunu iddia ettikleri ateşböceklerinin yüzde yüzlük bir verimle nasıl ışık ürettiklerini düşünmezler. ![]() Darwinistler, soldaki resimdeki gibi bir canlının tehlikelerden korunmak için hangi bilinçle kamufle olmaya karar verdiğini açıklayamaz ve bunun üzerinde düşünmezler. Darwinistler, vücudunda üstün bir kimya uzmanı gibi düşmanları için 100 derecelik kimyasal bir silah oluşturan bombardıman böceğinin bu yakıcı madde ile nasıl kendi vücuduna zarar vermediğini düşünmezler. Darwinistler, bir kelebeğin hayatta kalabilmek için kendini daha iyi kamufle edebileceği kuru bir yaprak görünümüne sahip olmasının tesadüflerle oluşmasının imkansızlığını düşünmezler. Darwinistler, canlıların koku alma ve koku hafızasına sahip olma sisteminin evrenin her alanında görülen üstün plan ve mükemmel düzenlemenin sınırsız örneklerinden biri olduğunu, kusursuz sistemleri ise asla tesadüflerle açıklayamayacaklarını düşünmezler. Darwinistler, örümceğin ağ yapabilmesi için mimari bilgi, hesap yeteneği, yakalayacağı avın hızı ve ağırlığı gibi pek çok detayı bilmesi gerektiğini ve bunu aklı olmayan bir varlığın tesadüfler sonucunda kazanacağını iddia etmenin mantık dışı olduğunu düşünmezler. Darwinistler, doğadaki yaratılış üstünlüğünü, var olan mükemmel sistemleri, aklı, ilmi ve benzersiz sanatı tesadüfler ile hiçbir zaman açıklayamayacaklarını düşünmezler. Darwinistler, fillerin ve gergedanların derilerindeki parazitlerden kurtulmak için çamurda banyo yaptıklarını, antiseptik yapıdaki killi toprak ile yaralarını tedavi ettiklerini, toprakta bulunan bir maddenin antiseptik özelliğinin olduğunu hayvanların kendi başlarına bilmelerinin imkanı olmadığını, doğadaki tüm canlıların Allah'ın ilhamı ile hareket ettiğini düşünmezler.
__________________
Yaralara bak bu birinin değil birilerinin.. İzi kalır birinin o geçmeden izi kalır ötekinin.. Hepimizin izi bir dizi~ |
||
|
|
|
|
|
#9 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.737
Konular:
REP Gücü : 206 REP Puanı : 20015
REP Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Evet madem her şeyin kıymeti ve dekaik-ı san'atı (sanat incelikleri) gayet yüksek ve güzel olduğu halde; müddeti kısa, ömrü azdır. Demek o şeyler nümunelerdir, başka şeylerin suretleri hükmündedirler. Ve madem müşterilerin nazarlarını (gördüklerini), asıllarına çeviriyorlar gibi bir vaziyet vardır. Öyle ise, elbette şu dünyadaki o çeşit tezyinat (süslemeler); bir Rahman-ı Rahîm'in rahmetiyle, sevdiği ibadına (kullarına) hazırladığı niam-ı Cennet'in (Cennet nimetlerinin) nümuneleridir, denilebilir ve denilir ve öyledir.19
Bediüzzaman Said Nursi Darwinistler, fillerin en önemli özelliği olan birbirlerine bağlılıklarının, fedakarlık ve yardımlaşmalarının, sürüde yeni doğmuş bir filin bütün filler tarafından sevgi ve şefkatle karşılanmasının ve tüm canlılardaki fedakarlık örneklerinin ve işbirlikçi davranışların, 'doğanın yalnızca bir savaş yeri' olduğu iddialarını açıkça ve kesinlikle geçersiz kıldığını düşünmezler. Darwinistler, bir aylık yolculuk sırasında yere hiç inmeden 15.000 km uçan albatrosların, göçleri sırasında Dünya'nın çevresini dolaşan kırlangıçların, 3.000 km'lik bir mesafeyi kat edebilen çekirgelerin, doğumlarından kısa bir süre sonra 6.000 kilometrelik yolculuğa çıkan yılan balıklarının tamamının bu yöntemleri kendi kendilerine bulamayacaklarını düşünmezler. Darwinistler, akla ve şuura sahip olmayan karıncaların Güneş'in yönünü kullanarak yollarını nasıl bulduklarını düşünmezler. Darwinistler bir sineğin, başının sağ ve sol taraflarında 4000'er ayrı bölme bulunan, toplam 8000 bölmeli petek gözlere sahip olduğunu, bu 8000 bölmenin her birinde, görüntüyü farklı açılardan gören birer mercek olduğunu ve bunun tesadüflerle gerçekleşmesinin imkansız olduğunu düşünmezler. Darwinistler, balarılarının peteklerini inşa ederken tam olarak 109 derece 28 dakika ve 70 derece 32 dakikalık iki açı kullandıklarını, bu hesapta en ufak bir sapma olmadığını, peteklerin uçlarının ise 13'er derece yükseltilerek inşa edildiğini, bu eğim sayesinde balın, petekten dışarıya akmadığını, dünya üzerindeki bütün arıların bu hesaplamayı bildiklerini ve eksiksizce uyguladıklarını düşünmezler. ![]() Dünya üzerindeki bütün arılar, bir peteğin mutlaka belli açılarda inşa edilmesi gerektiğini bilirler. Bu gerçek, tesadüfleri ilah edinen Darwinizm'e büyük bir darbedir. Darwinistler, bütün ömrünü su içinde geçirmesine rağmen sudaki havayı kullanamayan su örümceğinin, yaşayabilmek için su yüzüne çıkıp sonra tekrar aniden suya dalışı sırasında, ayaklarında ve vücudunun çeşitli yerlerinde asılı kalan irili ufaklı hava kabarcıklarını kullandığını düşünmezler. Darwinistler, örümcek ağında bulunan fibroin proteinlerinin bükülme özelliğine sahip olduklarını, bu özelliğin, ağlara takılan avların kaçmasını engellediğini ve ağın dayanıklılığını artırdığını, bu özel yapının asla tesadüflerle oluşamayacağını düşünmezler. ![]() Darwinistler, tüm kurbağaların büyük gözlere ve göz kapaklarına sahip olduklarını, bir çoğunun da gözlerini yağlayacak ve temizleyecek özel bir zara sahip olduğunu ve ayrıca karadayken suyu kolay bulmalarını sağlayacak, mavi ışığa duyarlı göz yapılarının bulunduğunu, tüm bunların tesadüflerle gerçekleşmesinin imkansız olduğunu hiç düşünmezler. Darwinistler, canlılığın şuursuz tesadüfler sonucunda oluştuğunu iddia ederken, ışıktan maksimum verim elde eden ve neredeyse hiç enerji kaybetmeyen ateş böceklerinin ürettikleri kadar verimli bir ışığın, bilim adamlarının yıllardır sürdürdükleri araştırmalara rağmen laboratuvar ortamında dahi üretilemediğini düşünmezler. Darwinistler içgüdü olarak adlandırdıkları canlılardaki akılcı davranışların ve fedakarlık özelliklerinin tesadüfen ortaya çıktığını iddia ederlerken, bu içgüdü kavramının canlılarda ilk olarak nasıl meydana geldiği, nasıl yönlendirildiği ve nesiller boyunca nasıl devam ettiği konularında açıklamasız kaldıklarını düşünmezler. Darwinistler yeryüzündeki tüm canlıların özelliklerini, "tabiat ana" adını verdikleri hayali bir güç tarafından edindiklerini iddia ederken, aslında ilahlaştırdıkları "tabiat ana"nın taş, toprak, çimen, ağaç ve çiçeklerden oluştuğunu, akıl ve bilinçten de yoksun olduğunu düşünmezler.![]() Güçlü olan hayatta kalır iddiasında bulunan Darwinistler, düşmanlarına karşı son derece yırtıcı olabilen aslanların yavrularına karşı neden son derece şefkatli olduklarını düşünmezler. Darwinistler, doğadaki canlıların kendi kendilerini tedavi etmesinin tesadüfen gelişmiş bir özellik olduğunu iddia ederlerken, Bezuar keçisinin yılan ısırdığında hiçbir tereddüte düşmeden sütleğen bitkisine yöneldiğini, yılan zehirine karşı sütleğen bitkisinin etkili olacağını nasıl bildiğini düşünmezler. Darwinistler bir dinozorun sineği yakalamaya çalışırken kanatlandığını iddia ederken, sineğin zaten mükemmel bir kanat ve uçuş sistemine sahip olarak saniyede 1000 kere kanat çırpıyor olduğunu düşünmezler. Darwinistler, kuşların daha az enerji harcamak için "V" şeklinde uçmalarının, kör tesadüflerle açıklanamayacağını düşünmezler. Darwinistler, vücut sıcaklığı 40oC olan penguenlerin, dışarıdaki -40oC'lik sıcağa uyum sağlayabilmeleri için derilerinin altında bulunan yağ tabakasından yararlandıklarını ve tesadüflerle asla oluşamayacak bu özel donanım sayesinde 80oC'lik sıcaklık farkından olumsuz etkilenmediklerini düşünmezler. ![]() V şeklindeki uçuş, daha az enerji harcamak içindir. Darwinizm buradaki şuuru da açıklayamamaktadır. Darwinistler, gün boyunca saniyede 500 ila 1.200 kez kalbi çarpan sinek kuşunun bu sırada oluşması gereken ısıdan dolayı nasıl yanıp kül olmadığını, gece ise aynı kuşun kış uykusuna yatmış gibi, nabzının durmasını ve hatta hiç nefes almıyormuş gibi olmasını açıklayamazlar. Darwinistler, bu şekilde kuşun, her yıl 365 kez adeta kış uykusuna yatmasındaki mucizeyi düşünmezler.![]() Hiçbir tesadüf sinek kuşlarının hızlı kanat çırpışlarını ve kalp atışlarını düzenleme gücüne sahip değildir. Darwinistler, kutuplardaki buzlu sularda yaşayan balıkların, derilerindeki buz kristallerinin sıcaklığını -20oC'ye düşüren bir proteini üreten gene sahip olduklarını ve bu protein sayesinde buz kristallerindeki oksijen moleküllerini kullanabildiklerini ve donmaktan kurtulduklarını düşünmezler. Darwinistler, suda yüzen kuşların tüylerinin su geçirmezliğini sağlamak için, kuyruğun bedene bağlandığı yerde gagalarıyla kolaylıkla tüm tüylerine sürebilecekleri bir yağ bezi bulunduğunu, bu bezin nasıl oluştuğunu düşünmezler. Darwinistler bitkisel maddelerle beslenen hayvanların midelerinde sindirim özsularının varlığının bu besinleri sindirebilmek için yeterli olmadığını ve bu nedenle bitki ile beslenen hayvanların midelerinde besinleri parçalayacak özel bakteriler bulunduğunu düşünmezler. Darwinistler, bir bukalemunun bulunduğu ortama göre rengini nasıl değiştirdiğini, dıştan kendisini göremeyen bu canlının ortamla aynı rengi nasıl oluşturabildiğini, tesadüflerin şuursuz bir hayvana, korunma amaçlı renk değiştirme yeteneği veremeyeceğini düşünmezler. Darwinistler, Dünya üzerinde yaşamın oluşumunu sağlayan temel öğelerden biri olan azot döngüsünün ancak mikroskoplarla görebildiğimiz küçücük bakteriler vesilesiyle sağlandığını düşünmezler.
__________________
Yaralara bak bu birinin değil birilerinin.. İzi kalır birinin o geçmeden izi kalır ötekinin.. Hepimizin izi bir dizi~ |
||
|
|
|
|
|
#10 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.737
Konular:
REP Gücü : 206 REP Puanı : 20015
REP Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Onun karar yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. (Bunların) Tümü apaçık bir kitaptadır. (Hud Suresi, 6) Darwinistler termitlerin kolonilerinde birden fazla kral ve kraliçe adayının olmasının yuvadaki disiplinin bozulmasına ve koloni içinde karmaşa doğmasına neden olacağını nereden bildikleri ve yuvada sadece bir tane kral ve kraliçe bulunması için nasıl olup da geniş çaplı önlemler aldıkları üzerinde düşünmezler. Darwinistler, böceklerin bitkiler için birer polen taşıyıcısı olduklarını, Allah'ın böcekler ve çiçekleri tam bir uyum içinde yarattığını düşünmezler. Darwinistler, bir hayvanın yalnızca kendi çıkarını savunduğunu iddia ederken bir penguenin henüz yumurtada olan yavrusunu korumak için dört ay boyunca açlığa ve soğuğa karşı savaşmasını hiç bir şekilde açıklayamaz ve canlılara böylesine bir fedakarlığı ilham edenin Allah olduğunu düşünmezler.Dördüncü Esas: Hem anlarsın ki: Şu dünyadaki müzeyyenat (süsler) ise Cennet'te ehl-i iman için rahmet-i Rahman'la iddihar olunan (biriktirilen) nimetlerin nümuneleri, suretleri hükmündedir.20 Bediüzzaman Said Nursi ![]() Son derece küçük canlılar olan termitlerin yaptıkları dev yuvalar. Yukarıda termit yuvasının kesiti görülmektedir. Darwinistler, Tayland ormanlarında yeni doğmuş yavru leylekler için en büyük tehlike olan kavurucu sıcaklara karşı anne ve baba leyleklerin kanatlarını açarak kızgın güneşe kendilerini siper etmelerini, leyleklerin yavrularına gösterdikleri özen, bağlılık ve fedakarlığın tesadüflerle açıklanamayacağını düşünmezler. Darwinistler, kamuflajın ne işe yaradığını bilecek bir akla sahip olmayan kutup kuşlarının, mevsimlere göre, bulundukları çevrenin değişimlerine uygun olarak tüylerinin rengini ayarlamalarının rastlantılarla izah edilemeyeceğini düşünmezler. Darwinistler, doğanın sadece çatışma ve mücadeleden ibaret olduğunu, canlıların vahşi ve bencil bir yaşam sürdürdüklerini iddia ederken, kimi hayvanların yavrularını düşmanlardan korumak için yaralanmış taklidi yapmalarını, kendi yaşamlarını tehlikeye atmaktan çekinmemelerini, şefkat ve merhamet duygusuna sahip olmalarını tesadüflerle izah edemeyeceklerini düşünmezler.... hayvanlar aceleyle bir araya getirilmiş, geçmişten yamalanarak gelmiş, kabaca düzenlenerek hantallaşmış gülünç canavarlar olmalıydılar. Fakat avlanmakta olan bir çitanın son derece zarif hareketlerini, dağ kırlangıcının aerodinamik güzelliğini veya yaprak görünümlü böceğin aldatıcı detaylarına yönlendirdiğimiz merak dolu dikkatimizi bu beklentimiz ile nasıl bağdaştırabiliriz?21 Evrimci biyolog Richard Dawkins Darwinistler, insanın gözleri renkleri ayırt etmek için yalnızca üç fotoreseptöre bağlı iken mantis karidesinin gözünde on altı reseptör olduğunu, bu canlının ultraviyole ışınlarını bile algılayabildiğini ve bunun hiçbir şekilde tesadüfen oluşamayacağını düşünmezler. Darwinistler, işçi arıların yeni doğmuş larvaları son derece dikkatli ve özenli bir şekilde beslediklerini, öyle ki, tek bir larvanın büyüme dönemi boyunca yaklaşık 10.000 kere işçi arılar tarafından ziyaret edildiğini ve bunu tesadüflerin hiçbir canlıya yaptırmayı asla başaramayacağını düşünmezler.
__________________
Yaralara bak bu birinin değil birilerinin.. İzi kalır birinin o geçmeden izi kalır ötekinin.. Hepimizin izi bir dizi~ |
||
|
|
|