![]() |
|
|||||||
| Fan Club Sanatcılar,yazarlar,sporcular vs her türlü fan club lar buraya... |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#1 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.176
Tecrübe Puanı: 24 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() Orijinal sound’ları ve imza attıkları birbirinden başarılı çalışmalarla Linkin Park, Nu-Rock adı verilen yeni müzik türünün ilk temsilcilerinden. Müziklerinde Rock, Rap ve Electronica gibi bir çok farklı sound’u başarıyla bir araya getiren Linkin Park’ın temelleri, 1996 yılında gitarist Brad Delson ve Mike Shinoda tarafından atılır. Kariyerlerine Xero adında bir grup kurarak başlayan ikili, zamanla vokalist Mark Wakefield, DJ Joseph Hahn, davulcu Rob Bourdon ve basçı Phoenix Farrell’ın da katılmasıyla kadrosunu güçlendirir. 4 şarkıdan oluşan bir demo çalışması ve Mark Wakefield’ın gruptan ayrılışın hemen ardından topluluk, isimlerini -ileride ilk albümlerine de ilham verecek olan- Hybrid Theory olarak değiştirir. Başlarda Los Angeles’ta çeşitli klüplerde boy gösteren topluluk, Phoenix Farrell’ın başka bir toplulukla turneye çıkmak üzere grubu terk etmesinin ardından, vokalist Chester Bennington’ı kadrolarına dahil eder. Bennington’un orijinal vokalleriyle güçlenen topluluk, 1999 yılında 6 şarkılık bir EP çalışmasına imza atar ve telif haklarından doğan çeşitli problemler nedeniyle, kendilerine yeni isim olarak Linkin Park’ı seçer. Phoenix’in sürpriz dönüşüyle birlikte Linkin Park, yepyeni bir demo çalışmasının ardından, kariyerlerinin belki de en önemli adımını atarak Warner müzik şirketiyle anlaşır. Ekim 2000’de Hybrid Theory adlı ilk albüm çalışmaları piyasaya sürülen Linkin Park, One Step Closer, Crawling, ve In The End gibi hit çalışmalarıyla adını kısa sürede duyurmayı başarır. Temmuz 2002’de ortaya çıkan Reanimation adlı albüm, hala yankıları süren Hybrid Theory’nin remix versiyonlarını içermektedir. 2003 yılının Mart ayında çıkardıkları Meteora adlı albümleri ve burada yer alan Somewhere I Belong, Numb ve Faint gibi hit’leriyle Linkin Park, dünya çapında hayran kitlesini genişletmeyi başarır. Bugüne kadar Video Müzik Ödülleri de dahil olmak üzere bir çok ödül kazanan Linkin Park, en son geçtiğimiz yılın sonlarında, rap sanatçısı Jay-Z ile birlikte, Collision Course adlı orijinal bir albüm çalışmasına imza atmıştı. Üyeler Chester Charles Bennington (Chazy Chaz) Vokal - Gitar (pek Çalmasada) Joseph Hahn (Mr Hahn) Turntable - Director Phoenix Farrel: Bass Gitar Brad Dalson: Gitar Rob Bourdon: Davul Mike Shinoda (Mad Madness) Klavye - Gitar - Vokal
__________________
' gözℓєяιм ѕαηѕüя ρєя∂єѕι ' |
||
|
|
|
|
|
#2 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.176
Tecrübe Puanı: 24 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Rolling Stone 2002[LP nin yaradılış öyküsü...]
![]() Chester Bennington telefonu açtığında Phoenix'teki evindeydi.Tarihler 20 Mart 1999 u gösteriyordu.Hattın diğer ucundaki isim Jeff Blue L.A. deki Zomba Müzik'in A&R kolunun başkanıydı.Jeff hemen konuya girerek;"Sana muhteşem bir haberim var.Çok iyi bir grup vokalist arıyor !" dedi.Grubun ismi Xero'ydu ve bir vokalistten yoksun durumdaydı.Tüm bunların yaşandığı gün Chester 23 yaşına basıyordu.Jeff onu sürpriz doğum günü partisinin ortasında aramıştı. Ertesi gün Chester posta ile Xero ya ait demo kayıtlarını aldı.Kayıtlar iki nüshadan oluşuyordu.Birinde eski vokalist Mark Wakefield in şarkılara yorumu birinde ise şarkıların ham halleri vardı.Jeff,Chester'a;"Bu şarkıları senden duymak istiyorum" dedi.Chester şarkıları kendince yorumlayarak FedEx adlı kargo şirketi ile Jeff e geri gönderdi. 2 gün sonra Chester Los Angeles'taydı ve Xero grubunun prova yaptığı yerde o vokalistlik seçmelerine katılıyordu.Oraya uğurlu mikrofonu,birkaç parça elbise ve eşi Samantha'nın dualarıyla gitmişti.Samantha,Chester L.A. de ike Phoenix'te kalmayı terci etmiş ve satıcı olarak çalıştığı iş yerinden ayrılmıştı. Chester o günler için gülerek;"Kaybedecek çok şey vardı,bu yüzden korkmalıydım." diyor ve "Tükenmek üzere olan az miktarda para,bitmek üzere olan bir ilişki..."diye bir itirafta bulunuyor. Chester konuşmasına şu şekilde devam ediyor;"Kaydı elime aldığımda eşimle birbirimize baktık ve 'Evet ! Bu sefer olacak !' diye düşündük."Bu olaydan sonra Chester kalın siyah çerçeveli gözlüğü,alt dudağındaki piercingi ve bir silah sesine benzeyen sesi ile o yılların en hareketli rock grubu olarak görünen Xero'ya dahil oldu.Grup ismini Chester dan sonra Hybrid Theory'ye çevirdi,şimdi ise Linkin Park adı altında dünyayı sallıyorlar. Sonuç inanılmazdı.Grubun ilk albümü Hybrid Theory piyasaya sürüldüğü yıl(Ekim,2000) 6 Milyon sattı.Bir yıl sonrasının en çok satan albümü oldu.Bugüne dek bu albüm 20 Milyon gibi bir satış rakamına ulaşmış durumda. Linkin Park -Chester,kurucu üyeler Mike ve Brad,Joe,Rob,Dave(Phoenix)- 27 Şubat 2002 de en iyi albüm,yeni sanatçı/grup ve en iyi şarkı dallarında 3 tane Grammy'yi evlerine götürdü,daha nicesine talip oldu.Grubun ilk DVD'si 'Frat Pary at the Pankake Festival' satış listelerinde ilk 10 a yerleşti.Resmi fan sitesi kurulduğu tarih olan Kasım 2001 den bu yana 80.000 üyeyi aşkın katılımcıyla dolup taştı.Chester bu başarıları için mağrur ve gururlu bir edayla;"Her gün daha fazla saygı görüyoruz,bize olan ilgi her gün daha da artıyor"diyor. ![]() Diğer yapımcılar ve müzik kuruluşları şimdilerde ne denli büyük bir potansiyeli kaçırdıklarına üzülüyor olsa gerek.Çünkü grup 3 yıl boyunca sürekli bu tür kurumlar ve otoriteler tarafından geri çevirilmiş.Warner Bros ise 3. teklifin ardından Linkin Park ile sonunda sözleşme imzalamayı başarmış.Jeff Blue grubu 1997'de tek gösterilerini izledikten sonra elinden geldiğince himayesi altına almış.(Jeff Blue Hybrid Theory'nin baş yapımcısı oldu.) Jeff Blue anlatıyor;"Ortalık boştu,insanların yeni birşeyler arayışı içinde olduğunu sezebiliyordunuz.O zamanın Xero'su bugünün Linkin Park ı yalnızca bir müzik şirketinin çatısı altında yer almak için 42 kez şanslarını denedi."Chester tamamlıyor;"Bizi gören herkes hiçbir şey dinlemeden ve izlemeden yalnızca kapıyı gösteriyordu" Nereden nereye değil mi?Grubu Kuzey Hollywood'da bulunan stüdyolarında ziyaret ettik ve grubun asi,dinamik ve hüzünlü havasından bir nebze olsun biz de tattık.-Grubun türü Faith No More a daha yakın,gitarlı Eminem söylentileri ise palavradan ibaret- Brad Delson tam bir konsantrasyon ürünü.Sürekli kulaklıkla dolaşıyor.Ayrıca yazdığı besteler sonucu U2 ve Smiths'ten teklif bile almış.Joe Hahn ise özgün melodiler ve usta turntable hamleleri ile grubun müziğine destek olan bir isim.Bazen Brad'in gitarı ardında sanki ikinci bir gitar varmış gibi geliyor.İşte bu Joe Hahn.Rob un güm güm gümleyen ritimleri önünde ise Chester ve Mike ı görüyoruz.Sanki aynı parçanın bütünü gibiler.Rollerini son derece eşit paylaşıyorlar. Popeye's restoranının hemen yakınında bir büfede tavuk yiyen Brad;"Çok uzun ve dönemeçli bir yoldan geldik.Vazgeçme ihtimalimiz de yüksekti.Ama biz kendimiz için 'İyiyiz,ve bunu herkesin bilmesini sağlayana dek durmayacağız' dedik.Umarım bu hikaye birçok gruba daha ilham kaynağı olur...Onlara tek tavsiyem vazgeçmemeleri yönünde" diyor. Linkin Park ın sözlerinde sezilen intikam havasının sebebi başka yerlerde aranmamalı herhalde.Geçmişlerine olan bir borçları var ve sözlerle ödeşiyorlar.Grubun DJ'i ve videolarının yönetmeni Joe Hahn oturmuş bir ses tonuyla;"Çok istemiştik,bunu Tanrı'dan çok dilemiştik"diyor-bunları söylerken kırık bir sandalyede dengede durmaya çalışıyordu-Ve sözlerine ekliyor;"Dışarıdan bakılınca her şey daha basit görünüyor.Sanki liseden mezun olup şöhretin kucağına düşmüşüz gibi."Phoenix tam bu sırada sözü devralıyor ve;"Bundan 3-4 yıl önce ne yapmıştık hatırlıyor musun?Birbirimize sormuştuk,ne olmak istiyoruz diye.Sonra eve gidip herkes kendi dileklerini yazmıştı.Mike ın dileklerinden birine çok gülmüştük.Çünkü'Bir grammy kazanmak istiyorum' diyordu.Bu delilik demiştik.İyi fikir ama delilik."diye anlatıyor. Grey Daze ile ciddi aşamalardan geçmiş olan Chester ilginç bir anısını bizlerle paylaşıyor;"Hybrid Theory piyasaya çıkmadan önce Warner Bros un uluslararası ilişkiler müdiresi Myra Simpson ile bir iddiaya girmiştik.Onda olan ve benim çok sevdiğim Stone Temple Pilots grubuna ait altın plağı şayet Hybrid Theory yılbaşında zirvede olursa bana verecekti." Ve...Hybrid Theory Aralık ayının sonunda en üst sıradaydı.Chester; "STP plağımı aldım ve her gece onunla yattım.Kimsenin el sürmesine de izin vermedim" Starbucks'ın bahçesinde bir şemsiye altında yakaladığımız Mike Shinoda;"Size en kötü senaryoyu anlatabilirim"diyor ve başlıyor konuşmaya;"Lise yıllarımda 9'dan 4'e,4'ten 7'ye ve 7'den gece 10'a dek dersim vardı.Hollywood'daki okuluma ulaşmam 2-3 saat sürüyordu.Aynı zamanı bir de eve dönerken harcıyordum ve gün bitiyordu.Gün bitmeden önce de ellerim resim çizmekten yoruluncaya kadar resim yapmayı da ihmal etmiyordum tabi.Sonra uyuyordum ve aynı rutin işler tekrar başlıyordu"(Mike Shinoda'nın babası II.Dünya Savaşı sırasında ABD kamplarında yaşamış) "Öyle bir hafta oluyordu ki sizi kangren edebilirdi" diye tekrar söze başlıyor Mike;"Örneğin Cuma günü grubunuzla bir gösteriniz var,tüm arkadaşlarınızı sizi izlemeleri için çağırıyorsunuz ama onlar Pazartesi sınavları olduklarını söyleyerek sizi deli ediyorlar.Siz ise sınıfın en çalışkan öğrencisisiniz.." Linkin Park'ın her üyesinin Mike'ın anlattığına benzer öğrenci yılları hikayeleri var.Örneğin Rob bir yandan Santa Monica Koleji'nde İktisat okurken bir yandan da garsonluk yapmış,bu da yetmemiş bir de bowling klubünde çalışmış.Joe bu süre zarfı içerisinde okuluna bir yıl daha devam etmiş ancak sonra filmler için tasarım yapan ve serbest çalışan biri olmak için okulu bırakmış.Brad zamanını UCLA'da iletişim dersleri görerek ve Mike 'ın odasında söz yazarak geçirmiş. Linkin Park yalnızca Rock/Metal dünyasının en eğitimli gruplarından biri değil(Brad'in UCLA'dan arkadaşı ve grubun bassçısı Phoenix hala Felsefe üzerine ders alıyor) aynı zamanda en derli toplu ve organize bir grup.Her üye grubun sanatsal ve mesleki konularında eğitim görmüş.Joe'nun dediği gibi"Biz yalnızca eğlenmiyoruz.İşimize ve mesleğimize saygı duyuyoruz.Bu bizim kariyerimiz,ve son derece ciddi bir konu." Joe ve Shinoda grubun komutanları gibiler.Hybrid Theory'nin muhteşem kapak resmini beraber çizen ikili daha çok sanatsal konular üzerinde yoğunlaşıyorlar.Brad ve Rob grubun finansal ve pazarlamaya yönelik işlerini yürütüyorlar.Chester Mike ile beraber söz yazıyor.Phoenix ise konser sonrası görüşlerini resmi sitede duyuruyor.(Azımsamayın,Linkin Park 2001 de 324 konser birden vererek ayrı bir rekora imza attı) Şubat 2000'de grubun menajeri olan Rob McDermott grubun bu işbirliği için;"Onlar çalışabileceğiniz en iyi insanlar.Herkes kapris yaparken onlar ne yaptıklarının son derece farkında ve ciddi bir şekilde hareket ediyorlar.Bu adamlar bambaşka.Şu an zirvedelerse,yalnızca bu disiplin yüzündendir."diyor. Rob;"Aramızda tamamen bir demokrasi hakim,hiçkimse birbirinden bağımsız hareket etmiyor"diyerek grubunu övüyor.Rob'un bateri ile tanışması çok ilginç. Anlatılanlara göre Rob bir Aerosmith konseri sonrası bateriye merak salmış.Onu bu işe özendiren ise annesinin liseden arkadaşı ve Aerosmith bateristi Joey Kramer'mış.Rob'un bateri konusundaki dikkati gözünüzden kaçmamıştır.Ona göre bu çocukluğuna dayanıyor;"Her çocuk ayakkabı bağlamayı birkaç gün içinde öğrenir.Ben ise bana ayakkabı bağlamayı gösterdikleri andan itibaren tüm gün bir kenarda oturup ayakkabı bağlamayı denedim.Her zaman da böyle oldu.Bir şeyi başarana dek denerim.Sanırım grup olarak ortak sahip olduğumuz şey bu.Kararlılık." Mike ve Brad ilk kez 1996 yılında Xero ile çalmışlardı.Sonra Chester hikayenin başında olduğu gibi gruba katıldı ve grup Hybrid Theory ismiyle ilk EP'sini yayınladı.Mike bu EP albümde profesyonel bir piyanist olduğunu kantılar çalışmalar yaptı.Ayrıca Pro Tools adlı programı ustaca kullanarak müziklerine değişik bir bakış açısı da kattı. Rob'un ağzından Mike'la ilgili bir anıyı dinliyoruz;"Points of Authority ilk kez Brad'in elinde oluşmuştu.Brad şarkıyı yazıp evine gitmişti.Mike bu şarkıyı aldı ve üzerinde türlü oynamalar yaparak sizin bildiğiniz haline çevirdi.Brad döndüğünde kendi yazdığı şarkıyı bilgisayardan öğrenmek zorunda kalmıştı."Brad hiç bozuntuya vermeden;"Mike bir dahi.Grubun zihn-i siniri" diyor. Kayıt şirketi bulunamaması gibi birçok sorunun ardından gruba ilgi her geçen gün fazlalaşmış.Hybrid Theory rap ve techno müziğin metalle birleştiği bir türe verilen isim olduğu için türlü türlü gençler kendi gruplarının demolarını ve tişörtlerini gruba postalamaya başlamış.Rob;"Postalar o kadar fazlalaşmıştı ki bazen dışarı çıkıyor ve posta varmı diye bakıp hemen ordan uzaklaşıyordum.Bir süre sonra evim postahaneye döndü." diyor. Grubun biraz önce bahsettiğimiz disiplini tur otobüslerinde de mevcut.Linkin Park'ın biri yalnızca seyahat amaçlı kullanılan,diğeriyseiçinde stüdyoyuda barındıran 2 adet tur otobüsü mevcut.İlk araçta alkol,sigara ve konuk yasak.Bu yüzden Chester eşini getirdiğinde stüdyolu otobüste seyahat ediyolar. Bu katı gibi görünen kurallar stüdyoda da geçerli.Rob bunun sebebini açıklıyor;"Çocuklar gibi liseden mezun olduğunda parti yapan içki içen insanlar 5 yıl içinde çürürdü.Ama bizler hala buradayız.Her başarıdan sonra içki içilmesi gerektiğine de inanmıyoruz.Siz işinize her gün sarhoş mu gidiyorsunuz?" "Ama Tanrı'ya şükür moralle ilgili bi eksiğimiz yok" diyor gülerek Mike.Yine okul dönemine atıfta bulunarak;"Geçmişte çalışmak yerine saatlerce içki içen ve muhabbet eden birçok insan tanıdım..." diyor ve sözlerini sürdürüyor;"Sorabilirsiniz şimdi ne yapıyorsunuz diye.Size söyleyeyim; müzik asla başka şeylerin sonu değildir.Müzik başlı başına bir sondur..Sanırım bizim sonumuz da müzikten olacak" Chester Jeff Blue dan uğurlu telefonu almadan tam 1 yıl önce 1998'de bir gün Phoenix'teki bir grupla yaşadığı hüsranın ardından eve gelmiş ve eşine müziği bıraktığını söylemiş.Hatta bunun üzerine yemin dahi etmiş.Samantha "Eve geldiğinde bağırıyor çağırıyor,etrafı birbirine katıyordu.Bense ona;'Bugün bana 1 saat müzik provası borçlandın.Evde dahi olsan ya şarkı söyle ya da çal.Yeter ki müzik yap' diyerek destek oldum.Ona o günü sabırla beklemesini tembihledim" diyor. Chester'ın Linkin Park a katılır katılmaz bir milyonere dönüştüğünü sanmayın.Anlattığına göre aylarca evsiz kalmış ve akrabalarının kanepelerinde sabahlamak zorundaymış.Hatta bazen arabasında bile yatarmış.(Arabasıysa hurdadan ibaretmiş)Chester geceleri yattığı arabasını anlatıyor;"En fazla 50 km hız yapabiliyordu ve ön farları kırılmıştı..Ama değiştirecek param yoktu.."Yine Chester'a göre Hybrid Theory kayıtları sırasında stüdyo kapanınca herkes eve giderken o arabasında sabahlamış. Chester tüm grubu çok seviyor.Onlar için;"Hepsi en iyi arkadaşlarım,bir gün aklımı kaybedebilirim ama onları kaybetmeyi göze alamam.Ayrıca benim hakkımda kaprisli ve hiçbir şeyden memnun olmayan bir baş vokalist diye bahsedilmesini de istemiyorum" diyor. Chester'ın çalışması ve azmi hakkında Brad konuşmaya başlıyor;"Hepimiz çok çalışıyorduk ama onunkisi çok daha riskliydi ve işine öyle sıkı sarılmıştı ki bizleri bazen yetersiz bulduğu bile oluyordu." 4 çocuğun en küçüğü olan Chester her zaman böyle değilmiş.Kendisi anlatıyor;"Çocukken çok kararsızdım.bazen düz duvara tırmanıyor bazen bir köeşeye çekilip öylece duruyordum."Chester'ın hemşire annesi ve 30 yıllık polis şefi babası o 11 yaşındayken ayrılmışlar.Chester bundan sonra babasıyla yaşamaya başlamış.Chester babasıyla geçirdiği o günleri bize şöyle tanımlıyor;"Çok uzun bir süre yalnızca o ve ben vardık...Çocuk istismarı gibi toplumsal suçlarla uğraşan bi adamdı.Ve bu şeylerden eve fazlasıyla getirirdi.Anlayacağınız çok duygusal bir ortamdı..." Linkin Park'ın yapılan ilk röportajlarında Chester'a sürekli çocukluğunda yaşadığı suistimaller hakkında soru soruldu.Ayrıca uyuşturucu ve içki hakkındaki sorunlarının da üzerine gidildi.Aynı sorular şimdi sorulduğunda Chester açık yüreklilikle cevap veriyor;"İlk olarak;ailemden tek bir kişi bile beni taciz etmedi.Bu söylentiler hep çevremdeki insanlar tarafından uyduruldu.Çünkü ayrı anne babam vardı ve bu tür sorunların ortaya çıkması normaldi.Ama hayır,hiçbir taciz söz konusu değil.Tamam babamla çeşitli sorunlar yaşadık ama bunlar da 5 yıl içerisinde son buldu. Chester uyuşturucu konusunda ise;"Kullandığımda sanki kendime olan özgüvenim artıyordu...Ve kendimi onu kullanmaktan alamıyordum.Crawling de bunu anlatıyor.yaptığın şeylerin sorumluluğunda olmanın.." diyor.Chester uyuşturucudan ilk eşiyle evlenmeden hemen önce kurtulmuş.Son olarak bir konser sırasında aşırı sarhoş olarak tüm grup üyelerini deli etmiş ve tek başına seyahat etmek zorunda kalmış.Ancak Bu Ocak'ta(2002) içki probleminden de kendi imkanlarıyla kurtulmayı başarmış.Şimdi ise pırıl pırıl biri. "Durmamalıyız!" diye bir iddia atıyor Chester."Dinlenmek için daha 3 albüm yapmak zorundayız.Hatta yeni başladık da denebilir"-Bir süre sonra abarttığının kendisi de farkına varıyor ve devam ediyor;"Neden ilk albümle bunca şey yaşamak zorundaydık?Şimdi insanlar çıkan her albümümüzü ilkiyle kıyaslayıp duracak...""Ama bunu hakettiğimiz bir gerçek.Gördüğünüz her şey bizim ürünümüz..Notalar,sözler,tasarımlar...Hepsi..Elimi zden tek kişi tutmadı.Eğer biri bir gün bana yalan söylediğimi söylerse ona bir çift sözüm olacak;'Fazlasıyla yanılıyorsun!' " "Emeğimizin karşılığını aldık.Çünkü çok çok çalıştık.Bir konserden hemen 2 saat sonra bizi görmelisiniz.Uzatılan herşeyi imzalıyoruz.Hiçbir şeyi de kollarımız kopana dek geri çevirmeyeceğiz-bir an kollarının sağlamlığından emin olmak için kollarını ovuşturur ve- "Sanırım hepimiz adına konuşmuş oldum.."
__________________
' gözℓєяιм ѕαηѕüя ρєя∂єѕι ' |
||
|
|
|
|
|
#3 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.176
Tecrübe Puanı: 24 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Mike ile Röportaj - 2000
MTV’deki dev singleları, Rock’ın geri dönüşündeki etkileri ve yayınlayışlarıyla tanındıkları ve daha çok dikkatleri üzerine çektikleri ilk albümleri “Hybrid Theory” ile Linkin Park türlerinin en tepesine tırmanıyor. Shoutweb, RV turu için yola çıkan iki vokalistten rapçi olan hasta Mike Shinoda’yı yakaladı. Chester Bennington - Vokal Rob Bourdon - Bateri Brad Delson - Gitar Joseph Hahn - DJ/Samples Mike Shinoda – Vokal Shoutweb: Neredesiniz? Bana RV turu için ülkeyi dolaştığınızı söylediler. Mike: Dallas’tan yeni döndük, dünyanın en büyük ve karışık havaalanı… Çok büyük ve komik bir şekilde karışık. Bu kadar zor yapmak zorunda değiller. Shoutweb: Nesi karışık? Mike: Bir sürü yol var ve hepsi yokuş. Her bir caddeye çıkmak için en az 5 yokuş çıkmak zorundasınız. Onu bir yana bırakın, ben buna alışık değilim ve benim kafamı çok karıştırdı. Shoutweb: Şu anda araba kullanmıyorsunuz, değil mi? Mike: Yok, hayır. RV tur arabasının arkasında hasta hasta duruyorum. Shoutweb: O, hayır! Mike: Evet, şu an midem bulanıyor. Bir şeyin üzerinde uzanıyorum. Okurken araba sürmek nasıl olur bilirsin. Hiç oldu mu sana? Shoutweb: Evet, yol tutması. Bu en kötüsü olmalı. Mike: Ben geri kaldım. Orası ne durumda? Shoutweb: New York’ta bu hafta CMJ var, yani delilik. Artı Limp Bizkit’in yeni albümü çıktı bugün. Mike: Onlardan birkaç çocuk gece yarısı yayınlanan Austin’de Limp Bizkit’in Tower Records’ta kaydettiği “U of T” ‘yi aldı. Gidip bakmayı düşünüyoruz. Albüm bizde var yani. Shoutweb: Peki ne düşünüyorsunuz? Mike: Bence harika. Limp Bizkit’i severim. Shoutweb: Şehirde bu grupların hepsi var. Bazıları “Dünya” denilen yeni WWF yerinde çalıyor. WWF gösterisi MTV’de de var. Mike: WWF gösterisini çok seviyorum! Bence çok eğlenceli, bayılıyorum. Shoutweb: Profesyonel bir güreşçi olarak senin adın ne olurdu? Mike: Ben güreşçi değilim. Ben antrenörüm. Bizim güreşçilerimiz, diğer şarkıcı, Chester ve DJ’imiz Mr Hahn… Onlar “Şeker Kardeşler”. Shoutweb: Onun çıplak olmasıyla ilgili duyduğum şeyler ne? Mike: Chester? Sadece poposunu göstermeyi seviyor. Güreşçilerin giydiği taytlardan giymezdi. G-string’le güreşirdi. Shoutweb: Bari başarılı olabiliyor mu? Bir topuzu filan var mı? (Gülüyor.) Mike: Hayır, topuzu yok. O da benim gibi çelimsiz, sıska bir oğlan. Shoutweb: Ben fotoğrafçıyım belki çekim yaparsak bunu keşfedebiliriz. Mike: Çok eğlenceli olur. Belki sana popo frikiği verir. Shoutweb: Eee, herkes iyi mi? Mike: Hayır! Ben değilim. Odada bir sürü mikrop var. Shoutweb: Odayı soğuk tutmalısın, böylece mikroplar üreyemez.Bunu biliyorsun, değil mi? Mike: Neden? Burası bir mikrop tarlası(Gülüyor.). Düşünebileceğin her türlü hastalığın tarımını yapıyoruz. Soğuğun engelleyeceğini düşündün ama biz soğuğa dayanıklı 5 yeni gen ürettik. Shoutweb: Bana “Rapçi Mike’la röportaj yapacaksın.” dediler. Mike: Evet “rapçi”. Tüm yaptığım bu. Sadece rap yapıyorum. Shoutweb: Peki senin rapin ne, Mike? (Gülüyor.) Mike: İnsanlar sorduğunda onlara lider emcee ve Chester için geri vokal olduğumu söylüyorum. Ben rap yaparken o uyumu sağlıyor, böylece birbirimizi tamamlıyoruz. Shoutweb: Çok iyi vokalleri var yani… Mike: Akciğerleri var. Shoutweb: Evet, gerçek borular. Mike: O çok iyi. Bizle kalacak. Onunla nasıl karşılaştığımızı biliyor musun? Shoutweb: Hayır, duymayanlar için söylemelisin. Shoutweb’i biliyor musun? Sana ne yaptığımızı söylemeli miyim? Mike: Yo, hayır. Birkaç kez ordaydım. Shoutweb: Tamam, çünkü burada dünyanın her yerinden insanlar var, Japonya’dan, Avrupa’dan. Mike: Ben yarı Japon’um. Japonya’yı severim. Shoutweb: Gerçekten mi? Mike: Yarı Japon yarı taşralıyım. Japon izleyiciler… Onlar benim kardeşlerim. Benim röntgenlediklerim(Gülüyor.). Ama evet, siteden çok hoşlanıyorum. Sitemizde Shoutweb için bir link var. Shoutweb: Evet, Top 40’ta. Web siteniz ve biyografiniz üzerinde çalışıyor musunuz? Mike: Her şey üzerinde çalışıyoruz. Web sitesi her hafta değişiyor. Shoutweb: Peki Chester’ı nasıl buldunuz ya da O mu sizi buldu? Mike: Grup 4 senedir beraber. Lise’den mezun olunca böyle bir grup kurmayı düşünmüştüm. Dedim ki “Bunlar benim arkadaşlarım. Bu bizim yapacağımız şey.” Brad, gitaristimiz ve biz 13 yaşından beri arkadaşız. Joe ile liseden arkadaşız, Rob’u, bateristimizi, yakınlardaki bir liseden biliyorduk. Daha sonra mükemmel bir şarkıcıya ihtiyacımız oldu. Demolarımızı yolluyorduk. Chester demomuzu almış ve bizi aradı. 23. doğum gününde geldi. Herkesi orada bırakmış. Sesini kaydetmiş ve ertesi sabah bizi aradı, “Bu iş tamam.” dedi. Biz anlamamıştık “Ne? Nasıl tamam?”… “Evet, bunu size nasıl ulaştırabilirim? Ben hazırım” dedi. Telefondan dinletmesini istedik. Dinledik ve hemen buraya uçmasını istedik. Harikaydı, tamamen hazırdık ve istekliydik. Shoutweb: Bu ne zamandı? Mike: Neredeyse 2 yıl oldu. (Mike çok kötü öksürmeye başlıyor.) Shoutweb: Çok kötü hasta olacak gibisin. Mike: 3 şov önce her yere kusacağımı düşünüyordum. Aptal bir hastalık yüzünden hiçbir şovu kaçıracak değilim. Benim için en zor şovdu heralde. Shoutweb: Neredeydi? Mike: Oklahoma’da. Dallas şovunda çok yorgun olmama rağmen çaldım. Austin’de çok kötü değildim ama Dallas şovu berbattı. Kimse hasta olduğumu bilmiyordu. Oklahoma’da köpek gibi hastaydım. Shoutweb: Kottonmouth Kings’le berabersiniz şu anda, değil mi? Mike: Doğru. Kottonmouth Kings turunu seviyoruz. Çok tatlı çocuklar. Onlarla beraber takılmak çok eğlenceli. Beraber çalmak da… Kendilerini nasıl tanımlarlar bilmiyorum ama ben The Hippie Beastie Boys derdim. Sevgi, barış ve marihuana dolular ve çok harika çalıyor, çok enerjik bir şov sergiliyorlar. Yani bu çok eğlenceli. Onları görmeye gelen binlerce çocuk var. Genel olarak sıralama: ilk çalan Rehab. Onlar da müthişler. Hip-Hop duo a la Everlast, Kid Rock tarzı bir şey. Biz çalıyoruz, sonra Corporate Avender, ondan sonrada Kottonmouth. Bu turda olmak gerçekten çok eğlenceli. Bu konuda çok canlıyız. Tur Cadılar Bayramında bitecek, çok büyük bir parti olacak. Kendi şehrimizde olacak. Onlar Orange Vilayetinden, yani Cadılar Bayramında evde olacağız. Shoutweb: Peki ne giyeceksiniz? Mike: Bu bir sır. Dürüst olmak gerekirse, Ne giyeceğim konusunda emin değilim. Chester ne yapacağını biliyor ama ben bilmiyorum. Shoutweb: Bu sizin son şovunuzsa Kottonmouth Kings gibi çıkabilirsiniz. Mike: Bunu düşünmüştüm. Yemin ederim düşündüm! Rehab’ın dans eden ve kıyafetlerini çıkaran iki hemşiresi var. Chester’a Brook ve Danny gibi giyinelim, gitaristimiz ve basçımız, Brad’le Scott da hemşireler gibi giyinsin diye söyledim. Ama hiç kimse bu fikrimi beğenmedi. Chester ile ben birer dakikalığına yaptık. Shoutweb: Sonra P.O.D. geliyor. Mike: Geliyorlar. Bu müthiş olacak. Çok sabırsızlanıyorum. P.O.D. albümlerini aldığım ve çok dinlediğim bir grup. Onlarla ve Project 86 ile çalacağımız için çok heyecanlıyım. Nefes kesen bir tur olacak. Birçok fanımız onları da çok seviyor. Shoutweb: Sizin için “The Buzz Band” diyorlar. Mike: The “Buzz” Band… Biz popüler miyiz? Amigolarla mı beraberiz? Pon-ponlarımızı alıp ismimizi bağıracağız(Gülüyor.). Shoutweb: Sende “The Buzz Band”in rapçisisin(Gülüyor.). Mike: Ne demek “The Buzz Band”? Hazır buradayken birkaç şeye daha isim verelim(Gülüyor.). Bunu çok sevdim. “Single” ya da “Video” hakkında konuşabiliriz. Shoutweb: Daha videonuzu görmedim. Birkaç reklam gibi bir şey gördüm. Tamamen yeşildi. Mike: Evet. Kırmızı saçlıydım. Video çok karanlık ve yeşil. Los Angeles’ta yeraltında terkedilmiş bir hastanenin yanındaki metroda çekildi. Takılmak ve video çekmek için çok ürkütücü bir yerdi. Çok kirli ve tozluydu. Orada nefes almak çok zordu. Ama dayandık. Çok eğlendik. Birisi bana birçok grubun iyi video çekemediğini ve ilk videolarını beğenmediklerini duyduğunu söyledi. Sanırım bir patlama yarattık. DJ’miz ve ben beraber sanat okuluna gittik. Pasadena’da sanat okulunda resim üzerine çalıştım. İlk yıldan sonra Joe film endüstrisinde özel efektlerle ilgili çalışmak için ayrıldı. Videoyu yaptığımız zaman, videodaki işlemler için fikirlerinde çok haklıydı. Yönetmen aramamız gerektiği zamanı biliyordu. İnanılmaz olan Gregory Dark’ı seçtik. Joe ve Gregory harika iş çıkardılar. Gregory çok yetenekli ve çok tecrübeli. Ve bize ilk videomuz için çok yardımcı oldu. Bütçemiz çok yüksek değildi. Kamera önündeki ilk deneyimimizdi. Çok eğlendik. Harika oldu. Joe harika iş çıkardı. Göreceksiniz. Çok karanlık ama aynı zamanda çok renkli.Uçan rahibimiz vardı. Shoutweb: (Gülüyor.) Hayıııır! Mike: Ciddiyim. Uçan rahipler var. Arka planda okuldan bazı arkadaşlarımızın yaptığı harika sanat çalışmaları var. Genelde çok memnunuz. Shoutweb: Sanat okulunda grafik de çalıştınız mı? Mike: Resim için gittim. Grafik üzerine küçük bir çalışmam da olmadı. Grafik üzerine çok çalıştım. Okuldan çıktığımda da hemen bir grafik işine girdim. Grup için çalışırken grafik de yaptım. Shoutweb: Aralıkta Papa Roach’la da çıkacağınızı duydum. Mike: Biliyor musun? Bu bir söylenti ama çok iyi bir söylenti. Bu söylentiden hoşlanıyorum. Çok iyi olurdu. Onlarla çalabilmek için bir şansımız olsun isterdik. Çok fazla insan bunu bilmiyor ama çok iyi olurdu. Shoutweb: Shoutweb’de var, yani birçok insan artık biliyor. Mike: Muhtemelen olacak. Henüz doğrulanmadı ama bence yakınız. Atlanta’da 99X Big Day Out şovunda Coby ve Toben’la tanıştık, ötekilerle bir dakikalığına görüştük. Harikaydı. Süper çocuklar. Çok hoşlar. İnanılmaz bir şov ortaya çıkardılar. Biz de Arizona’da onlarla çalmıştık. Orada onları gördük ama hiç onlarla takılmadık. Şovlarını gördük ve dedik ki “Whoa, bu çocuklar müthiş!” Sonra onları Atlanta’da gördük ve sahnede beraber takıldık. Sahneye oturdular ve bizi izlemeye başladılar ama hiç kimse dikkatini veremiyordu çünkü herkes Coby ile konuşmaya çalışıyordu. Sadece şaka yapıyorum. Ama “Coby! Coby!” diye bağıran kızlar vardı (Gülüyor.). Biz de “tamam kızlar, burada şov yapmaya çalışıyoruz. Sahnenin öbür ucuna gidin ve orada yapın şunu. Burada olanları bölmeyin.” der gibi devam ediyorduk(Gülüyor.). Shoutweb: Burada sanatımızı icra ediyoruz adamım, biraz saygı gösterin(Gülüyor.). Mike: O harika biri. Beraber takıldık ve harika zaman geçirdik. İnanılmaz şov yapıyorlar, çok iyi zaman geçiriyoruz. Shoutweb: Dün akşam Leno’yu çıkardılar ve “Broken Home”u çaldılar. İnanılmazdı. Harika iş çıkardılar. Mike: Mikrofonu etrafa salladı mı? Mikrofonu hep fırlatır, buna bayılıyorum. Birini yaralayacağını düşünüyorum ama hiç yapmıyor. En öndeki seyircilere atmak için kablonun ne kadar uzun olması gerektiği konusunda ciddi ciddi çalıştığını söyledi. Kendilerine çarpmadan ön sıradakilerin kafalarına atıyor. Sonra geri çekip sallamaya başlıyor. Shoutweb: Genellikle kanayana kadar mikrofonu alnına vurur. Mike: Dün kanattı mı? Shoutweb: Ruhu kanadı. Mike: Duygusal olarak kanadı. Shoutweb: Hadi biraz da albüm hakkında konuşalım. Mike: Albüm hakkında konuşmayı seviyorum. Shoutweb: Tüm şarkıları çok seviyorum. Özellikle “One Step Closer” yeri göğü inletiyor. Ayrıca “Crawling”, “Runaway”, “In the End” ve “Pushing Me Away” şarkılarını da çok seviyorum. Ama sanırım Chester’ın vokalleri sayesinde. Çok seviyorum. Mike: Şarkıların çoğunu beraber yazdık. Nakaratlar çok önemli örneğin. Herkesin söylediği bir şeyler var. Şarkının bir parçasıyla ilgili konuşup kimsenin kalbini kırmazsın. Herkesin yazdıkları ve söyledikleri var. Bu yaptığımız şeyden gurur duyuyoruz. Şarkılardan bazılar benim favorim. İnsanların duyması için sabırsızlanıyorum. Birkaç aydır bu albümü elimizde tutuyoruz. Hiç kimsenin dinlemek için daha şansı olmadı. İnsanlar albümü alıp dinlediğinde rahatlayacağım. Shoutweb: 24 Ekimde çıkacak. Haftaya bizim haftamızın grubu olacaksınız. Mike: Evet! Shoutweb’i seviyoruz. (Çevirmenin uyarısı: Bu aşağıdaki kısmı çevirirken kendimi rüyada gibi hissediyorum, saçmalayabilirim.) Shoutweb: Tek başına söyleyebildiğin şarkıları seviyorum ve aslında vokali duyabildiğin. Mike: Biz kesinlikle insanların sözleri duyabilmesini istiyoruz. Albümün içine şarkı sözlerini de koyduk, böylece insanlar albümü aldıklarında sözleri okuyabilirler, müthiş sanat çalışmalarından bahsetmiyorum bile… Her şarkı da tek bir yöne gidiyoruz. Bu albümde asla iki farklı yol izlemedik. Tutarlı olmasını sağladık. İkimizde aynı şey hakkında konuşuyoruz. İnsanlara şarkı sözlerimizle bir başlangıç veriyoruz, böylece kendileriyle bağdaştırabiliyorlar. Şarkılarımız başımıza gelen bir şeyden ya da hissettiğimiz bir duygudan ortaya çıkıyor. Hissedebildiğimiz kadar iyi söyleyebilmeyi istiyoruz. Geçen gün biri Chester’a aynı şeyi yüzlerce kez hissettiklerini fakat anlatamadıklarını söyledi. Bize, duygularını bağdaştırabilecekleri bir şeyler verdiğimiz için teşekkür ettiler. Birilerinin söylemek istediklerini söyleyebilmek. Bunu yapabiliyorum. Bunun için minnettarım ve bunu çok seviyorum. Birilerinin kendileriyle alakalandırabileceği ve onlar için anlamlı olabilecek bir şeyler ortaya çıkarmak. Shoutweb: “A Place For My Head”in başındaki şu gitar şeyi, Flamenko’ya benziyor. Zorro kapıdan çıkıp gelecekmiş gibi bir hisse kapılıyorum. Mike: Bu çok garip çünkü gitaristimiz Brad Ibanez’e gitti ve oradakiler çok yardım severdi. Oradaki bütün gitarları çalmasına izin verdiler. Sanırım buna ‘piezo’ deniyor. Onlardakileri ayarlama dönemi. Temel olarak akustik gitar gibi ses çıkaran elektronik gitar. O ayarı değiştirirseniz, yine elektronik olacaktır. Distorsiyon pedalına basınca, en ağır Ibanez gibi ses çıkartmaya başlayacaktır. O şeyi aldığında çalmayı düşündüğü ilk parça oydu ve işe yaradı. Buna bayıldı ve onlar da albümümüzde kullanmamıza izin verdiler. Fevkalade bir şeydi. O sesi aldığımız için çok mutluyduk. Shoutweb: O canlı performansı nasıl elde ediyor? Mike: Temiz bir kanaldan çalıyor. İlk fırsatta o Ibanez’lerden birini alacağını düşünüyorum. Fakat o noktaya henüz gelmedik. Shoutweb: Eminim Brad’e soru sormak isteyen bir sürü gitar çalan insan vardır. Mike: Canlı performansımızı gördüklerinde daha çok soruları olacaktır. Birçok soundun çok da basit olmadığını görecekler. Klavye ya da arp ya da zil gibi ses çıkaran armonilerin yalnızca onun gitarından çıktığını görecekler. İnsanlar gitarı değil, yüz farklı şeyi düşünüyorlar ama bu gitar. “In The End”de ki bütün dizeler ahenkli. Bütün o sesleri Brad çıkarıyor. Shoutweb: Boğa güreşi gibi bir şey olacakmış gibi hissettim(Gülüyor.). Mike: (Gülüyor.) Shoutweb: Birçok stili karıştırdınız. Mike: Biz çok çeşitli müzikleri seviyoruz, bu esinlendiğimiz şeyleri ayırt etmemizi zorlaştırıyor. Bir şey yazabiliriz ve bu tek bir türden gelmiyordur. Bazen olur, bazen de birçok farklı şeyler olur. Grup içinde yapmak istediğimiz şey bu. Grup kurmakla ilgili konuşmaya başladığımızdan beri bu böyle. Farklı lezzetleri bir araya getirmeyi istedik. Farklı lezzetler salata kâsesine bir araya getirilir ve her birinin lezzetini ayrı ayrı bünyesinde tutar. Bizim grubumuzun da tüm seslerin bütünlüğünü koruduğu ve şarkılarda bir arada bulunduğu bir salata kâsesi gibi olduğunu düşünmüştüm ama şimdi tamamen fikrimi değiştirdim. Şimdi, bizim için önemli olan, bütün şarkıların bir araya getirilip hepsinin bir şarkıyı oluşturduğu bir tava gibiyiz. Sadece bir şarkı. Rap parçası, Rock parçası, Elektronik parça değil. Shoutweb: Yani her şey var sizde. Peki ya Pop? Mike: Biliyor musun? Gitaristimiz büyük bir Britney Spears fanı. Hepimiz ondan utanıyoruz. Burada olmadığı için istediğim kadar onun hakkında konuşabilirim. Çok büyük bir pop dinleyicisi olması iyi. Grubumuz için biraz ihtiyacımız olabileceğini sanıyorum. Aphex Twins, Spineshank, Britney Spears’sız olamaz mıydı? Roots, the Boyz to Men, Radiohead… Dinlediğimiz bütün isimleri sayabiliriz. Shoutweb: “Cure For The Itch”in başındaki emcee sen misin? Mike: Hayır. Ben değilim! Shoutweb: Kim? Mike: Başka biri. Shoutweb: Kim? Mike: Başka biri. Shoutweb: Söylesen iyi olur yoksa herkese linkinpark@yahoo.com ’dan öğrenebileceklerini söylerim. Mike: Hiç durma. Size iyi bir isim vereceğim. Remy olduğunu söyleyeceğim. Bir gün o ne demek öğreneceksiniz. Shoutweb: “One Step Closer” çıkan en büyük single. “Plaster” önceki adı öyle değil mi? Mike: Evet, üzerinde çalışırken adı “Plaster” idi. “One Step Closer” biraz daha açıklayıcı oldu. Bunu yazdım ve birkaç kişi “Hmm… bilmiyorum.” gibi tepkiler verdi. Hatta ben bile. Bu şarkıyı yazmanın iyi bir fikir olmadığını düşündüm. Kulağıma kötü gelmeye başladı ama sonra tüm hızımızla devam ettik ve hallettik. Böylece albümün en akılda kalır bölümü oldu. Akılda kalıcı olması kadar insanlar için tutunabilecekleri bir şeylerin olmasından mutluyuz. Genel olarak dibe vuruşla ilgili. Çok tasvir edici ve bence insanlar bu yüzden seviyor. İçsel dünyayı çok iyi tanımlıyor, kendinizle alakalandırmak ve anlamak çok kolay. Shoutweb: Tüm diğer şarkılar haricinde, senin teorini yıkmak için değil ama sözlerden çok müziği için söylüyorum; mükemmel ve bağımlılık yapıcı. Mike: Güzel! Shoutweb: Hadi bana web siteniz ve albüm için yaptığınız grafiklerden bahset. Mike: Albüm için yaptığım çalışmayı web sitesi için de kullandık. Shoutweb: O bayrak tutan çocuk ne? Mike: O bir asker. Aslında bu çok komik çünkü grubun eski adı “Hybrid Theory” idi. Shoutweb: Ne zaman değişti? Mike: Tam olarak ne zaman bilmiyorum. Bir yıl bile olmadı. Hybrid Theory ismiyle bazı yasal sorunlar yaşadık, o yüzden tüm bunları önlemek için ismimizi değiştirdik. Linkin Park’ı web sitesi alabiliriz diye istedik. Linkinpark.com adresini alabiliyorduk ve akılda kalıcı bir isim olduğu için seçtik. İnternet sayesinde bu kadar büyüdük ve birçok fanımızla internet sayesinde tanıştık. Bir grup olduğumuz sürece web sitemiz bizim evimiz olacak. Bütün fanlarımızla web sitemiz üzerinden iletişim kuruyoruz. Grubun bütün grafikleri benim ve Frank Maddocks’un tarafından yapıldı. Frank Maddocks Deftones’un son albümündeki tüm grafikleri ve bütün kampanyalarını yaptı. Frank olağanüstü. Bütün resimlerimizi James Menchen çekti. Frank ile James rakip tanımaz. Bence mükemmel bir takım. Frank’la kapak için konuştuk. Bir logo ortaya çıkardık ama bir resme ihtiyacımız vardı. Ona hafif ve sert elementlerin karışımı olduğumuzu söyledim. Hybrid (Melez) anlayışımız Rap ve Rock’tan çok bu. Shoutweb: Linkin Park ismini bir yerden mi aldınız? Mike: Kaliforniya, Santa Monica’da bir Lincoln Park’tan esinlendik. Aslında her yerde bir Lincoln Park var. Bu çok komik çünkü Florida’da başladık ve Chicago’ya kadar turda her yerde bir Lincoln Park vardı, bu yüzden herkes bizim yerel bir grup olduğumuzu düşünüyordu. Yani ülke çapında yerel bir grubuz. Shoutweb: Genelde hep grupları öğrenmeye çalışırım ama resimdekilerden hangisi sensin emin değilim. Mike: Baktıkların muhtemelen renksiz olanlar, değil mi? Shoutweb: Evet, ama web sitenize girip hangisi sensin öğrendim. Mike: Aslında benim saçlarım Raggedy Andy kırmızısı ama siyah beyaz resimlere bakarak bunu söyleyemezsin. Son 6 aydır saçlarım parlak kırmızı. Shoutweb: Ne kullanıyorsun? Mike: Özel FX “Ruby Red” kullanıyorum ve ara sıra da, “Rock Star” etiketinden tiksinmeme rağmen, Fudge “Rock Star Red”. Bu saçmalıklardan nefret ediyorum. Ama Chester etmiyor. Chester “Rock Star” kalıbını kullanan kimseden iğrenmeyecek. Kendisine Rock Star denmesini istiyor. Ben istemiyorum. Komik olan ne biliyor musun? Aramızda çok az farklılıklar var. Aynı sahneyi paylaşıyoruz, şarkı sözlerimizi değiştiriyoruz ve sahnede olduğumuz zaman sizin için biriz. Farklılık ise bazı kişisel şeyler. O tamamen çılgın ve size kıçını gösterebilir. Kameralara kendini gösterebilir ve deli gibi hareket edecektir. Ben ona göre biraz daha tutucuyum. Şov yapmaya gelince hiçbir engel tanımam ama kişisel dünyamızda ben ondan biraz daha muhafazakârım. Shoutweb: Tanrı’yı sevmeleriyle bilinen P.O.D. ve Project 86 çalacak olmanızdan yola çıkarak şunu sormak zorundayım: Linkin Park’la ruhsal bir bağlantı var mı? Mike: O gruplarla turda olduğumuzdan dolayı bu konuda birçok e-posta aldık. Project 86 daha çok dindar tarafta. Bu konuda henüz konuşmadık, o yüzden bilmiyorum. E-postalara göre Hıristiyan oldukları için bu çocukları gruba alıyoruz. Aynı şeyi soran bir sürü e-posta alıyoruz. Ne diyeceğimi bilmiyorum. Müziğimiz gibi. Basit bir cevap değil. Tek bir şeyi temsil etmiyoruz. Bu konuda herkes farklı bir şey hissediyor. Onlara kendi görüşümü söyleyebilirim ama grubu temsil edemem. Dini bir konuşma yapmak istemiyorum, birkaç çocuğa dinsel tavsiye vermek de istemiyorum. Ben sadece 23 yaşındayım, ahbap. Git anne-babana sor. Onların cevaplarını beğenmezsen dini bir kuruluşa git ve en çok neyi merak ediyorsan sana söylerler. Shoutweb: Biyografinizde Chester kutsanmış olmakla ilgili bazı göndermeler yapmış. Sanırım fanlarınızı, sizi ve Tanrı sever rock gruplarını bağdaştırmaya iten şey bu olabilir. Mike: Gerçekten çok liberal bir Protestan kilisesinde büyüdüm. Çocuklardan ikisi Yahudi. Joe biraz daha tutucu bir Hıristiyan kilisesinde büyümüş ve Chester tamamen kendine özgü bir din inanışına sahip. Genel olarak, her yerdeniz. Shoutweb: Şu an bir karavandasın, doğru mu? Mike: Biz buna kamp karavanı diyoruz. Shoutweb: Kamp mı yapıyorsunuz? Mike: Hayır ama burası leş gibi kokuyor. Kahrolası bir karavan. Tur için yapılmamış. Kamp için yapılmış. Gitar ve çanta taşımak için değil. 9 kişi bu aptal şeyin içindeyiz. 6 kişi rahat olarak uyuyabiliyor. Gülünç. Shoutweb: Onun içinde mi uyumak zorundasınız? Mike: Evet! Çoğu zaman. Arka arkaya 18’er saat yolculuk yapıyorken uyumak için pek yer seçeneğiniz olmuyor. Shoutweb: Kirli çamaşırlar ve mikropların içinde sıkışıp kaldınız yani. Mike: Hayır, Ben Brad’in kirli çamaşırları arasında sıkıştım kaldım. Gerçekten. Brad’in bütün kirli çamaşırları hemen sağımdaki kabinde duruyor ve iğrenç kokuyor. Çünkü doğru düzgün yıkamıyor ve çantaya da koymuyor. Hepsi açıkta. Başı belaya girecek. Shoutweb: Peki, kendine “Rock Star” demiyorsan, ne diyorsun? Mike: Sadece müzisyeniz. İnsanlar bana ne iş yaptığımı sorduğunda onlara müzisyen olduğumu söylüyorum. Bir Rock Starı olduğumu söylemiyorum. Birincisi, bu rock değil. Bu grup için niyetim tüm ilgiyi kendi üstüme çekmek değil. Amacım yaptıklarımı sevecek insanlarla paylaşmak. Bir şovu ortaya çıkardığımızda tamamen görevimizi yerine getirdiğimizi hissediyoruz. Şov yapmayı ve müziğimizi insanlarla paylaşmayı ve sonrasında bunun hakkında konuşmayı, onları duyduklarıyla heyecanlandırmayı seviyoruz. Shoutweb: Turda, herhangi bir kaza oldu mu? Mike: Bir keresinde dişimi mikrofona gömmüştüm. Pistte sırtımı incitmiştim. Chester üstüne tükürmüştü. Üstümüze dışkı atmışlardı. Birkaç ay önce Union Underground’la çalarken “Kenar Mahallelerine geri dön” diye bir işaret yollanmıştı, Chester onu kaldırıp “Fan maillerini seviyoruz.” dedi. Başta saçma sapan konuşuyorlardı ama sonunda bizim sokak takımımıza katıldılar. Chester ikisini de yüzünden öptü. Çocuklar gülmekten yere yıkıldı. Bir sürü kaza gelmişti başımızı, onları hatırlamaya çalışıyorum. Kırıp dökmüştük. Brad gitarıyla kafama vurdu. Des Moines’da de ağzıma kustum. Shoutweb: ııy… İğrenç! Mike: Aslında bu iyi bir hikâye. Iowa, Des Moines’de Hairy Mary’s de çalıyorduk. Hiç klima yoktu ve tam öğlen vaktiydi. Kulüp küçük. Şovumuzu yapacağız ve izleyecek olan herkes çoktan içmiş ve telef olmuş. Oraya gittik, malzemelerimizi ayarladık ve çalmaya hazırdık. İnsanlar bayadır oradaydı ve kötü kokuyordu. Rutubetli ve berbattı. Nefes alamayana kadar 2 şarkı çalmıştık. Deli gibi etrafta koşuyordum ve midem bulanıyordu. Kimsenin üstüne kusmak istemiyordum, onun için ağzımda tuttum ve yuttum. Sonra ağzımı temizlemek için bir büyük bardak su içtim ve şova devam ettim. Brad neredeyse bayılacaktı. Şovun sonunda Brad dinlenmek için kabinine geçti yoksa bayılacaktı. Çok sıcaktı. Bizim için gerçekten zor bir şov oldu. Shoutweb: Hala çok iğrenç! Mike: Bazen birkaç aktörmüşüz gibi hissediyorum. Aktör gibi davranıyoruz. Oyuncu gibi davranıyoruz (Mike İngiliz aksanını taklit ediyor.). “Oyuncu” derken bunu sahte bir İngiliz aksanıyla söylemek zorundasın ya da Şekspir vari bir havayla. Bizim yaptığımız bu. O şov en önemli şeymiş iyi bir şov çıkarmak önceliğimizmiş gibi davranıyoruz, hastasın ya da değilsin. Shoutweb: E-postalara cevap veriyor musunuz? Mike: Kesinlikle. Yoldayken dizüstü bilgisayarlarımız var. Sokak takımımızı ve fanlarımızı çok seviyoruz. Yapabildiğimiz kadar çok haberleşiyoruz onlarla. Çok fazla mail alsak da onları cevaplamak zorundayız. Hepsini cevaplayamıyoruz ama tüm fanlarımıza ulaşmak için çok uğraşıyoruz. Mailler bir yana, çocuklarla mümkün olduğunda konuşmaya çalışıyoruz. Mesela, Arizona’da imza günümüz vardı. Programın saatleri kesindi. Saat dolduğunda imzalı resim için bekleyen hala bir sürü çocuk vardı, biz de masadan her şeyimizi alıp onların yanına gitmeye karar verdik. 15.000 çocuğun içine girip imza dağıttık. Bu yapması en doğru olan şey. Hiçbir çocuğun aldatılmış hissedip çekip gitmesini istemem. Önemli olan benim imzalı resmim değil. Shoutweb: Ama o çocuğa göre önemli olan bu. Mike: Kesinlikle. Shoutweb: Siz çocukların bir sonraki durağı neresi? Mike: Albuquerque, New Mexico. Önce birkaç yedek lastik almamız ve karavanı servise götürmemiz gerekiyor. Galiba bu yaptığım en uzun röportaj. Shoutweb: Konuşmama izin verirsen, daha da uzar gider. Mike: Aslında bu çok iyi. Çünkü birçok röportajcı 10 dakikalığına beni telefondan arıyor, aynı aptal 10 soruyu soruyor ve aynı 10 cevabı alıyor. Bundan daha ileriye gitmiyorlar. Shoutweb: Çocuklara başka yerlerde okuyabilecekleri aynı şeyleri vermeyi sevmem. Yani, amacın ne o zaman? Her neyse, hadi sevdiğim şarkılar hakkında konuşalım. “Crawling” muhteşem. O şarkıya bayılıyorum. Mike: “Crawling”in nakarat melodisi aslında yazdığımız bir şarkının geçişiydi. Diğer şarkıyı beğenmedik, o şarkıyı kullanmayacaktık ama bu melodiyi aldık. Aklıma sevdiğim bu melodiyi almak ve üstüne şarkı yazmak geldi. Bunu yaptım ve sonra Brad geldi, biraz ekleme yaptı ve bana yardım etti. Chester bazı yeni sözler yazdı. Herkes bu şarkı üzerinde çalıştı. Her şarkıya başladığımızda farklı bir şeyden başlar. Brad’in araba alarmlarından aldığı bir örneğin üzerine bir şarkı yazdım. Dairesinin altında bir arabanın alarm sesiyle uyanmış. O sesi kaydetmiş. Örnekledim. Bağladım. Brad bir gitar parçası yazdı ve üzerine söz yazdık. Albümde olmayan çok eski bir şarkımız. Shoutweb: Şarkının adı neydi? Mike: “Part of me”. Coverladığımız bir EP’nin parçasıydı. Chester Kaliforniya’dan ilk geldiğinde yaptığımız ufak bir projeydi. Stüdyoya ilk girişimizdi. Godsmack’in şarkılarını yapan Mudrock’la beraberdi. Çok kibar biri ve onla beraber ufak bir parayla bir şeyler yapabildik. Shoutweb: Siz ayrıca “One Step Closer” ile “Return of the Rock 2” albümündesiniz. Mike: Evet. Birçok harika grubun o albümde yer alması dışında o CD ile ilgili pek bir şey bilmiyorum. MTV’ye bunun için minnettarız. Bütün “Return of the Rock” şeyi harika. Şahsen, bu kampanya müthiş oldu çünkü tamamen rock değil. Üzerinde çalıştıkları ve bugünkü rock çok çeşitli. Birçok farklı çeşidi içeriyor. İlerlemede olduğunuz hissettiğim bir müziğin parçası olmak harika. Run DMC, Aerosmith ve Red Hot Chili Peppers’ı ilk albümlerinden beri dinlerim. Bu gruba başladığımızda, tüm bu şeyler müziğimizi oluştururken etkilendiğimiz noktalar. Bakıp da “Bu şekilde oldu” diyeceğimiz başka şey yok. Farklı şeyleri bir araya getirirken kendi stilimizi oluşturmak zorundayız. Shoutweb: Bunu yapmayı istemenin sebebi ne diye soracaktım. Mike: İlk gördüğüm konser ya 1989’da ya da 1990’daydı. Anthrax ve Public Enemy’yi Killer B’s turunda görmüştüm. Şovun sonunda “Bring Da Noise”ı beraber yaptılar. Irvine Meadows’ta gördüm onları, çok büyüktü. Primus açtı. Ondan sonra bir sürü şov gördüm, her şov gördüğümde onun gibi bir şeyi daha çok yapmak istedim. Shoutweb: Şu an yaptığınız şey üzerinde çok büyük bir etkisi var yani? Mike: O gruplar değil ama fikir. Yapmak için çok heyecanlandığım bir şeydi. Grubu bir araya getirmeye başladığımızda, rock-rap gruplarının olmadığı bir zamanı düşünmeye başladık. Gruba başladığımızda hiçbir rock-rap grubu yoktu. O sound’un nasıl olacağıyla ilgili hiçbir şey bilmiyorduk. Kendi müziğimizi icat ediyorduk. Bu yüzden bizim sound’umuz bugün piyasadaki rock-rap gruplarından daha farklı. Çok farklı şeyleri karıştırdık ve çok değişik stillerden ortaya çıktık. “Onlarla çalabilir miyiz?” diye baktığımız hiçbir şey yoktu. Kendimizi karşılaştırdığımız bir grup yoktu. Pek yoktu. Limp Bizkit’in “Significant Other”ı ve Kid Rock öncesiydi. O gruplar kesinlikle bizim için bir kapı açtı. Böyle şeyler yapmak isteyen insanlar için nasıl yapmaları gerektiğiyle ilgili bir şeyler masaya koyduk. Bu tür gruplar ortaya çıktığında kime satacaklarını bilmiyorlardı. Onu almak isteyenlerde nereden alacaklarını bilmiyorlardı. Biz canlandırdık. Shoutweb: Yani yeni buzz band sizsiniz. Mike: Beni şaşırtan insanların grupla ilgili heyecanlarını anlatmaları ve albümün nasıl bir şey olduğunu bilmiyorlar. Dinlediklerini single’a dayandırıyorlar. Single’ı beğeniyorum ama albümü seviyorum. Albümden tamamen gurur duyuyorum. Shoutweb: Bence “One Step Closer” insanların albümü almaları için yeterli. Bir sürprizle karşılaşacaklar çünkü albümün geri kalanı mükemmel. Albüm üzerine o kadar çok yazı var ki… Mike: Çok mutluyum. Herkes albümü alana kadar bekleyemiyorum. Shoutweb: Karavanda iyi eğlenceler ve sağlıklı kalın. Birkaç hafta içinde New York’a geldiğinizde görüşürüz.
__________________
' gözℓєяιм ѕαηѕüя ρєя∂єѕι ' |
||
|
|
|
|
|
#4 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 3.176
Tecrübe Puanı: 24 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
MTM hakkında chester
Baya eski ama ilgimi çekti.Çoğumuzun beğenmediği MTM hakkında chester ne demiş?? S:Yazı işleri neye benziyor? C:Gerçekten zevkli.Hepimiz yeni ve yaratıcı birşeyler yapma şansına sahibiz.Rick Rubin yeni albümümüzün yapımcısı,daha önce yapmadığımız bir stil üzerinde çalıştırıyor bizi,yani bu bizim için oldukça değişik.İlk önce kişisel fikirlerimizi ortaya koyuyoruz sonrada bir araya gelip bir grup olarak bunlar üzerinde kafa patlatıyoruz.Şarkıların ne yönde gideceğine hepimiz karar veriyoruz.Ancak bu albüm diğerlerine oranla daha çok vokal taşıyor.Bu yüzden genellikle Mike ve ben şarkıları yazıyoruz,diğer çocuklarda kendi bölümlerini oluşturuyorlar.Brad şarkıların yapımında gerçekten harika.Bu kesinlikle ağır bir iş,ama ben işimi seviyorum,bu da çalışmamı zevkli kılıyor. S iz ve Mike birlikte mi yazıyor?C:Biz şarkıları ve melodileri yazıyoruz,ve ikimizin yazdıkları da kendimize ait kişisel şeyler,yani bazı şarkılar birbirinden ayrıyken onları birleştiriyoruz ve üzerlerinde beraber çalışıyoruz.Ama ikimizin de sadece kendimizin yazdığı şarkıları var. S:Şarkı sözlerine karar veren tek biri mi var? C:Hayır 2 kişi var.Ben ve Mike.Ama Mike sözleri doldurmakta oldukça usta,yani birlikte yaptığımız bu iş mükemmelleşiyor. S:Bütün grup bir araya geliyor mu? C:Her hafta.Hala kendimize ait ilk bölümlerin oldukça başındayız.Herkes kendi enstürmanı için kendi bölümünü yaratıyor.Ama her hafta bir grup buluşmamız var ve böylece ne yaptığımızı paylaşıyoruz.Her hafta stüdyoya birlikte gidiyor ve bir diğerimizin ne yaptığını dinliyoruz.Sonra hepimizin nelerin olduğu gibi kalması ve nelerin değişmesi gerektiğine karar veriyor ve çalışmalarımız hakkında birbirimize yardım ediyoruz. Seki ya yapım için geri kalan şeyler? C:Herkes birşeyler yapıyor.Ama bana herkesin kendi alanında birşeyler yapıp yapmadığını soruyorsanız.evet yapıyorlar.Ama yardıma ihtiyacımız olduğunda hepimiz birbirimize yardım ediyoruz.Biz bir grubuz,tek bir kişi değil. S:Şarkılarınız yaşamda nerede olduğunuzun bir yansıması mı? C:Meteora'dan sonra benim için çok şey değişti.Talinda ile evlendim 3 oğlum var,yani sanırım büyüyor ve yaşlanıyorum,işte bu müzik.Hayattaki aynı şeyleri tekrarlayıp yeni şeyler öğrenmeden duramazsınız.Müzik içinde bence aynı şey geçerli. S:Önceki yapımlarınızla yenisi arasında benzerlik var mı yoksa tamamen farklı mı? C:İkisi de.Biz hala Linkin Park'ız,ve bunu duyacaksınız.Ama yeni olan bir çok şey var VE bunları bizden daha önce hiç duymadınız.Rick Rubin kaydı yapıyor ve daha önce birçok türde albüm yaptı,HALA BİZE UYAN YEPYENİ BİŞEY İSTEDİK BİZDE. S:Ayrıca kısa hikayelerhayal ürünleri vb. şeyler yazıyor musunuz? C:Evet.Hikayeler ve şiirler yazmaya bayılıyorum.Şu sıralar yeni birşeyler yazıyorum kendi çocukluğum ve müzik yapmaya nasıl başladığım hakkında.Şimdilik 6 sayfa kadar. Yeni müziğimizi dinlemenizi iple çekiyoruz. Bütün desteğiniz için teşekkürler, fanlarımız bizim için çok değerli ve bu yıl sizlerle turda buluşmak için de çok heyecanlıyız.
__________________
' gözℓєяιм ѕαηѕüя ρєя∂єѕι ' |
||
|
|
|
|
|
#9 |
![]() ![]() |