![]() |
|
|
#11 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Nov 2007
Nerden: --...--
Mesajlar: 8.424
Tecrübe Puanı: 1000 ![]() |
Düşünmediler, bunlar birbirine uymuyor.
Vicdan sağırlaşınca akıl Hakkı duymuyor. Bir gün Mevlûd okutup bir gün yaptılar dinsiz; Ne diyeyim, inandı buna pek çok beyinsiz. (44) Türkiye’de benmişim komünizmin bânisi Biraz daha hafifi: Komünistler hâmisi. (45) ... Kaç kişi bilir bizde, komünist kime derler? Komünizmi bilmeden boşuna laf ederler. Komünistler bağlanır gizli bir topluluğa Damladır, nerden gelir bilmez sular oluğa. Açıklamazlar bunlar komünistliklerini Emniyetten başkası bilmez onun yerini. Milliyet duygusundan koparmaktır fertleri; Sonra komünist yapma, emelleri, dertleri. İkilik çıkarmaktır birinci kasıtları, Koparmaktır milleti bağlayan kayıtları. Bu dinlidir, bu dinsiz; bu namuslu, bu hırsız; Bu Türktür, bu Türk değil; bu iyi, o hayırsız. Dilekleri sadece parçalamak milleti; Millet bölününce de kökten yıkmak devleti. Komünist yapınca da Ruslaştırırlar onu, Memleketi bırakıp kaçmadır bunun sonu. ... Komünist ne düşünür anladın mı şimdi sen? Her önüne geleni suçlar mısın bilmeden? (46) ... Sorarım, milletine bağlı kim girer buna? Kimler açar göğsünü düşmanların okuna? ... İş böyleyken dediler bana “komünist başı”, Günâh değilmiş gibi kötülemek yurddaşı. Kimmiş bu hain adam? Sekiz yıllık bir bakan. Cehlin karanlığına gönlüyle ışık yakan... (47) ... Hasılı çabalamış Türkün yükselmesine, Andiçip bağlı kalmış Atatürk’ün sesine Bu ne sersemce bühtan, bu ne korkunç bir yalan Bu ne alçak iftira, bu ne hayasız vicdan? (48) ... Böyle olur düşmanın ekmeğine yağ sürmek; Türk ruhunu en korkunç bir sonuca götürmek. Bu sonuç ayrılıktır, aramızda düşmanlık; Arada tepen bu hal, son bulup bitsin artık! (49
__________________
|
||
|
|
|
|
|
#12 | ||
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Nov 2007
Nerden: --...--
Mesajlar: 8.424
Tecrübe Puanı: 1000 ![]() |
Sonuç
Hasan-Âli Yücel, içinde yetiştiği dindar çevre ile Atatürk Türkiye’sinin ilerleme mecburiyeti ikilemini kendine has bir şahsiyet olarak çözmüş ve hayatı boyunca bu çözümü uygulamaya çalışmıştır. Ama sanırım bu konuda hem “dindar” ve “milliyetçi” hem de “solcu devrimci”ler tarafından tam doğru olarak anlaşılamamıştır. Dindar ve milliyetçi olanlar, bu son derece milliyetçi ve dindar olan adamı bu sıfatları taşımamakla suçlamışlar, devrimciler de aslında kendileri gibi olmayan bu büyük adamı kendilerindenmiş gibi göstererek onu propaganda amacıyla kullanmak istemişlerdir. Ama o, hayatında her şeyi samimi olarak yapmış, düşüncelerini açık olarak sürekli yazmış; düşündükleri ve yaptıklarıyla büyümüş bir millî değerdir. Hasan-Âli Yücel, tek parti döneminde düzenlediği iki Millî Eğitim Şûrası, bir Beden Eğitimi ve Spor Şûrası, Tercüme Heyeti ve başka bazı örgütleriyle demokratik çalışmanın, bilim ve sanat adamlarının görüşlerini dikkate alarak çalışmanın en güzel örneklerinden birini vermiştir. Hasan-Âli Yücel, hem büyük bir fikir hem de bir icraat adamıdır. Hem düşünmüş hem yapmıştır. Ona göre, ülkenin kalkınmasında yatırıma büyük önem vermelidir. “Bunlar israftır; milletin bunlara verecek parası yok” gibi öksürüklü, balgamlı sesleri dinlememek lâzımdır. Milletler yaptıkları büyük eserlere dayanarak büyürler. İlköğretimden üniversiteye kadar ülke eğitimine büyük paralar yatırılmalıdır. Bunun ötesi boş lâftır; yaptındı, yapmadındı, yapsaydın gibi sözlerin —kim tarafından söylenirse söylensin— fiilî ve amelî bir kıymeti yoktur. Hele tarih bu tür dırıltılara kulak bile vermez.” Yücel hakkındaki konuşmayı, onun şu sözleri ile bitirmek istiyorum: “Biz, yarınların insanlarıyız. Emeklerimizi, bilgi ve duygularımızı, yaptığımız bütün işleri bizden sonra geleceklere bir miras değil bir vasiyet olarak terkediyoruz.” *) Bu yazının bazı kısmları, Millî Eğitim Bakanlığı ve D.T.C.Fakültesi tarafından 17.12.1997 tarihinde Ankara’da yapılan “Doğumunun 100. Yılında Hasan-Ali Yücel’i Anma Toplantısı”nda tebliğ olarak sunulmuştur. Yücel, Goethe hümanizmasını benimsemiş ve onu Türk hümanizmasına esas almıştır. Çıkar, Mustafa. Hasan-Ali Yüvel ve Türk Kültür Reformu. Ankara: Türkiye İş Bankası yay. 1997. S.121. 2 Yaşar Nabi, Hasan-Ali Yücel. Varlık 546,1961. S.3 3 Baydar, Mustafa. Hasan-Ali Yücel Anlatıyor. Varlık 546,1961. S.6. Bak ayrıca: Millî Eğitim Bakanlığı. Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ve Millî Eğitim Bakanlarının Millî Eğitimle İlgili Söylev ve Demeçleri II. S.316. 4 a.g.e. S.297. 5 a.g.e. S.264. 6 a.g.e. c. III. S.13. 7 a.g.y. 8 a.g.e. c. II. S.266. 9 a.g.e. c. III. S.234. 10 Yücel, H.-A. Dinle Benden. İstanbul: İnkılâp Kitabevi 1960. S.29,34,39 11 Millî Eğitim Bakanlığı, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ve Millî Eğitim Bakanlarının Millî Eğitimle İlgili Söylev ve Demeçleri III. S.121 12 a.g.e. c.II S.246. 13 a.g.e. S.242. 14 a.g.e. c. III. S.12,-13 15 a.g.e. C.II. S.379. 16 a.g.e. c. III. S.265. 17 Yücel, H.A. Pazartesi Konuşmaları. İstanbul 1937. S.191. 18 Millî Eğitim Bakanlığı, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ve Millî Eğitim Bakanlarının Millî Eğitimle İlgili Söylev ve Demeçleri II. S.273. 19 a.g.e. S. 324-325. 20 Tevfik Fikret. Tarih-i Kadim-Doksanbeşe Doğru. Hasan-Âli Bey’in bir mukaddimesiyle bir şiirini hâvidir. İstanbul 1928. (önsözde) 21 Yücel, Hasan-Ali. Pazartesi Konuşmaları. S.155 22 Yücel, Hasan-Ali. Dâvam. Ankara. 1947. 23 A.g.e. S.58-61. 24 Şiir içinde parantezler arasında gösterilen sayılar, Dinle Benden adlı kitaptaki sayfa numaralarıdır. 25 Millî Eğitim Bakanlığı, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ve Millî Eğitim Bakanlarının Millî Eğitimle İlgili Söylev ve Demeçleri II. S.380.
__________________
|
||
|
|
|