Zet10 - Bilge Karakter Toplumu  


Geri git   Zet10 - Bilge Karakter Toplumu > Eğitim - Genel Kültür > Genel Kültür Konuları > Genel Kültür



Yanıtla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 10-14-2008, 12:29 AM   #1
_MULTIFUNCTION_
 
darklight - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: May 2008
Nerden: C*
Mesajlar: 10.337
Tecrübe Puanı: 1000
darklight has much to be proud ofdarklight has much to be proud ofdarklight has much to be proud ofdarklight has much to be proud ofdarklight has much to be proud ofdarklight has much to be proud ofdarklight has much to be proud ofdarklight has much to be proud of
darklight - MSN üzeri Mesaj gönder darklight - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Biçimsel Düzen ve Doğru Yazmak İçin Notlar

Tüm sanat dalları gibi yazı yazma işi de öncelikle ilgiyle doğar, araştırmayla büyür, teknikle zenginleşir. Bir konuyu ifadelendirmeden önce onu hangi aşamalardan geçireceğimizi, kime ne üslupla aktaracağımızı, en kısa yoldan en etkili anlatımı sağlamak için hangi alt başlıkları irdeleyeceğimizi kurgularız. Eğer kurguladığımız tüm aşamalar dil ve biçim bilgisi kurallarına uygun bir şekilde kağıda aktarılamazsa, yazının istediğimiz başarıyı elde etmesi beklenemez. Birçok yazar adayının biçimsel açıdan “nasıl yazmalıyım” sorusu, tek ve kesin bir cevapta toplanır: Nasıl okumayı arzularsam öyle...

İnce veya kalın, öykü ya da deneme ayrımı yapmadan elinize bir kitap alın ve kitabı hiç incelemeden ilk sayfasını açarak okumaya başlayın. Sıkıldınız değil mi? Konu ne kadar çarpıcı olsa da, aklınız kitabın diğer sayfalarında. Sakın bunun üç-beş paragraf okuyarak konuyu anlama arzusu olduğunu düşünmeyin: Elinizdeki bir kitaptır; daha önce seyredip seyretmediğinizden emin olamadığınız yerli bir film değil... Peki neden sıkıldınız, gerçek merakınız ne olabilir ki; okumadığınız diğer sayfaları açmayı dürtülesin? Çünkü siz henüz kitabın biçimsel yanını zihninizde canlandıramadan, bu biçim imgeleminizde yer elde edemeden konuya girmeye çalıştınız. İşte budur sizi diğer sayfalara yönelten.

Bir yazının biçimsel yanı nedir ki bu derece belleğimizde yer etmeye çalışsın, bize yazıya devam etmemiz için motivasyon sağlasın? Beynimiz sözcükleri anlamlandırmadan önce biçimsel sorgulama odalarına alır, onlardan gelebilecek yarar ve zararları kontrol altına almayı arzular. Bu birkaç dakikalık incelemede paragrafların dizilişi, cümlelerin uzunluğu, en çok belirginleşen sözcükler, konunun duygusal, düşünsel, felsefik, tarihsel bağlantıları zihnimizde canlanır. Zihnimiz canlandırdığı bu imgeler ölçüsünde konunun, heyecan verici, sıradan, sıkıcı gibi duygusal önyargılarını iletir bize. Biz de kendimizi savunmaya alarak yazının devamında temkinli davranma dürtüleri geliştiririz. Bu yüzden yazıdan aldığımız keyif ve okuma kolaylığı, biçimsel imgelemelerin zihnimizde yeterince oturup oturmamasıyla doğru orantılıdır.

Şimdi kısaca okurken beklediğimiz biçimsel düzenden örnekler verelim. Bu düzen bizim yazarken uymamız gereken kurallar zincirini oluşturduğundan; yazımızın hedef kitlemize en kısa yoldan iletilmesi ve verdiğimiz emeğin algılanabilmesi için zorunludur.

1. Okurken sık sık paragraf görmek isteriz. Başta göz attığımız okunmamış sayfalar zihnimize paragraflar ve onların boyutlarıyla kazınır. Paragrafsız bir yazı tırmanılamayacak kadar yüksek gözüken dağ gibidir. Okuyucuyu korkutur ve imgeleminde “konuyu anlayamama” endişesi yaratır.

Paragraflarımızın 10-15 satırdan fazla olması da itici bir biçimsel önyargı oluşturur. Yazınızın okunma arzusu vermesini istiyorsanız paragraf uzunluklarına da dikkat etmelisiniz.

2. Kısa cümleler göz tarafından kolay algılandığından “konuyu anlama” dürtüsünü destekler. Uzun ve birçok yan açılımları olan cümleler, şayet usta bir kalemden çıkmamışsa, sıkıcı, yorucu ve anlamı daraltıcı etkiler oluşturur. Çünkü birbirine benzer birçok sözcük, birkaç özel sözcükten oluşmuş cümlelerden daha etkili anlam bırakamaz.

3. Kısa göz atmalarda belirgin sözcükler göz tarafından algılanabilir. Bu yazıya şöylesine bir baktığınızda “algılama, biçim, beyin” gibi kelimelerin ağırlığını görebilirsiniz. Bu da bu yazının bir yemek tarifinden ne kadar uzak olduğunu gösterir. Ama ben bu yazıda yemek tarifi vermek istememekle birlikte yazdığım yenilemelerde yemek tarifine özgü örneklerden bahsedersem (tıpkı şimdi yaptığım gibi) okuyucuyu yanlış yönlendirmiş, onun zihnindeki imgelemin savunma durumlarını ele geçirmiş olurum. Sadece bu paragrafa göz atan okuyucu benim bir yemek tarifi yaptığımı düşünür, yazıyı okumaya başladığında ise kafasındaki biçimsel ilişki ile anlam çelişkisi sonucunda yazımı “sıkıcı” olarak nitelendirir.

4. Çoğu yazar okuyucu kadar noktalama işaretlerine önem vermez. Mesela her noktalama işaretinden sonra bir boşluk (espas) bırakılması gerektiği kuralına uymaz. Oysa noktalama işaretlerinden sonra bırakılmayan boşluklar okuyucunun algısında arabayla girilen tüneller gibi boğucu olduğundan, biran önce içinden çıkılmak istenir. Bu endişe okuduğu sözcüklerin anlam ilişkisini beynine iletilememesi sonucunu doğurur.

Noktalama işaretleri sonrasında bırakılmayan boşlukların diğer olumsuz bir sonucu sözcük algılamalarını engellemesidir. Art arda dizilmiş lokomotiflerde camdan bakan tanıdık birini ayırt etmek ne zordur!

5. Özellikle çeviri kitaplarda sıkça karşılaştığımız isim cümleciklerinin ifadelenmesinde kullanılan noktalama işaretlerinin bizi ne kadar çok yorduğunu bir düşünün. Göz attığımız paragrafta sözcükten çok nokta, virgül, iki nokta, noktalı virgül, üçnokta gibi noktalama işaretleri algımızı daraltır ve yorar. Bu yüzden mümkün olduğunca az noktalama işaretiyle çok şey ifade edebilmeliyiz. Örneğin “virgül”ü her duraksamada kullanmak yazım kurallarına uymak gibi görünse de, okuyucunun nefesindeki “es”le zıtlık oluşturabilir. Bu yüzden mümkün olduğunca anlam kargaşası yaratılabilecek alanlarda ve birbiri ile benzer kelimeleri ayırmak için (“ve” niyetine) kullanmalıyız virgülü.

6. İmla kurallarına uygun bir yazı okuyucunun beklentilerini destekler. Çünkü okuyucu okuduğu şeyin, yaşamındaki konuştuğu şeyden daha dikkatli ve anlamlı kullanılmasını bekler zihninde. Bu beklentisinin imla hatalarıyla erimesi “bu kadarını ben de yazarım” yargısına götürür onu. Kimse kendisinin yazabileceği bir yazıyı başkasından okumayı istemez.

7. Her ne kadar kesin bir kıstası olmamakla birlikte okuduğumuz yazının türüne uygun bir yazım biçimi, yazıyla aramızdaki diyalogu güçlendirir. Okuduğumuz şiirse; uzun mısralar, noktalama işaretleri, büyük harf kullanımları bizim ufkumuzu daraltacağından tercih edilmez. Bir de işin estetik ve maddi boyutu vardır: Sayfalarca devam eden bir şiire hangi dergi ya da seçki yer ayırabilir.

Okuduğumuz öykü ya da denemeyse 2-3 sayfada bitmesini bekleriz. Yazarın bize bir konuyu ya da bilgiyi en kısa zamanda en özenle seçtiği cümlelerle anlatmasını isteriz. Çünkü beklentimiz konunun işleyişinden, ilişkilerinden, sonuçlarından çok, anlamlı cümlelerle ifade edilebiliyor olmasıdır. Şiir sözcükle yazılırsa, öykü cümleyle kurulur.

Okuduğumuz romansa uzunluğu bizim için önemli değildir. Çünkü biz başta onun bize sunduğu yaşama katılmayı, onun karakterleriyle güncel, haftalık, aylık, yıllık hatta tarihsel bir yolculuğa çıkmayı kabul etmişizdir. Bu kadar çok cümleyi, paragrafı okumayı göze alıyorsak, en ince ayrıntıları da öğrenmeye hakkımız vardır romanda.
__________________






KIRIK LİNKLERİ BİLDİRİN


Yorum yazmadan önce lütfen okuyun

* 1- N-ok...tala,!!ma +işar:etlerine "dik"(kat ed?in.
* 2- BüYük hARf kÜçüK haRf OlayıNI atlAMAyın.
* 3- Bu "Dolar" i$areti de size i$ çıkarmasın artık.
* 4- Veenönemlisisözcükler arasındaboşlukbırakın.
* 5- A ma g erek siz bo şluk lar d an k açının.
* 6- Gösterin özen cümleleri kullanmamaya devrik.
* 7- Sözcüklari anlaşılur vea dorğu yazen.
* 8- Bu güzelim Türkçemize foreign wordlar katmayın.
* 9- In keys yu rayt Ingilis vords, it hez to bi andirsitendibil.
* 10- Türkçe’deki spesifik kelimeleri İRDELEMEYİN.
* 11- Narin maillerinizi naciz kibarlığınızla süslemeyiniz efenim.
* 12- Benim Türkçem mükemmeldir, NARSIST şeyler yazarsanız hemen anlarım.
* 13- Yazılarınızda kibar olun, meydan okumayın, yoksa sizi harcarım.
* 14- DiĞer yandan, TÜrkÇe karakter iŞinize geliyorsa yazIp gÖnderin.
* 15- Yazdığınızı yarım bırakmamaya lütfen özen gös...
* Türkçemizde Yha diye bir kelime mi var yHaa !..


darklight isimli üye çevrimiçi   Alıntı Yap ve Yanıtla
Yanıtla


Konuyu toplam 1 üye okuyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO