![]() |
|
|||||||
| Muhabbet Gayfe'si Her Türlü Dır Dır,bla bla lar Bu Bölümde ; Geyikoloji Merkezidir Ayrıcana (: |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#11 | ||
|
_MULTIFUNCTION_
![]() ![]() |
KADER: Alınyazısı,yazgı. Talih.
KAİNAT: Var edilen şeylerin hepsi, yaratılanlar KAMELYA: Pembe,kırmızı,beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi. KAMER: 1. ay; Mecazi parlak ve güzel anlamında KAMİLE: Tam,eksiksiz. Kemale ermiş. Bilgin,bilgili. KAMURAN: İstediğine ulaşmış,mutlu. KARACA: Rengi karaya yakın, esmer; Avrupa ve Asya'nın ılıman bölgelerinde yaşayan kısa ve çatallı boynuzlu bir memeli hayvan KARANFİL: Kokulu bir çiçek. KARDELEN: Kar kalkmadan çiçek açan süs bitkisi KARMEN: Parlak kırmızı. KAYRA: Yüksek tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik; Tanrıdan geldiğine inanılan iyilik; İhsan, lütuf KERİME: Cömert. Ulu,büyük. Kız çocuk. KEVSER: Cennette bulunduğuna inanılan su. KIVANÇ: Sevinç KIVILCIM: Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası KIZILTAN: Kızıl renk almış tan KÖSEM: Sürünün önünden giden,yol gösteren koç. Cildi temiz,pürüzsüz. KUĞU: Beyaz tüylü bir su kuşu KUMRU: Sevgilisine düşkünlüğüyle bilinen güvercin benzeri bir kuş KUMSAL: Kumla örtülü deniz kıyısı KUTAY: Kutlu,uğurlu ay KUTSAL: Güçlü bir dinsel saygı uyandıran kimse KUZEY: Bir yön KÜBRA: Büyük, ulu; Büyük önerme.
__________________
KIRIK LİNKLERİ BİLDİRİN İlâhi! Hamdini sözüme sertaç ettim. Zikrini kalbime mi’rac ettim. Kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin. Varlığından haberdar ettin. Aşkınla gönlümü bî-karar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım, lütfuna geldim. Kulluk edemedim, affına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet. Neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam. Sen söyletmezsen ben söyleyemem. Sevdir bize hep sevdiklerini. Yerdir bize hep yerdiklerini. Yâr et bize erdirdiklerini. |
||
|
|
|
|
|
#12 | ||
|
_MULTIFUNCTION_
![]() ![]() |
LAL: Parlak, koyu kırmızı renkte olan
LALE: Çan biçiminde bir çiçek LALEHAN: Lalelerin sultanı. LALEZAR: Lale yetiştirilen yer,lale bahçesi. LAMİA: Parlayan, parlak. LATİFE: Yumuşak,hoş,güzel,nazik. Güldüren güzel söz,şaka. LEMA: Parıltı,parlayış. LEMAN: Parlama,parıltı. LEMİS: Dokunma,elleme. LERZAN: Titreyen,titrek LEYAN: Parlayan,parlayıcı. Konfor. Lüks hayat. LEYLA: Saçları gece gibi simsiyah olan kadın; Çok karanlık gecede görülen ışık. LEYLİFER: Gece ışığı LİLA: Açık eflatun LİNET: Sürgün..
__________________
KIRIK LİNKLERİ BİLDİRİN İlâhi! Hamdini sözüme sertaç ettim. Zikrini kalbime mi’rac ettim. Kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin. Varlığından haberdar ettin. Aşkınla gönlümü bî-karar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım, lütfuna geldim. Kulluk edemedim, affına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet. Neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam. Sen söyletmezsen ben söyleyemem. Sevdir bize hep sevdiklerini. Yerdir bize hep yerdiklerini. Yâr et bize erdirdiklerini. |
||
|
|
|
|
|
#13 | ||
|
_MULTIFUNCTION_
![]() ![]() |
MAHİRE: Hünerli,becerikli.
MAHPERİ: Güzeller güzeli. MAİDE: Üzerinde yemekler bulunan sofra; Yemek, ziyafet MANOLYA: Bir süs bitkisi MARAL: Dişi geyik MAVİSU: Deniz MAYIS: Bir bahar ayı MEBRUKE: Kutlu kadın ("mübarek kelimesinin dişisi") MEDİHA: Övülen,beğenilen,sevilen kadın. MEHİR: Ay parçası MEHPARE: Ay parçası gibi güzel. MEHTAP: Ay ışığı,dolunay. MEHVEŞ: Ay gibi güzel kadın MELDA: İnce ve taze bedenli MELEK: Tanrı katında bulunan ruhani varlıkların her biri; Pek güzel, yumuşak huylu ve masum (mecazi) MELİHA: Güzel,şirin,sevimli. MELİKE: Kadın hükümdar,padişah eşi. MELİS: Bal, bal arısı MELİSA: Oğul otu MELTEM: Yazın karadan denize doğru esen yel MENEKŞE: Mor beyaz renkli, kokulu, yuvarlak yapraklı bir çiçek MERAL: Dişi geyik,ceylan. MERCAN: deniz dibine ağaç gibi kök salarak büyüyen, hayvan gibi duyguya sahip, kırmızı renkli, kalker iskeletli bir canlı türü MERİÇ: Bulgaristan'dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonra Türk-Yunan sınırı boyunca akarak Enez yakınlarında Ege Denizi'ne dökülen ırmak MERİH: Mars gezegeni MERVE: Mekke'de Safa dağının karşısındaki kırmızı renkli tepenin adı MERYEM: İsa peygamberin annesinin adı MERZE: Mercan. MEYYAL: Meyleden,aşırı istekli. Fazlaca eğilen. Eğik. MISRA: Manzumenin satırlarından her biri,dizeler. MİHRİBAN: Dost,sevgili,yarendeş. İyi yürekli,güler yüzlü. MİHRİCAN: Dost,sevgili. Sonbahar. MİHRİGÜL: Güler yüzlü,dost,sevecen,güzel. MİHRİNAZ: Çok nazlı. MİHRİNUR: Güldüğünde ışıklar saçan. MİMOZA: Bir süs bitkisi MİNA: Mine. Liman. Şişe,cam,billur. Şarap şişesi. MİNE: İnce ve parlak nakış; Madenler üzerine vurulan renkli cam tabakası; Şişe, cam, billur sırça MİRAY: Yılın ilk aylarında doğan MİRCAN: Güneş gibi aydınlık. MÜGE: İnci çiçeği MÜJDE: Sevindirici haber; İyi haber getirene verilen bağış MÜJGAN: Kirpikler.
__________________
KIRIK LİNKLERİ BİLDİRİN İlâhi! Hamdini sözüme sertaç ettim. Zikrini kalbime mi’rac ettim. Kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin. Varlığından haberdar ettin. Aşkınla gönlümü bî-karar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım, lütfuna geldim. Kulluk edemedim, affına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet. Neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam. Sen söyletmezsen ben söyleyemem. Sevdir bize hep sevdiklerini. Yerdir bize hep yerdiklerini. Yâr et bize erdirdiklerini. |
||
|
|
|
|
|
#14 | ||
|
_MULTIFUNCTION_
![]() ![]() |
NADİDE: Az bulunur,görülmemiş. Çok değerli,eşsiz.
NADİRE: Az bulunan. NAĞME: Güzel uyumlu ses, ezgi; Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz NAHİDE: Venüs gezegeni. Ergenlik çağında genç kız. NARİN: İnce, ince yapılı, kibar NAŞİDE: Şair,şiir okuyan ve yazan. NAZ: İsteksiz gibi görünen, çekingen davranış NAZAN: Cilve yapan,nazlanan,nazenin. NAZER: Nazar NAZGÜL: Gül kadar güzel olan,nazlı. NAZLI(M): Naz yapan; İşveli(m), edalı(m) NAZLIHAN: Naz yapan han anlamında NECLA: Evlat,çocuk. Soylu. NEFİSE: Çok güzel,değerli. NEHAR: Gündüz anlamındadır NEHİR: Akarsu, ırmak NEHİRE: Gereğinden fazla. NERGİS: Bir süs bitkisi NERMİN: Yumuşak,narin,ince. NESLİ: Soylu. NESLİHAN: Han soyundan. Sevgi ile hükmeden. NESLİŞAH: Şah soyundan NESRİN: Yaban gülü NEŞE(M): Gönül açıklığı(m), sevinc(im) NEŞVE: Keyif,neşe. NEVA: Ses, ahenk; Güç, zenginlik, servet; Nasip; Türk müziğinde bir makam NEVAL: Talih,kader,kısmet. NEVADE: Torun anlamında NEVBAHAR: İlkbahar, ilkyaz NEVESER: Türk Müziğinde Dede Efendi'nin bulduğu bileşik bir makam NEVGECE: Yeni yeni oluşan gece NEVGÜL: Yeni açmış gül NEVİD: Yeni, yepyeni NEVRA: Beyaz çiçek. Işıklı olma,parlaklık. NEVRES: Yeni yetişen. NEYİR: Işıklı, aydınlık, parlak NİGAR: Resim kadar güzel sevgili; Nakış; Resim NİHAL: İnce ve düzgün vücutlu sevgili. Fidan,taze sürgün. NİHAN: Saklanmış, gizli olan; Sır NİL: Çivit. Mısır'da bir nehir NİLAY: Işıklı mavi,ışıklı lacivert. NİLGÜN: Lacivert renkli, çivit renginde NİLÜFER: Durgun sularda yetişen, değişik renkli ve uzun ömürlü su bitkisi NİRAN: Nurlar,aydınlıklar,ışıklar. Ateşler. Cehennem. NİSA: Kadın,kadınlar. NİSAN: Gelin çiçeği; İlkbaharın ilk ayı NUR: Aydınlık, parıltı, parlaklık NURAN: Nurlu,ışıklı. NURAY: Işık saçan. NURCAN: Aydınlık insan. NURFER: Işık veren,aydınlatan,ferahlatan. NURGÜL: Nur+Gül NURGÜN: Nur+Gün NURPERİ: Bir peri kadar göz kamaştırıcı güzelliğe sahip olan. NURSAL: Işıksal ışıkla ilgili NURSAY: Işık gibi say, ışık gibi bil anlamında NURSELİ: Işık seli (yağmuru) anlamında NURSEZA: Nura layık, ışığa, aydınlığa layık anlamında NURTEN: Işık gibi duru tenli anlamında NUTİYE:Gökyüzündeki en parlak yıldız NÜKET: Nükte, zarif, güzel sözler NÜKHET: Güzel koku NÜKTE: İnce anlamlı, düşündürücü şaka söz.
__________________
KIRIK LİNKLERİ BİLDİRİN İlâhi! Hamdini sözüme sertaç ettim. Zikrini kalbime mi’rac ettim. Kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin. Varlığından haberdar ettin. Aşkınla gönlümü bî-karar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım, lütfuna geldim. Kulluk edemedim, affına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet. Neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam. Sen söyletmezsen ben söyleyemem. Sevdir bize hep sevdiklerini. Yerdir bize hep yerdiklerini. Yâr et bize erdirdiklerini. |
||
|
|
|
|
|
#15 | ||
|
_MULTIFUNCTION_
![]() ![]() |
OKSAL: Ok at; Oka ilişkin
OKŞAN: Sevil,şefkat gör. OLCA: Ganimet,bolluk. OLCAY: Mutlu, ongun; Rastlantıları düzenlediği ve böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih OLGAÇ: Bilgi ve görgüde olgunlaşan OMAY: Gözde,sevilen,beğenilen. ONGU: Sağlık,mutluluk. ONGÜL: Ön ayak olmak; İlk gül ORKİDE: Salepgillerden güzel çiçekli birtakım bitki türlerinin ortak adı OYA: Bir nesneye oyularak yapılan süs; Genellikle ipek veya ibrişim ile iğne, mekik, tığ kullanılarak yapılan ince dantel OYLUM: Hacim, dirim; İçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş; Resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekan karşılığı. ÖDÜL: Armağan ÖĞÜN: Kendini yücelt. Zaman. Kez,defa. ÖĞÜT: Tavsiye. ÖMÜR: Yaşama süresi,hayat. ÖNAY: Yeni çıkmış ay ÖNGÜL: Direnen,inatçı. Kılavuz. Öncü,teşvik eden. ÖRGÜN: Türlü ve düzenli parçalardan oluşan ÖVGÜ: Övme, övmek için söylenen söz ÖVGÜN: Övülmüş, övülen kişi ÖVÜNÇ: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, kıvanç, sevinç, övünç, ÖYKÜ: Hikaye, ayrıntılarıyla anlatılan olay ÖZBEN: Bireyin kendi varlığı; Gerçek ben anlamında ÖZDE: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan ÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili ÖZEN: Büyük hassasiyet göstermek ÖZGE: Yabancı. İyi,güzel. Cana yakın,şakacı. Yürekli,gözü pek ÖZGEN: Başına buyruk. Rahat. Özü geniş. Kuzu kulağı otunun filizi ÖZGÜL: Gerçek gül, benim gülüm anlamında ÖZGÜR: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, koşula bağlı olmayan, başına buyruk, hür ÖZLEM: Bir şeye karşı duyulan istek, bir kimseyi ya da bir şeyi görme, kavuşma isteği; Hasret ÖZLEN: Görme isteği uyandır, kavuşma isteği ver, seni özlesinler ÖZNİL: Nil gibi verimli. ÖZNUR: Özü ışıklı,aydınlık. ÖZSU: Besleyici su, besisuyu, bitkilerin dokularında bulunan su ÖZÜN: Şiir. Hak edilmiş ün. ÖZTEN: Güzel tenli.
__________________
KIRIK LİNKLERİ BİLDİRİN İlâhi! Hamdini sözüme sertaç ettim. Zikrini kalbime mi’rac ettim. Kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin. Varlığından haberdar ettin. Aşkınla gönlümü bî-karar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım, lütfuna geldim. Kulluk edemedim, affına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet. Neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam. Sen söyletmezsen ben söyleyemem. Sevdir bize hep sevdiklerini. Yerdir bize hep yerdiklerini. Yâr et bize erdirdiklerini. |
||
|
|
|
|
|
#16 | ||
|
_MULTIFUNCTION_
![]() ![]() |
PAMİRA: Orta Asya'da bir yayla
PAPATYA: Baharda çiçek açan bir kır bitkisi PARLA: Parlamak eyleminden parla, ışık saç; Başarılı ol, ünün sanın artsın; Güzel ol, güzel görünüşlü ol PELİN: Acı ve güzel kokulu bir bitki PELİNSU: Pelin+Su, hem pelin hem su anlamında PERÇEM: Kahkül PERİ: Cisimleri çok latif ve görünmez olan hoş yaratık; Güzel insan, güzel kimse PERRAN: Uçan, uçucu PERVİN: Ülker yıldızı PETEK: Arıların bal topladıkları balmumu yuvacıkları PEYDA: Belli, açık, ortaya çıkmak, oluşmak PINAR: Büyük su kaynağı PIRILTI: Pırıldayan şeyin çıkardığı ışık.
__________________
KIRIK LİNKLERİ BİLDİRİN İlâhi! Hamdini sözüme sertaç ettim. Zikrini kalbime mi’rac ettim. Kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin. Varlığından haberdar ettin. Aşkınla gönlümü bî-karar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım, lütfuna geldim. Kulluk edemedim, affına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet. Neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam. Sen söyletmezsen ben söyleyemem. Sevdir bize hep sevdiklerini. Yerdir bize hep yerdiklerini. Yâr et bize erdirdiklerini. |
||
|
|
|
|
|
#17 | ||
|
_MULTIFUNCTION_
![]() ![]() |
RABİA: Dördüncü.
RAHŞAN: Parlayan, parlak, aydınlık,ışıltı. RANA: İyi, güzel, yumuşak, hoş RAVZA: Sulu, su yatağı yer; Bahçe REBİA: Bahar. RENAN: Çok ses çıkaran, çınlayan RENGİN: Boyalı, renkli; Hoş, latif ve güzel REVAN: Yürüyen, giden; akan, akıp giden. Ruh,can. REYHAN: Yaprakları güzel kokan bir süs bitkisi, fesleğen REZZAN: Ağırbaşlı, onurlu RİMA: Dişi ceylan yavrusu ROSA: Gül rengi,pembe kırmızı arası bir renk. RUHAN: Güzel kokulu RUHSAR: Yanak, yüz, güzel yüz RUHŞEN: Neşeli,canlı. RUHUGÜL: Gül kadar temiz bir ruha sahip olan. RUKİYE: Büyü,sihir. RÜÇHAN: Üstünlük RÜYA: Düş; Gerçekleşmesi imkansız durum, hayal; Gerçekleşmesi beklenen şey, umut.
__________________
KIRIK LİNKLERİ BİLDİRİN İlâhi! Hamdini sözüme sertaç ettim. Zikrini kalbime mi’rac ettim. Kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin. Varlığından haberdar ettin. Aşkınla gönlümü bî-karar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım, lütfuna geldim. Kulluk edemedim, affına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet. Neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam. Sen söyletmezsen ben söyleyemem. Sevdir bize hep sevdiklerini. Yerdir bize hep yerdiklerini. Yâr et bize erdirdiklerini. |
||
|
|
|
|
|
#18 | ||
|
_MULTIFUNCTION_
![]() ![]() |
SABA: Gündoğusundan esen hafif ve tatlı rüzgar. Türk müziğinde bir makam
SABAH: Günün ağarmasıyla başlayan ilk saatler SAHRA: Kır,ova,çöl SALİHA: Yararlı,iyi,elverişli. SANAL: Sanlı ol, ünlen SANEM: Çok güzel kadın; Put SARA: Halis, saf, katkısız SARE: Olmak, oldu; Cemaat, topluluk; İhtiyaç, susuzluk SARGIN: Albenili, çekici, büyüleyici,yıldızı şirin, hoşa giden, sevimli, güzel SAYE: Gölge; Koruma, yardım, sahip çıkma SAYGIN: Sayılan, sevilen SAYIL: Her zaman saygı gör SEBLA: Uzun kirpikli göz SEÇİL: Beğeni, sevgi, üstünlük gösterilen SEÇKİN: Benzerler arasında nitelikleriyle göze çarpan, elit SEDA: Ses; Doğa veya bir engele çarpıp geri dönen ses, yankı SEDEF: Midye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan pırıltılı, beyaz, sert bir madde; Bu maddeden yapılmış veya bu madde ile süslenmiş SEDEN: Uyanık, tetikte; Gözü açık olmak SEGAH: Doğu müziğinin makamlarından SEHER: Tan ağartısı SEL: Taşkın su SELDA: Bir söğüt cinsi SELEN: Haber, müjde SELİN: Gür akan su SELİNTİ: Ufak sel SELİS: Akıcı söz SELMA: Barış içinde,huzur,erinç. SELMİN: Barış ve sevgi duygusuyla dolu olan SELVA: Amerika'da Amazon, Afrika'da Nijer ırmakları gibi ekvator bölgesinde büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad. SELVİ: İnce uzun ağaç SEMA: Gökyüzü; Göç SEMANUR: Nurlu gökyüzü SEMEN: Yasemin çiçeği. Semizlik. SEMİN: Değerli, pahalı; Semizlik SEMİRAMİS: Babil'in Asma Bahçeleri'ni kurduran Asur kraliçesi SEMRA: Esmer kadın. SENA: Övmek, methetmek; Şimşek parıltısı; Yücelik, yükseklik; Aydınlık; Bir ot adi SENAHAN: Metheden, alkışlayan, öven SENAR: Yar, aşık, seven insan SENAY: Ay gibi güzelsin. SENEM: Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı; Arapça'da put; Arapça'da kendine tapılacak kadar güzel olan kadın, sevgili, güzel SERA: Varlıklı olmak, zengin olmak; Şarkı söyleyen; Yer, toprak; Ok yapımında kullanılan bir ağaç SERAP: Çorak yerlerde, çölde, sıcak ve ışığın etkisiyle, ileride, yakında ya da ufukta su veya yeşillik var gibi görünmesi olayı SERAY: Ay gibi güzel SEREN: Gemi direği SERMA: Kış soğuğu SERPİL: Gelişmek,büyümek. SERPİN: Yağmur SERRA: Rahatlık,kolaylık SERTAP (SERTAB): İnatçı anlamında SEVAL: Severek al anlamında SEVDA: Vurgunluk, tutkunluk, aşk; Heves, arzu, kuvvetli istek SEVDEM: Sevginin en son demi SEVEN: Bir başkasına sevgi duyan SEVGİ: İnsanı bir şeye ya da bir kişiye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu SEVGÜL: Gül gibi sevilen. SEVİL: Her zaman sevilen biri ol SEVİM: Sevmek eylemi; Bir kişi ya da bir şeyde bulunan o kişi ya da şeyi başkalarına sevdiren özellik SEVİNÇ: İstenilen şeyin olmasıyla duyulan coşku SEVTAP: Tapılacak kadar çok sevilen. SEYLAN: Sel, akma, akış SEYYAL: Akıcı, akışkan SEZEN: Hisseden, sezgili SEZER: Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş ya da olacak bir şeyi duyumsar SEZGİ: Sezmek eyleminden sezgi; Sezme yeteneği SEZİN: Sezinleme işi, sezme. Duygulu,anlayışlı. SILA: Bir süre ayrı kaldığı bir yere veya yakınlarına kavuşmak; Doğup büyüdüğü ve özlediği yer; Bahşiş, hediye; Bağ SİBEL: Henüz yere düşmemiş yağmur damlası (Fransızca "si belle": öylesine güzel anlamında) SİM: Gümüş gibi parlak ve beyaz SİMA: Yüz, çehre SİMGE: Anlamı olan harf, bitki gibi işaretler SİMİRNA: İzmir'in eski adı. Aynı zamanda Amazon savaşçılarının kraliçesinin adı. SİNEM: Yüreğim, çok sevdiğim SİTARE: Yıldız SONEDA: Nazlı olmaması temenni edilen SONGÜZ: Kasım ayının halk arasındaki adı SONYAZ: Sonbahar SU: Canlıların yaşaması için en gerekli olan kokusu, rengi olmayan sıvı SUMRU: Bir şeyin yüksek yeri, tepesi SUNA: Boylu, poslu, yakışıklı. Yaban ördeği. SURPERİ: Peri güzeli. SUZAN: Yakan,yakıcı. SÜHEYLA: Yumuşak ve iyi huylu,mütevazı kadın. SÜNDÜS: Ham ipek,ipekli. SÜSEN: Nisan-Haziran dönemlerinde açan güzel kokulu bir çiçek.
__________________
KIRIK LİNKLERİ BİLDİRİN İlâhi! Hamdini sözüme sertaç ettim. Zikrini kalbime mi’rac ettim. Kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin. Varlığından haberdar ettin. Aşkınla gönlümü bî-karar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım, lütfuna geldim. Kulluk edemedim, affına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet. Neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam. Sen söyletmezsen ben söyleyemem. Sevdir bize hep sevdiklerini. Yerdir bize hep yerdiklerini. Yâr et bize erdirdiklerini. |
||
|
|
|
|
|
#19 | ||
|
_MULTIFUNCTION_
![]() ![]() |
Şafak: Gündoğumundan önceki aydınlık.
Şahane: Tam anlamıyla güzel. Şahika: Zirve, doruk. Şanal: Ünlen, ünün yayılsın. Şansal: Ünün yayılsın. Şayeste: Uygun, layık. Şaylan: Övünen, gururlu, neşeli. Şaziye: Sevinç, gönül ferahlığı. Şebnem: Su damlacığı, çiy. Şefika: Acıyan, esirgeyen. Şehnaz: Çok nazlı, Türk müziğinde bir makam. Şehrazat: Özgür. Şehriban: Şehrin ileri geleni. Şelale: Çağlayanın büyüğü. Şenay: Ayın parlaklığı, güzelliği. Şengül: Güleryüzlü. Şeniz: Mutlu, sevindiren iz, hatıra. Şennur: Neşeli, nurlu. Şenol: Şen, mutlu ol. Şeref: Büyüklük, ululuk.
__________________
KIRIK LİNKLERİ BİLDİRİN İlâhi! Hamdini sözüme sertaç ettim. Zikrini kalbime mi’rac ettim. Kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin. Varlığından haberdar ettin. Aşkınla gönlümü bî-karar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım, lütfuna geldim. Kulluk edemedim, affına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet. Neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam. Sen söyletmezsen ben söyleyemem. Sevdir bize hep sevdiklerini. Yerdir bize hep yerdiklerini. Yâr et bize erdirdiklerini. |
||
|
|
|
|
|
#20 | ||
|
_MULTIFUNCTION_
![]() ![]() |
TAÇNUR : Mutluluk
TAHİRE : Gündoğusundan esen rüzgar TAİBE : Tövbe eden, pişmanlık duyan TALHA : Güzellik TALİA : Güzel, şirin TALİHA : Rastlantıları düzenlediğine ve insanlara iyi veya kötü durumlar hazırladığına inanılan doğa üstü güç, şans, felek TAMAY : Dolunay, ayın on dördüncü TANAY : Secde eden TANSELİ : Şafak vakti gelen sel TANSU : Göğüsle ilgili TANYEL : Katıksız, arı - Seçilmiş TANYELİ : Tan vakti esen rüzgar TARA : Sahur zamanı doğan kız çocuğuna verilen ad TAYYİBE : 1.İyi davranış. 2.Yatıştırıcı, hoşa giden söz TENAY : Uygun, yakışan - Yetkili olan - Dine uygun hareket eden TENDÜ : Öz, asıl TENNUR : Yüksek, ulu TİJEN : Taç, taçlar TİLBE : Put - Güzel kadın TUBA : 1.Cennette bulunduğun inanılan büyük ağaç. 2.Güzellik, iyilik. 3.Rahat TUĞÇE : Küçük tuğ TULÜ : Doğuş, doğma (güneş için) anlamında TÜLAY : Ayın ince ışığı TÜLİN : Ayın çevresinde görülen ışık halkası TÜNAY : Gece ve ay TÜRKAN : 1.Kraliçe. 2.Güzel kız TÜRKÜ : Yankı, ses TÜRKAN : 1.Kraliçe. 2.Güzel kız
__________________
KIRIK LİNKLERİ BİLDİRİN İlâhi! Hamdini sözüme sertaç ettim. Zikrini kalbime mi’rac ettim. Kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin. Varlığından haberdar ettin. Aşkınla gönlümü bî-karar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım, lütfuna geldim. Kulluk edemedim, affına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet. Neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam. Sen söyletmezsen ben söyleyemem. Sevdir bize hep sevdiklerini. Yerdir bize hep yerdiklerini. Yâr et bize erdirdiklerini. |
||
|
|
|