Zet10 - Bilge Karakter Toplumu  


Geri git   Zet10 - Bilge Karakter Toplumu > Zet10 Haber Ajansı > Sinema Haberleri

Sinema Haberleri Sinemadan Haberler



Yanıtla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 06-14-2008, 06:54 PM   #1
 
kaf_kef - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2007
Nerden: AkLım FiRaRdA !
Mesajlar: 6.259
Tecrübe Puanı: 8
kaf_kef is on a distinguished road
Standart Vizyondaki Yabancı Filmler

Şeytan Çarpması (The Exorcism of Emily Rose)

Oyuncular : Laura Linney, Tom Wilkinson, Campbell Scott, Jennifer Carpenter, Colm Feore, Joshua Close, Ken Welsh, Duncan Fraser

Tür : Dram / Gerilim / Korku




Dehşet verici bir şeytan çıkarma ayini

Üniversiteye gitmek için taşradaki güvenli evinden ayrılan Emily Rose’un, kendisini nelerin beklediği hakkında en ufak fikri yoktur. Bir gece yurtta yalnızken tüyler ürpertici sanrılar gören Emily, kendinden geçer. Bir nörolog tarafından sara teşhisi konsa da, verilen ilaçlar tedavide etkili olmaz. Durumu giderek kötüleşen genç kıza bir psikiyatr tarafından ikinci bir teşhis konur: Emily sadece saralı değil, aynı zamanda da psikozludur.

Genç kızın rahatsızlığı katlanılmaz bir hal alıp, tıbbi tedaviler de sonuç vermeyince, koyu bir Katolik olan Emily, kilisesinin rahibi Peder Richard Moore’dan kendisine şeytan çıkarma ayini uygulamasını ister. Peder, her şeyi enine boyuna düşündükten sonra, daha önce hiç yapmadığı şeytan çıkarma ayinini gerçekleştirmeyi kabul eder. Ama genç kız, bu dehşet verici ayin sırasında ölünce, rahip ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermek suçuyla yargılanmaya başlar.

Tanınmış savunma avukatı Erin Bruner, firmasında ortak statüsüne yükseltilmesi karşılığında, isteksizce de olsa Peder Moore’u savunmayı kabul eder. Duruşmalar sürerken, Peder Moore’un şaşmaz inancı ve davanın etrafında dönen açıklanamaz ürkütücü olaylar, Erin’in şüpheciliği ve dinsizliğini zorlayacaktır...


Karakterler kendi inançlarını sorguluyor
Dehşet verici geriye dönüşlerle anlatılan “Şeytan Çarpması”, ruhuna şeytan girdiğine inanılan genç kızın ölümüyle sonuçlanan ihmalden sorumlu tutulan bir rahibin davasını, baştan sona ele alıyor. Katolik Kilisesi, çok ender görülen bir kararla, on dokuz yaşındaki, üniversite öğrencisi bir kızın ruhuna şeytan girdiğini resmi olarak kabul eder.

Gerçek olaylardan esinlenilen, Scott Derrickson’ın yönettiği filmde, aykırı bir uygulama olan şeytan çıkarma ayinini gerçekleştiren Peder Richard Moore’u Tom Wilkinson, savunma avukatı Erin Bruner’ı Laura Linney, Emily Rose’u Jennifer Carpenter canlandırıyor. Filmde rol alan oyuncular arasında Campbell Scott, Colm Feore ve Shohreh Aghdashloo başı çekiyor. Filmin orijinal senaryosu Paul Harris Boardman ve Scott Derrickson’a ait. Müziklerse Christopher Young imzası taşıyor.

“Şeytan Çarpması”, çaresiz ve açıklanamayan bir rahatsızlığa yakalanan genç bir kızın zorlayıcı hikayesini anlatıyor. Hikayenin yapısı, karakterlerin kendi kişisel inançlarını sorgulamasına olanak tanıyor. Niyetinin, insanları kendilerine neyin kötü, neyin şeytani olduğunu sormaya kışkırtan bir film yapmak olduğunu söyleyen yönetmen Derrickson, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Böyle sorular sorduğunuzda, sonunda kaçınılmaz olarak, kendinize Tanrı hakkında, ahlak hakkında, hafızanın ve doğrunun doğası hakkında ne düşündüğünüzü sormaya başlıyorsunuz.”

Kışkırtıcı sorular
Derrickson ve Boardman, senaryoya ilham kaynağı olan hikayeyi tesadüfen duyduklarında çok ilgilenmişler. “Paul’le birlikte bir Jerry Bruckheimer senaryosu için araştırma yapıyorduk. Paranormal olgular araştırmasında uzmanlaşmış bir New York polis memuruyla çalışıyorduk” diyen Derrickson’a, Boardman şunları ekliyor: “Memur bey bize gerçek bir şeytan çıkarma ayininin ses kaydını dinletti. Kesinlikle iliklerimize kadar korktuk. Bize hikayenin geçmişini de anlattı ki tam anlamıyla büyüleyiciydi”. “Bu genç kızın ölmesi bana çok dokundu.” diyor Derrickson ve ekliyor: “Hikayenin ortaya koyduğu sorular inanılmaz kışkırtıcı; hikayeyi gün ışığına çıkardığımızda, izleyicinin de aynı soruları sormasına neden olacağını biliyordum.”
kaf_kef isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 06-14-2008, 06:55 PM   #2
 
kaf_kef - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2007
Nerden: AkLım FiRaRdA !
Mesajlar: 6.259
Tecrübe Puanı: 8
kaf_kef is on a distinguished road
Standart

Milyonlar (Millions)

Oyuncular : James Nesbitt, Daisy Donovan, Lewis Owen McGibbon, Alexander Nathan Etel, Gunnar Winbergh, Kolade Agboke

Tür : Bilim Kurgu / Dram / Komedi




Gökten para yağarsa...

Hayat hakkında tavsiyeler veren görünmez azizler, bir çanta dolusu para ve bu serveti on gün içinde harcaması gereken iki küçük kardeş… “Trainspotting”, “28 Days Later” ve “The Beach” filmlerinin yönetmeni Danny Boyle, “Milyonlar”da dünyaya bir çocuğun gözlerinden bakıyor…

Yedi yaşındaki Damian ve dokuz yaşındaki Anthony, gökten para dolu koca bir çanta düşünce hayatlarının macerasına adım atarlar. Paranın Tanrı tarafından, iyilik yapmaları için gönderildiğine inanmaktadırlar. Ama çözmeleri gereken bir iki ufak sorun vardır. Öncelikle çantanın içinde binlerce sterlin vardır; ama birkaç gün içinde İngiliz para birimi euro olacağı için, para kısa süre sonra tüm değerini yitirecektir.

Ufaklıkların canını sıkacak bir başka sorunsa, peşlerindeki kötü niyetli adamlardır. Aslında çanta banka soyguncularına aittir ve soyguncular parayı her ne pahasına olursun olsun geri almaya kararlıdırlar…

Danny Boyle’ın yönettiği “Milyonlar”ın başrollerinde Alexander Nathan Etel (Damian), Lewis Owen McGibbon (Anthony), James Nesbitt (Ronnie) ve Daisy Donovan (Dorothy) kamera karşısına geçmiş. Senaryosunu “24 Hour Party People” filminin senaristi Frank Cottrell Boyce’un kaleme aldığı filmin yan rollerinde Christopher Fulford, Pearce Quigley, Jane Hogarth, Alun Armstrong, Enzo Cilenti, Nasser Memarzia ve Kathryn Pogson yer alıyor. Filmin müzikleri ise John Murphy imzası taşıyor
kaf_kef isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 06-14-2008, 06:56 PM   #3
 
kaf_kef - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2007
Nerden: AkLım FiRaRdA !
Mesajlar: 6.259
Tecrübe Puanı: 8
kaf_kef is on a distinguished road
Standart

Yerinde Olsam (In Her Shoes)

Oyuncular : Cameron Diaz, Toni Collette, Shirley MacLaine, Dorothy Kelly, Anson Mount, Richard Burgi, Candice Azzara, Brooke Smith

Tür : Dram / Komedi




Kardeş olmanın anlamı…

“Yerinde Olsam”, ayakkabı numaralarından başka hiçbir ortak yönü olmayan iki kardeşin hikayesini anlatıyor...

Maggie ve Rose Feller birbirlerinden siyah ve beyaz kadar farklı, kendi tarzları ve amaçları olan iki kızkardeştir. Tam bir parti kızı olan Maggie’nin hayatı, liseden mezun olduktan sonra oldukça değişmiş; uzun süren işsizlik dönemleri onu arkadaş ve akraba evlerinde kalmaya mecbur etmiştir. Tek yeteneğinin karşı cins üzerinde yarattığı etki olduğunu düşünmeye başlayan Maggie’nin, entelektüel birikimine hiç güveni kalmamıştır. Tek bildiği makyaj yapıp harika kıyafetlerle etrafında ilgi toplamaktır.

Princeton’da eğitim görmüş bir avukat olan Rose ise, Philadelphia’nın en büyük hukuk firmalarından birinde şık bir ofiste çalışmakta; güzel bir evde yaşamaktadır. Ama dış dünyayla arası hiç iyi değildir. Sürekli olarak burnundan şikayet etmekte, kilolarından rahatsız olmakta, ne giyerse giysin kendine yakıştıramamaktadır. Kendine duyduğu bu güvensizlik de aşk hayatını altüst etmektedir.

Kötü bir haber sonucunda birlikte yola çıkmak zorunda kalan ve felaket bir yolculuk geçiren iki kardeş, bu yolculuk sayesinde kardeş olmanın ne demek olduğunu ve birbirlerine saygı göstermeyi öğrenecek; yolun sonunda öldüğünü düşündükleri büyükannelerine ulaşacak ve ondan büyük hayat dersleri alacaklardır...

“L.A. Confidential”, “8 Mile” ve ”Wonder Boys” filmlerinden tanıdığımız Curtis Hanson’ın yönettiği “Yerinde Olsam”ın (In Her Shoes) başrollerinde Cameron Diaz (Maggie), Toni Collette (Rose), Shirley MacLaine (Ella Hirsh) ile Mark Feuerstein (Simon Stein) rol alıyor. Filmde dörtlüye eşlik eden oyuncular arasında Anson Mount, Richard Burgi, Candice Azzara ve Brooke Smith bulunuyor. Filmin senaryosunu, Jennifer Weiner’in aynı isimli ikinci romanından Susannah Grant beyazperdeye uyarlamış. Müziklerse Mark Isham imzası taşıyor.

Jennifer Weiner, 2002’de basılan ve hızla çok satanlar listesine girmeyi başaran romanı hakkında şunları söylüyor: “Kitabı yazmaya başladığımda aklımı karıştıran sorular vardı. Aynı anne ve babadan doğan, aynı eğitimi alıp, aksam yemeğinde bile aynı şeyleri yiyen iki insan nasıl olur da birbirinden bu kadar farklı olabilirlerdi? Hala paylaştıkları bir şeyler var mıdır? Onları birbirlerine bağlayan nasıl bir hayat bağıdır? İki çocuklu ailelerin çoğunda benzer durumların yaşandığını görüyordum ve bu durum bana çok ilginç geliyordu.”

Filmde Rose karakterini canlandıran ve rolü gereği tam 12 kilo alıp çekimler sırasında geri veren Toni Collette, canlandırdığı karakterin en önemli özelliklerinden birinin ayakkabıya olan düşkünlüğü olduğunu söylüyor. “Kendisini yeni elbiselerle iyi hisseden bir çok kadının aksine, Rose kilolu ve çirkin olduğunu düşündüğünden yeni ayakkabılarla daha iyi hissediyor. Kilo aldığında ayakları büyümediği için de, aldığı ayakkabıların birçoğu henüz giyilmemiş ve çok güzel olarak kutularında duruyor. Tıpkı kendisi gibi...
kaf_kef isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 06-14-2008, 06:56 PM   #4
 
kaf_kef - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2007
Nerden: AkLım FiRaRdA !
Mesajlar: 6.259
Tecrübe Puanı: 8
kaf_kef is on a distinguished road
Standart

Adaletin Merkezi (36 Quai des Orfèvres)

Oyuncular : Daniel Auteuil, Gérard Depardieu, André Dussollier, Roschdy Zem, Valeria Golino, Daniel Duval, Francis Renaud, Catherine Marchal

Tür : Polisiye / Dram




Paris’in karanlık sokaklarında tehlikeli bir kovalamaca

Polisin çetelerle başa çıkamadığı, suç oranlarının günden güne arttığı Paris’te, organize suçların işlendiği, karanlık ve gerilimli arka sokaklarda geçen “Adaletin Merkezi”, amirleri tarafından, kentin büyük suç şebekelerinden birini ele geçirmek için yarışa sokulan iki usta polis Leo Vrinks ve Denis Klein’ın hikayesini perdeye yansıtıyor.

İşine saplantı derecesinde bağlı Vrinks, ailesine fark ettirmese de, suçluları yakalamak için hayatını tehlikeye atmaktan çekinmeyen bir polistir. Geçmişte Vrinks’le yakın arkadaşı olan, ama bir kadın meselesi nedeniyle arasının bozulduğu Klein ise teşkilatta başka bir bölümün başındadır.

Her iki polis de, kendilerine vaad edilen rütbeye ulaşmak ve diğerini zor duruma sokmak için, kaynaklarını korkusuzca kullanırlar. Yapmaları gereken, birbirlerinden daha atik ve dikkatli davranıp çeteleri alt etmektir. Ama işler planlandığı gibi gitmez. Her şeyin mubah sayıldığı bir ortamda, bu tehlikeli yarışın tam olarak ne zaman ve nasıl sonlanacağı hakkında kimsenin fikri yoktur…

Yönetmenliğini “Gangsters” (2002) ve “Un Bon Flic” (1999) filmlerinin yönetmeni Olivier Marchal’ın üstlendiği “Adaletin Merkezi” (36 Quai des Orfèvres), Fransız sinemasının iki usta oyuncusu olan Daniel Auteuil (Léo Vrinks) ve Gérard Depardieu’yu (Denis Klein) karşı karşıya getiren bir gerilim filmi.

Paris’in karanlık sokaklarını gümüş ve siyah tonlarıyla birleştiren; Fransız sinemasının geleneksel suç filmlerine güzel bir örnek teşkil eden “Adaletin Merkezi”nin diğer oyuncuları ise, Valeria Golino (Camille Vrinks), André Dussollier (Robert Mancini), Roschdy Zem (Hugo Silien) ve Daniel Duval (Eddy Valence).

‘En iyi film’, ‘en iyi yönetmen’, ‘en iyi erkek oyuncu’, ‘en iyi yardımcı erkek oyuncu’, ‘en iyi kadın oyuncu’, ‘en iyi senaryo’, ‘en iyi kurgu’ ve ‘en iyi ses’ dalları olmak üzere toplam sekiz ayrı dalda César Ödülüne aday gösterilen filmin senaryosunu Dominique Lousieau ve Franc Mancuso birlikte yazmışlar. Görüntü yönetimini Denis Rouden’in üstlendiği filmin müzikleri ise Erwan Kermorwant’a ait
kaf_kef isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 06-14-2008, 06:56 PM   #5
 
kaf_kef - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2007
Nerden: AkLım FiRaRdA !
Mesajlar: 6.259
Tecrübe Puanı: 8
kaf_kef is on a distinguished road
Standart

Oliver Twist (Oliver Twist)

Oyuncular : Ben Kingsley, Barney Clark, Jamie Foreman, Harry Eden, Leanne Rowe, Lewis Chase, Edward Hardwicke, Jeremy Swift, Mark Strong, Frances Cuka, Chris Overton, Michael Heath, Gillian Hanna

Tür : Dram




Londra sokaklarında bir çocuğun yaşam mücadelesi

Ünlü İngiliz yazar Charles Dickens’ın klasik romanı “Oliver Twist”, Oscar ödüllü Roman Polanski yönetiminde beyazperdede. Çocukluğunda Oliver Twist’i okuyup çok sevdiğini söyleyen yönetmenin hikayeyi perdeye aktarma fikri, çocuklarıyla oynarken aklına gelmiş. Çekimleri Çek Cumhuriyeti’nde gerçekleştirilen film, yetim bir çocuğun Londra sokaklarında yaşamak zorunda kaldığı sefilliği anlatıyor...

Yetimhanede büyüyen Oliver Twist ve diğer çocuklar açlık çekmektedirler. Daha fazla yulaf lapası istediklerini yetimhane müdürüne kimin söyleyeceği konusunda çıkan tartışmada, bu işi Oliver’ın yapmasına karar verilir. Oliver’ı bir “sorun çıkarıcı” olarak mimlemiş olan yetimhane mübaşiri Mr. Bumble ve yetimhane kurulu, bu istek karşısında onu bir isteyenin yanına çırak olarak vermeye karar verirler. Baca temizleyici olmaktan son anda kurtulan ve cenaze levazımatçısı Mr. Sowerberry’nin yanına çırak olarak verilen Oliver, oradaki diğer çırakla anlaşamayıp haksız yere dövülünce kaçarak Londra’nın yolunu tutar.

Şehrin kenar mahallelerinden birinde aç ve yorgun dolaşırken, kurnaz Dodger ile tanışır. Dodger ona Londra’da kalacak bir yer önerir. Londra’nın karışık yeraltından ve yaptıkları işin mahiyetinden habersiz olan Oliver, kendini Fagin’in yönettiği yankesici çocuklar çetesinin içinde bulur...


Endüstrileşme sürecinin karanlık yüzü
Sefil ve zalim şartlarla kuşatılmış yetimhaneden, yoksulluk, umutsuzluk ve aynı zamanda paranın getirdiği konforun hüküm sürdüğü, yeni endüstrileşmeye başlayan Londra sokaklarına uzanan hikayede Dickens, gençliğin maruz kalabileceği tehlikeleri ve zaferle sonuçlanan hayatta kalma mücadelelerini ölümsüzleştirirken, çete lideri Fagin, kurnaz yankesici Dodger, heybetli Mr. Bumble ve ünlü suçlu Bill Sykes gibi ölümsüz karakterler sunuyordu.

Dickens’in hikayesi Polanski’nin elinde, iyi ile kötünün savaştığı, hem korkunç hem neşeli bir film haline gelmiş. II. Dünya savaşındaki Varşova gettolarında yaşanan acının hikayesini anlatan “Piyanist” filmi ile “en iyi yönetmen” dalında Oscar ödülü kazanan, “Rose Mary’nin Bebeği” ve “Chinatown” filmlerinin yönetmeni Polanski, bir başka hayatta kalma hikayesi olan “Oliver Twist”te, on dokuzuncu yüzyıl Londra sokaklarının parlaklığını, tehlikelerini ve şaşırtıcı iyi yönlerini kendi bakış açısıyla sinemaseverlere sunuyor.

Senaryosunu Ronald Harwood’un yazdığı filmin başrollerinde Barney Clark (Oliver Twist), Ben Kingsley (Fagin), Jamie Foreman (Bill Sykes), Mark Strong (Toby Crackit), Leanne Rowe (Nancy) ve Harry Eden (Artful Dodger) yer alıyor. Görüntü yönetimini Pawel Edelman’ın üstlendiği filmin müziklerini Rachel Portman bestelemiş
kaf_kef isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 06-14-2008, 06:57 PM   #6
 
kaf_kef - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2007
Nerden: AkLım FiRaRdA !
Mesajlar: 6.259
Tecrübe Puanı: 8
kaf_kef is on a distinguished road
Standart

Sen Ne Dilersen (Sen Ne Dilersen)

Oyuncular : Işık Yenersu, Fikret Kuşkan, Işın Karaca, Zeynep Eronat, Yıldız Kenter, Güler Ökten, Ahmet Mümtaz Taylan, Ali Taygun, Haldun Boysan, Okan Yalabık

Tür : Dram




Mucizeler üzerine bir film…

İstanbul’da, 40 yaşlarındaki zeka özürlü kızı Marika’yla birlikte yaşayan Eleni, bir sabah doktordan aldığı haberle kendini büyük bir sınavın eşiğinde bulur. Kanserdir ve sadece bir ay ömrü kalmıştır. Ölmekten korkmayan Eleni’nin tek düşüncesi, ölümünden sonra Marika’ya ne olacağıdır. Çareyi yıllar önce bırakıp gittiği ailesine başvurmakta arayan Eleni, onlardan destek bulamayınca Tanrı’ya sığınır.

Sokakta yaşayan Musa ise, içinde bulunduğu kötü durumdan Tanrı’yı sorumlu tutmaktadır. Abağeyi Zülfikar’ın uyarılarına rağmen Tanrı’nın evlerini soymaya karar verir; yeni hedefi camideki ayakkabı ve kilisedeki mumlardır. Elenin arkasında kiliseye girdiğinde hayal kırıklığına uğrar; çünkü adaklıkta tek bir mum yanmaktadır: Eleni’nin mumu.

Bir kez daha kadersizliğinden dem vuran Musa, Tanrı’ya isyan eder. O tek mumu alıp kiliseden çıkmaya kalkar. İşte ne olursa o anda olur…

Başrollerinde Işık Yenersu, Fikret Kuşkan, Işın Karaca, Zeynep Eronat ve Yıldız Kenter’in rol aldığı “Sen Ne Dilersen”, Cem Başeskioğlu'nun ilk uzun metrajlı filmi. Senaryosunu da Başeskioğlu’nun yazdığı "Sen Ne Dilersen", mucizeler üzerine bir film.

“Kendi hayatları için mucize bekleyenler; başka hayatlar için mucize olabileceklerinin farkına neden varmazlar?” sorusundan yola çıkan filmin çekimleri İstanbul ve Burgazada’da gerçekleştirilmiş. Film için kamera karşısına geçen oyuncular arasında Okan Yalabık, Ahmet Mümtaz Taylan, Haldun Boysan, Ayçin İnci, Asuman Krause ve Begüm Birgören de bulunuyor.
kaf_kef isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 06-14-2008, 06:57 PM   #7
 
kaf_kef - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2007
Nerden: AkLım FiRaRdA !
Mesajlar: 6.259
Tecrübe Puanı: 8
kaf_kef is on a distinguished road
Standart

Yay (Hwal)

Oyuncular : Yeo-reum Han, Si-jeok Seo, Gook-hwan Jeon, Seong-hwang Jeon

Tür : Romantik / Dram




Kim Ki-Duk’tan sade ve çarpıcı bir film daha

Kore açıklarında demirli küçük bir gemide yaşayan yaşlı bir adamla genç bir kızın hikayesi…

7 yaşından beri baktığı kızla evlenme hayalleri kuran altmış yaşlarındaki adam, düğün töreni için kızın 18 yaşına girmesini beklemektedir. Hiç karaya çıkmadan yaşayan adamla genç kız, geçimlerini açıkta balık tutmak isteyen misafirlerden sağlar; onlara kendi yöntemleriyle fal bakarlar.

Yaşlı adamın yıllardır düşlediği düğüne bir kaç ay kala, balık tutmak için gelen genç bir misafirle kız arasında bir yakınlaşma olur. Yaşlı adam bu yakınlaşmayı bir tehdit olarak algılarken, genç kız hayatında ilk kez küçük dünyasını sorgulamaya, dış dünyayı merak etmeye başlar. Yaşlı adam iki genç arasındaki yakınlaşmaya engel olmaya çalışsa da başarılı olamaz. Genç kız, bütün hayatını geçirdiği gemi ve yaşlı adamla, hiç bilmediği dünya ve genç arasında bir seçim yapmak zorunda kalır…

Uluslararası eleştirmenler birliği FIPRESCI tarafından 2005 yılının “en iyi filmi” seçilen “Boş Ev”in Güney Koreli yönetmeni Kim Ki Duk, “Yay”da 6 - 7 yaşlarındayken bulup, 10 yıl boyunca büyüttüğü bir kız çocuğu ile evlenmeyi planlayan yaşlı bir adamın hikayesini anlatıyor. “Boş Ev”, “Fedakar Kız” ve “İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar” filmleriyle ülkemizde geniş bir hayran kitlesi yakalayan Ki Duk’un, senaryosunu da kendi yazdığı, çeşitli tartışmalara sebep olan filmi “Yay”ın (Hwal) başrollerinde Han Yeo-rum, Jeon Seong-hwang ve Seo Si-jeok kamera karşısına geçmiş. Kim Ki-duk’un Cannes Film Festivali’nde yarışma dışı gösterilen bu on ikinci filmi Antalya’da bu yıl ilki gerçekleştirilen Uluslararası Avrasya Film Festivali programında da yer aldı.


‘Sözcüklere gerek yok.’
Sade ama son derece çarpıcı bir anlatım tarzına sahip olan filmde hiç konuşmayan genç kızı canlandıran Han, duyguları mimikleri ve davranışları ile ifade etmenin kendisini zorlayıp zorlamadığı hakkındaki bir soruya, “Yönetmenimin bana söylediği bir şey vardı, ‘Bazen tek bir göz yaşı ya da tek bir gülümseme yüzlerce kelimenin ifade ettiğinden çok daha fazla şey anlatır.’ ” sözleriyle cevap veriyor.

Kim Ki-Duk’un bu konudaki sözleri ise şöyle: “Festivaller için yurdışına gittiğimde, dilini bilmediğim pek çok ülkenin filmini severek seyrettim ve farkettim ki, aslında diyalog hikaye anlatımı için olmazsa olmaz bir öğe değil. Filmlerimdeki karakterler aptal filan değiller; sadece sözcüklerle iletişim kurmaya inanmıyorlar. Kimbilir belki de sözcük yüzünden çok incinmişlerdir.

Bazen filmin dokusunu ve görsel gerilimin altını çizmek için yazdığım diyalogların bazılarını senaryodan tamamen çıkarıyorum. Çevirilerde filmin anlamını yitirmemesi için kimi zaman diyaloğu olabildiğince mimimumda tutmaya çalışıyorum. Genellikle filmlerimin gösterimlerinden sonra, salondaki seyircilere karakterlerin konuşmasını tercih edecekleri sahnelerin olup olmadığını sorarım. Çoğu zaman diyaloğun eksikliğine rağmen filmi tam da benim istediğim gibi anlamış olduklarını görüyorum.

Bence kahkaha ve gözyaşı kullanılabilecek en iyi diyalog malzemeleri. Ama yine de bir gün yoğun şekilde diyalog içeren bir film yapmak istiyorum. İnsan yaşadıkça kelimelere olan güvenini yitiriyor. Konuşmak çoğu zaman en kolay çözüm. Ben insan doğasını ve davranışını sözcüklerle anlatmak yerine göstermeyi tercih ederim. İnsanların davranışları yalan içermez. Davranışlar ister iyi, ister kötü olsun hakikate sözcüklerden daha yakındır.
kaf_kef isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 06-14-2008, 06:57 PM   #8
 
kaf_kef - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2007
Nerden: AkLım FiRaRdA !
Mesajlar: 6.259
Tecrübe Puanı: 8
kaf_kef is on a distinguished road
Standart

Maviliklere Doğru (Into the Blue)

Oyuncular : Paul Walker, Jessica Alba, Scott Caan, Ashley Scott, Josh Brolin, James Frain, Tyson Beckford

Tür : Gerilim / Macera / Aksiyon




60 feet derinde 6 milyon dolarlık hazine...

Dört genç dalgıç, Bahamalarda efsane haline gelmiş bir batığı araştırmaktadırlar. Söylentilere göre bir konteyner dolusu altın denizin altında onları beklemektedir. Batığa ulaştıklarında tüm hayalleri gerçek olacaktır...

Oysa okyanusun dibinde onları tehlikeli bir gizem beklemektedir. Buldukları hakkında konuşmamaya karar veren dört arkadaş, bu sırrı ne zamana dek saklamayı başaracaklardır? İşin ucundaki büyük para, birbirlerine olan sadakatlerini test ederken, her köşe başında kendilerini bekleyen çeşitli tehlikelerle yüzyüze kalan avcılar, gerçekte avcı değil av olduklarını fark ederler...

“The Fast and the Furious” filminden hatırlayacağınız Paul Walker ve “Sin City” filminin başrolündeki Jessica Alba, Bahamalarda geçen gerilim yüklü aksiyon filmi “Into the Blue”nun başrollerini paylaşıyorlar. Filmde rol alan diğer oyuncular Scott Caan, Ashley Scott, Josh Brolin, Tyson Beckford ve James Frain. Yönetimini John Stockwell’in üstlendiği filmin senaristi Matt Johnson. Müziklerse Paul Haslinger imzası taşıyor
kaf_kef isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 06-14-2008, 06:58 PM   #9
 
kaf_kef - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2007
Nerden: AkLım FiRaRdA !
Mesajlar: 6.259
Tecrübe Puanı: 8
kaf_kef is on a distinguished road
Standart

Gizemli Kadın (A Good Woman)

Oyuncular : Helen Hunt, Scarlett Johansson, Milena Vukotic, Stephen Campbell Moore, Mark Umbers, Roger Hammond, John Standing

Tür : Romantik / Komedi / Dram




Baştan çıkarma, seks, skandal...

Mrs. Erlynne, varlıklı evli erkekleri eğlendirmekle ün salmış seksi ve cüretkâr bir kadındır. Parasız kaldığında bavullarını hazırlayıp Avrupa’ya doğru yola çıkar ve soluğu, dönemin ünlü zenginlerinin ikametgâhı haline gelen İtalyan Rivierası’nda alır. Burası, 1930’lar New York sosyetesinin ünlü çifti Robert ve Meg Windermere’in de yaz sezonunu geçirdiği yerdir.

Windermere çiftinin evliliği, yüksek sosyetenin dedikodusuyla ortaya çıkan ilişki yüzünden tehlikeye girer. Robert Windermere, kendisinden yaşça büyük vamp dula gizlice yüksek miktarda para yardımı yapmakla suçlanırken; karısı Meg Windermere sosyetenin hızlı çapkını Lord Darlington’un ilgisini çekmiştir.

Amalfi sahiline gelişiyle Riviera’daki tüm erkeklerin dikkatini çeken Mrs. Erlynne’e aşık olan Lord Augustus (Tuppy), ilk fırsatta ona evlenme teklif eder. Olaylar, Meg’in 21. yaşgünü partisinde su yüzüne çıkmaya başlar. Meg, Lord Darlington ile kaçmak uğruna kendi partisini terk ederken, esrarengiz Mrs. Erlynne de Lord Augustus ile mutlu olma şansını, Meg’in kocasına dönmesi uğruna göz ardı eder. Meg mutlu bir şekilde kocasına geri döndükten sonra Mrs Erlynne’in de ismi temize çıkmış olur. Lord Augustus ise Mrs. Erlynne’in peşine düşer ve affedilmek için uğraşır.

Ama olaylar bununla kalmayacak; yıllardan beri gizlenmeye çalışılan bir sır açığa çıktığında süpriz gelişmeler yaşanacaktır...




Bir Oscar Wilde uyarlaması
1930’ların İtalyan Riviera’sında geçen “Gizemli Kadın”, Oscar Wilde’in “Lady Windermere’in Yelpazesi” oyunundan uyarlanmış nükteli bir romantik komedi... Mike Barker’in yönettiği filmin başrollerinde Scarlett Johansson (Meg Windermere), Helen Hunt (Mrs. Erlynne), Tom Wilkinson (Tuppy), Stephen Campbell Moore (Lord Darlington) ve Mark Umbers (Robert Windemere) yer alıyor. Senaryosunu Howard Himelstein’ın kaleme aldığı filmin müziklerini Richard G. Mitchell bestelemiş.

Yönetmen Mike Barker’in “Gizemli Kadın” hakkındaki sözleri şöyle: “Beni bu hikayeye çeken ana nedenlerden biri Mrs Erlynne karakteri. Yaşamak için seçtiği yoldan ötürü herkes tarafından kötü biri olarak görülüyor. Ama aslında filmdeki en dürüst kişi o. Böyle bir karakteri bulmak kolay değil. Helen Hunt gibi olağanüstü yetenekli bir oyuncu dışında birinin böyle sempatik olmayan birini canlandırması zor olurdu.

Helen Hunt, çok özel ve detaylara dikkat eden bir aktris. Projenin oluşum aşamasında bize katıldı ve karakterini özümsemedeki başarısı senaryonun gelişmesine çok yardımcı oldu. Karaktere senaryonun ötesinde bir derinlik kattı. Mrs. Erlynne, hem soğuk hem de hesap peşinde bir kadın. Helen karaktere bir kalp ve ruh kattı; hikaye ilerledikçe daha da alttaki katmanların ortaya çıkmasını sağladı.

Scarlett ise ‘İnci Küpeli Kız’ ve ‘Bir Konuşabilse’ filmlerini daha yeni bitirmişti. Etrafta onun yıldız olacağına dair söylentiler vardı. ‘İnci Küpeli Kız’ın yönetmeni, Scarlett’in rol aldığı sahnelerin ham görüntülerini görmeme izin verdi. Bu sayede ona rolü vermem çok kolay oldu. Scarlett’in mükemmel bir oyunculuk yeteneği var. Rollerinin hakkını vermekte çok başarılı. Çalışırken eğleniyor ve bunu performansında da görebiliyorsunuz.

‘Gizemli Kadın’ı İtalya’da çektik ve orijinalinde bir oturma odasında geçen hikayeye daha da güzel atmosfer katmak için 1930’lara taşıdık. Her zaman İtalya’yı sevmişimdir. Kesinlikle burada ve böyle bir İtalyan ekiple çalıştığım için mutluyum.”
kaf_kef isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 06-14-2008, 06:58 PM   #10
 
kaf_kef - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2007
Nerden: AkLım FiRaRdA !
Mesajlar: 6.259
Tecrübe Puanı: 8
kaf_kef is on a distinguished road
Standart

Cennet Gibi (Just Like Heaven)

Oyuncular : Reese Witherspoon, Mark Ruffalo, Donal Logue, Dina Waters, Ben Shenkman, Jon Heder, Ivana Milicevic, Rosalind Chao

Tür : Romantik / Komedi




Beklenmedik ev sahibesi

İşten eve yorgun döndüğünüz bir gün, banyo dolabınızın içinde güzel bir kadın bulsanız ne yapardınız? Hele de bu kadını sizden başka gören ve duyan yoksa?

San Francisco’da kiraladığı yeni apartman dairesine taşınan David’in en son isteyeceği şey bir ev arkadaşıdır. Bu yüzden, Elizabeth isimli güzel bir genç kadının ansızın ortaya çıkıp evin kendisine ait olduğunu iddia etmesiyle hayatı allak bullak olur. Ortada büyük bir yanlış anlama olduğunu düşünen David’in şaşkınlığı, Elizabeth ortaya çıkışı kadar esrarengiz şekilde ortadan kaybolmasıyla daha da artar. Durumdan tedirgin olan David, çareyi evin kilitlerini değiştirmekte bulur. Ama Elizabeth’in ani ziyaretleri sürer. Hatta genç kadın evi öylesine sahiplenmiştir ki, evi dağıttığı için David’i azarlama girişimlerine bile başlar.

Elizabeth’in bir hayalet olduğuna ikna olan David, genç kadının ‘öbür tarafa’ geçmesi için çaba harcamaya karar verir. Kafası karmakarışık olan Elizabeth ise, duvarlardan yürüyerek geçebildiği için kendisinde dünya dışı bir nitelik olduğunun farkında olmakla beraber, hala canlı olduğuna inandığından, hiçbir yere gitmeye niyetli değildir. Elizabeth’in aslında kim olduğu, şu anki tuhaf durumuna nasıl geldiği sorularına birlikte yanıt ararken, ilişkileri derinleşerek aşka dönüşür. Gelecekte beraber yaşamaya yönelik güzel hayaller kurmaya bile başlamışlardır. Ama önlerinde çok az zaman vardır. Elizabeth sonsuza dek yok olup gitmeden önce, bu esrarengiz durumu çözmelidirler...


Sınırda bir aşk...
"Mean Girls" ve "Freaky Friday"in yönetmeni Mark S. Waters’ın yönettiği romantik komedi “Cennet Gibi”nin başrollerini Reese Witherspoon (Elizabeth) ve Mark Ruffalo (David) paylaşıyor. Filmin senaryosunu, Marc Levy’nin fiziksel ve metafizik dünyaların kesiştiği noktada filizlenen büyük bir aşkın anlatıldığı "If Only It Were True" isimli romanından Ron Bass, Peter Tolan ve Leslie Dixon birlikte perdeye uyarlamışlar. Filmin oyuncu kadrosunda yer alan isimler arasında Donal Logue, Dina Spybey, Ben Shenkman, Jon Heder ve Ivana Milicevic bulunuyor.

Yönetmen Waters, “Cennet Gibi” ile ilgili düşüncesini şu sözlerle dile getiriyor: "Bir romantik komedi projesinin başarılı olması için iyi bir ‘engel’e ihtiyaç vardır. Bu öyküde karşılaştığım engel için, şimdiye kadar gördüğüm en iyi engellerden birisi diyebilirim. Filmin romantik çiftini bildiğimiz fiziksel dünyada yaşayan bir erkekle öldüğü açıkça belli olan bir kadın oluşturuyor. Birbirlerine dokunamadıkları halde yine de aralarında büyük bir kimyasal çekim gücü oluştuğunu görüyoruz."
kaf_kef isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Yanıtla


Konuyu toplam 1 üye okuyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO