![]() |
|
|
#1 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
SIMPLE PRESENT TENSE
● Simple Present Tense Türkçe'deki geniş zamanın ifadesidir. Aşağıda bu zamanın kullanımıyla ilgili ders anlatımı vardır. Auxiliary verbs: do/does don't/doesn't DİKKAT!: Üçüncü tekil şahıslarda (he,she,it) olumlu cümlelerde fiilin sonuna "s" takısı gelir. Olumsuz ve soru cümlelerinde does veya doesn't kullanıldığı için fiilin sonuna "s" takısı gelmez. ÖRNEK TABLO (+) (-) (?) I play I don't play Do I play? You play You don't play Do you play? He plays He doesn't play Does he play? She plays She doesn't play Does she play? It plays It doesn't play Does it play? We play We don't play Do we play? They play They don't play Do they play? ("He,she ve it" üçüncü tekil şahıs oldukları için olumlu cümlede görüldüğü gibi fiilin sonuna "s" takısı gelmiştir. Ama olumsuz ve soru cümlelerinde yardımcı fiil kullanıldığı için "s" kullanılmamıştır.) USE 1 Repeated Actions (Tekrarlanan eylemler) Use the Simple Present to express the idea that an action is repeated or usual. The action can be a habit, a hobby, a daily event, a scheduled event or something that often happens. (Simple Present Tense bir eylemin sürekli tekrarlandığı veya alışılagelmiş olduğu fikrini verir. Bu eylem bir alışkanlık, hobi, günlük bir olay, planlanmış bir olay veya sık sık tekrar eden bir olay olabilir.) EXAMPLES: I play tennis. (Tenis oynarım) She does not play tennis. (O teniz oynamaz.) The train leaves every morning at 8 am. (Tren her sabah saat 8'de hareket eder.) The train does not leave at 9am. (Tren saat 9'da hareket etmez.) She always forgets her purse. (O hep cüzdanını unutur.) He never forgets his wallet. (O hiç cüzdanını unutmaz.) Every twelve months, the Earth circles the sun. (Her oniki ayda bir dünya güneşin etrafında bir tur atar.) The sun does not circle the Earth. (Güneş dünyanın çevresinde dönmez.) USE 2 Facts or Generalizations (Gerçekler veya genellemeler) The Simple Present can also indicate the speaker believes that a fact was true before, is true now, and will be true in the future. It is not important if the speaker is correct about the fact. It is also used to make generalizations about people or things. (Geçmişte, bugün ve gelecekte konuşan kişinin açısından doğruluğunu hiç kaybetmeyen şeyler için kullanılır. Aynı zamanda insanlar veya diğer şeylerle ilgili genelleme yaparken bu zaman kullanılır.) EXAMPLES: Cats like milk. (Kediler sütü sever.) Birds do not like milk. (Kuşlar süt sevmez.) California is in America. (Kaliforniya Amerika'dadır.) California is not in the United Kingdom. (Kaliforniya İngiltere'de değildir.) Windows are made of glass. (Pencereler camdan yapılır.) Windows are not made of wood. (Pencereler ağaçtan yapılmaz.) New York is a small city. (New Yok küçük bir şelirdir) (Aslında New York'un büyük bir şehir olmasının burada bir önemi yoktur.) TIME EXPRESSIONS IN SIMPLE PRESENT TENSE Time expressions zaman belirten ifadelerdir ve İngilizce'de her zaman için farklı ifadeler kullanılır. Özellikle sınavlarda cümlenin hangi tense olduğunu anlamak için time expression'ların bilinmesi çok önemlidir. always (daima) She always listens to classical music. (O hep klasik müzik dinler.) usually (genellikle) I usually go to cinema at weekends. (Genellikle haftasonları sinemaya giderim.) often (sık sık) They often visit us. (Bizi sık sık ziyaret ederler.) sometimes (arasıra) She sometimes writes me a letter. (Bana arasıra mektup yazar.) rarely (nadiren) I rarely smoke. (Nadiren sigara içerim.) never (hiç, asla) I never drink alcohol. (Hiç alkol içmem.)
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#2 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
SIMPLE PAST TENSE
● Simple Past Tense asıl olarak geçmişteki olayları anlatmak için kullanılır. Aşağıda bu zamanın kullanımlarını ayrıntılı biçimde görebilirsiniz. Auxiliary verbs (Yardımcı fiiller): did/didn't ÖRNEK TABLO (+) (-) (?) I played I didn't play Did I play? You played You didn't play Did you play? He played He didn't play Did he play? She played She didn't play Did she play? It played It didn't play Did it play? We played We didn't play Did we play? They played They didn't play Did they play? DİKKAT! Olumlu cümlelerde herhangi bir yardımcı fiil gelmez ve fiilin ikinci hali kullanılır. Olumsuz ve soru cümlelerinde did veya didn't yardımcı fiili kullanılır ve fiil yalın haliyle kalır. EXAMPLES (ÖRNEKLER): (+) I visited my uncle. (Amcamı ziyaret ettim) (Bu cümle olumludur ve görüldüğü gibi fiilin ikinci hali kullanılmıştır.) (-) I didn't visit my uncle yesterday. (Dün amcamı ziyaret etmedim.) (Bu cümle olumsuzdur ve didn't yardımcı fiili kullanıldığı için fiil yalın haliyle gelmiştir.) (?) Did I visit my uncle yesterday. (Dün amcamı ziyaret ettim mi?) (Bu cümle soru cümlesidir ve "did" yardımcı fiili geldiği için fiil yine yalın haliyle kullanılmıştır.) REGULAR AND IRREGULAR VERBS (Düzenli ve düzensiz fiiller) ● İngilizce'de fiiller düzenli ve düzensiz olarak ikiye ayrılır. Düzenli fiilerin ikinci halini kullanmak için fiilin sonuna -ed takısı eklenir. Example: want wanted clean cleaned wash washed ● Düzensiz fiiller adından da anlaşılacağı gibi düzensiz olarak değişirler bu yüzden ezberlenmesi gerekir. Düzensiz fiil tablosunu görmek için tıklayın. Example: gowent swim swam do did USES (KULLANIMLARI) ● USE 1 Completed Action in the Past (Geçmişte tamamlanmış eylemler) Use the Simple Past to express the idea that an action started and finished at a specific time in the past. Sometimes the speaker may not actually mention the specific time, but they do have one specific time in mind. (Simple Past Tense geçmişte belirli bir zamanda başlamış ve bitmiş eylemler için kullanılır. Bazen konuşan kişi tam olarak bir zaman belirtmeyebilir, ama mutlaka cümlede bir geçmiş zaman fikri vardır.) EXAMPLES: I saw a movie yesterday. (Dün bir film seyrettim.) I didn't see a movie yesterday. (Dün bir film seyretmedim.) Last year, I traveled to Italy. (Geçen yıl İtalya'ya seyahat ettim.) Last year, I didn't travel to Italy. (Geçen yıl İtalya'ya seyahat etmedim.) She washed her hands. (Ellerini yıkadı) She didn't wash her hands. (Ellerini yıkamadı) ● USE 2 A Series of Completed Actions (Geçmişte tamamlanmış eylemler serisi) We use the Simple Past to list a series of completed actions in the past. (Simple Past Tense'i geçmişte tamamlanmış birkaç eylemi arka arkaya anlatmak için kullanırız. EXAMPLES: I finished work, walked to the beach, and found a nice place to swim. (İşlerimi bitirdim, sahile yürüdüm ve yüzmek için güzel bir yer buldum.) He arrived from the airport at 8:00, checked into the hotel at 9:00, and met the others at 10:00. (Havaalanından saat 8'de geldi, 9'da otele kaydını yaptırdı ve diğerleriyle 10'da buluştu.) ● USE 2 A Series of Completed Actions (Geçmişte tamamlanmış eylemler serisi) We use the Simple Past to list a series of completed actions in the past. (Simple Past Tense'i geçmişte tamamlanmış birkaç eylemi arka arkaya anlatmak için kullanırız. EXAMPLES: I finished work, walked to the beach, and found a nice place to swim. (İşlerimi bitirdim, sahile yürüdüm ve yüzmek için güzel bir yer buldum.) He arrived from the airport at 8:00, checked into the hotel at 9:00, and met the others at 10:00. (Havaalanından saat 8'de geldi, 9'da otele kaydını yaptırdı ve diğerleriyle 10'da buluştu.) ________________________________________ ● USE 3 Single Duration (Tek süreç) The Simple Past can be used with a duration which starts and stops in the past. A duration is a long action often used with expressions like "for two years," "for five minutes," "all day" or "all year." (Simple Past Tense geçmişte başlamış ve bitmiş bir süreci anlatırken kullanılır. Bu süreç uzundur ve genelde "iki yıldır", "tüm gün" veya "tüm yıl" gibi zaman ifadeleriyle kullanılır.) EXAMPLES: I lived in Turkey for two years. (İki yıl Türkiye'de yaşadım.) Ahmet studied English for five years. (Ahmet beş yıl İngilizce çalıştı.) They sat at the beach all day. (Tüm gün sahilde oturdular.) We talked on the phone for thirty minutes. (Yarım saat telefonda konuştuk.) How long did you wait for them? We waited for one hour. (Onları ne kadar beklediniz? Bir saat bekledik.) ● USE 4 Habit in the Past (Geçmişteki alışkanlıklar) The Simple Past can also be used to describe a habit which stopped in the past. It can have the same meaning as "used to". To make it clear that we are talking about a habit we often use expressions such as "always," "often," "usually," "never," "...when I was a child" or "...when I was younger" in the sentence. (Simple Past Tense aynı zamanda geçmişte vazgeçtiğimiz alışkanlıklar için de kullanılır. "used to" kalıbıyla aynı amaçla kullanılabilir. Bahsettiğimiz eylemin bir alışkanlık olduğunu açıkça belirtmek için cümlelerde "always" (daima), "often" (sık sık), "usually" (genellikle) ve "never" (asla) gibi zaman ifadeleri kullanılır. EXAMPLES: I played basketball when I was a child. (Çocukken basketbol oynardım.) He played the guitar. (Gitar çalardı.) She worked at the hospital after school. (Okuldan sonra hastanede çalışırdı.) They never went to school, they always skipped. (Hiç okula gitmezlerdi, hep kaçarlardı.) TIME EXPRESSIONS IN SIMPLE PAST TENSE Time expressions zaman belirten ifadelerdir ve İngilizce'de her zaman için farklı ifadeler kullanılır. Özellikle sınavlarda cümlenin hangi tense olduğunu anlamak için time expression'ların bilinmesi çok önemlidir. yesterday (dün) I went to theatre yesterday. (Dün sinemaya gittim.) last week/year/Sunday etc. (Geçen hafta/yıl/Pazar vs.) He bought a car last week. (Geçen hafta araba aldı.) two years/four days/three minutes ago (iki yıl/dört gün/üç dakika önce) I saw her two minutes ago. (İki dakika önce onu gördüm. Last night (dün gece) I watched a movie last night on TV. (Dün gece televizyonda bir film izledim.)
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#3 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
PASSIVE VOICE
Passive voice "edilgen" anlamındadır. Bir cümlenin Active kullanımında yüklemi yapan bellidir ve özne olarak adlandırılır. Passive kullanımında ise özne yüklemden etkilenir. Ayrıca eylemi yapanın, yani öznenin bilinmediği veya önemli olmadığı durumlarda passive kullanılır. Active: I saw him. (Onu gördüm.) Passive: He was seen by me. (O benim tarafımdan görüldü.) (Bu örnekte görüldüğü gibi aktive cümlenin nesnesi pasif cümlenin öznesi konumuna geçmektedir.) Passive: The window was broken. (Cam kırıldı.) (Bu cümlede camı kimin kırdığının önemi yoktur. Anlatılmak istenen sadece camın kırılmış olmasıdır.) Bilindiği gibi bazı fiiller yüklem olduklarında nesne alırlar ve böyle fiiller "geçişli fiiller"dir. Nesne almayan fiillere ise "geçişsiz fiiller" denir. Geçişsiz fiillerin bulunduğu bir cümlede yükleme maruz kalmayan bir nesne olmadığı için passive formu da olamaz. Example: Active: Ben iyi yüzerim (Bu cümlede yüzmek geçişsiz bir fiildir.) Passive: Ben iyi yüzülürüm. (Yanlış! Yüzmek fiilinin pasifi olmaz.) Bunun gibi gitmek, gelmek, uyumak gibi fiiller de geçişsiz fiillerdir. Inglizce’de bütün active zamanların passive formu vardır. Active bir cümleyi passive'e çevirirken sadece yardımcı fiil üzerinde değişiklik yapılır ve fiil üçüncü haliyle gelir. Bu bütün zaman veya modallarda aynıdır. Örnek: to break - to be broken Tüm zamanlarda active-passive formunu inceleyelim. S. Present: He writes a letter. A letter is written by him. (Bir mektup onun tarafından yazılır) S. Past: He wrote a letter. A letter was written by him. (...........yazıldı.) S.Future: He will write a letter. A letter will be written by him. (................yazılacak.) Pr. Perfect: He have written a letter. A letter has been written by him. (............yazılmış.) Past Perfect: He had written a letter. A letter had been written by him. (............yazılmıştı.) Present Cont.: He is writting a letter. A letter is beingn written by him. (..............yazılıyor.) Past Cont: He was writting a letter. A letter was being written by him. (.............yazılıyordu.) Future Cont.: He will be writting a letter. A letter will be beingn written by him. (.............yazılıyor olacak.) Present Perfect Cont.: He has been waiting a letter. A letter has been beingn written by him. (........yazılmaktadır.) Past Perfect Cont.: He had been waiting a letter. A letter had been beingn written by him. (........yazılmaktaydı.) Future Perfect Cont.: He will have been waiting a letter. A letter will have been beingn written by him. (........yazılmakta olacak.) Eğer cümlede “be” fiilinden sonra V3 varsa mutlaka pasif bir cümledir. Normalde "be" fiilinden sonra gelen fiil "ing" takısı alır. Yani eğer "ing" takısı yoksa mutlaka "V3" gelmiştir ve cümle pasiftir. . He is known by everyone in the area. (O bölgedeki herkes tarafından tanınır veya tanınıyor.) He was found guilty by the jury. (O jui tarafından suçlu bulundu.) Over the last months, this book has been sold very well. (Geçen aylarda bu kitap çok iyi satılmış.) The robbers had been followed by the police. (Soyguncular polis tarafından takip edildi.) He will be appointed as the new chairman. (Yeni bir başkan olarak atanacak.) İki Nesneli Cümlelerde Passive Form Eğer cümlede iki adet nesne varsa bunlardan biri “indirect object” diğeriyse “Direct object”tir. İki nesneli bir cümle iki farklı şekilde Passive yapılabilir. Bu cümlelerde kullanılan fiiller şunlardır: Leave: ayrılmak Send: öndermek Lend: ödünç vermek Show: göstermek Order: emretmek Tell: söylemek Pay: demek Bring: getirmek Promise: söz vermek Give: vermek Refuse: red etmek EXAMPLES I gave him a gift. (Ona bir hediye verdim.) Yukarıdaki cümlenin iki nesnesi vardır. İndirect object = him, Direct object = gift’ tir. Bu durumda aynı anlamda olan iki farklı passive şekli vardır. He was given a gift by me. (O’na bir hediye benim tarafımdan verildi.) A gift was given to him by me. (Bir hediye ona benim tarafımdan verildi.) Yukarıdaki cümle için şuna dikkat çekmek gerekir: İki nesneli cümlelerde passive formu yazarken “yalın object” başa alındığında “indirect object”ten önce “to” yazılır.
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#4 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
WOULD YOU LIKE...? I'D LIKE...
● "Would you like...?" kalıbı bir şey teklif etmek için kullanılır. Examples; A: Would you like some tea? (Çay alırmıydınız?) B: No, thank you. (Hayır, teşekkür ederim.) A: Would you like coffee? (Kahve ister misiniz?) B: Oh, no. (Hayır) A: Then, what would you like to drink? (O halde ne içmek istersiniz?) B: Coke, please. (Kola lütfen.) Örneklerde görüldüğü gibi "would you like" kalıbı nazik bir şekilde birşey teklif ederken kullanılır. İngilizce'de "Do you want" sorusuyla aynı anlamdadır ama daha naziktir. ● "Would you like to...?" kalıbı birisini birşey yapmak için davet ederken kullanılır. Examples: Would you like to come to my birthday party? (Benim doğumgünü partime gelmek ister misin?) What would you like to do tonight? (Bu gece ne yapmak istersin?) ● "would like to" kalıbı nazikçe bir şey istemek için "I want" kalıbının yerine kullanılır. Examples: - I am very hungry. I'd like a hamburger. (Çok açım. Bir hamburger istiyorum/alabilir miyim) - I'd like some information about the programme, please. (Programla ilgili bilgi istiyorum/alabilir miyim.) ● WOULD YOU LIKE...? ile DO YOU LIKE...? ARASINDAKİ FARK Aşağıdaki örnekleri dikkatli bir şekilde inceleyin. - Would you like tea? (Çay ister misiniz?) - No, I'd like coffee. (Hayır, kahve istiyorum.) - Do you like tea? (Çayı sever misiniz?) - No, I like coffee. (Hayır, kahve severim.) - What would you like to do at the weekend? (Haftasonu ne yapmak istersin?) - What do you like to do at the weekend? (Haftasonları ne yapmaktan hoşlanırsın?)
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#5 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
Have/has got Türkçe'de sahip olmak anlamındadır. Sahip olduğunuz bir şeyi ifade etmek için kullanılır. Aşağıda şahıslara göre nasıl kullanıldığını inceleyin.
POSITIVE (OLUMLU) I have got a car. You have got a car. He has got a car. She has got a car. It has got a car. We have got a car. They have got a car. NEGATIVE (OLUMSUZ) I haven't got a car. You haven't got a car. He hasn't got a car. She hasn't got a car. It hasn't got a car. We haven't got a car. They haven't got a car. QUESTION (SORU) Have I got a car? Have you got a car? Has he got a car? Has she got a car? Has it got a car? Have we got a car? Have they got a car? ● DİKKAT! - I have got a car. (Bir arabam var.) Türkçe'ye çevirirken genelde "Bir arabaya sahibim" şeklinde çevirmeyiz. İki dil arasındaki bu farklılık bazen İngilizceyi yeni öğrenenler için sorun teşkil edebilir. Şöyle ki; "Benim iki kızkardeşim var" cümlesini İngilizce'ye çevirmek isteyen bir kişi, "var" kelimesine aldanarak "there is/are" kalıbını kullanabilir ve tabi ki yanlış olur. O yüzden cümlenin sahiplik anlamı içerip içermediğine bakılmalıdır. - She has got two sisters. (Onun iki kızkardeşi var veya o iki kızkardeşe sahiptir) - We have got many pens. (Bizim çok kalemimiz var veya biz çok kaleme sahibiz) Have/has got veya sadece have/has Değişik metinlerde farklı kullanımlara rastlayabiliriz. Özellikle İngiltere'de kullanılan İngilizce'de "have/has got" daha sık kullanılır. - I have got a sister. - I have a sister. Bu iki cümle arasında anlam olarak fark yoktur. Ancak olumsuz ve sorularda durum aynı değildir. (+) I have got a book. (-) I haven't got a book. (?) Have I got a book? (+) I have a book. (-) I don't have a book. (?) Do I have a book? YANLIŞ KULLANIMLAR İki farklı kullanım birbiriyle karıştırılırsa gramatik açıdan hatalı olur. Examples: A: Have you got a pencil? B: No, I haven't. (doğru) No, I don't. (yanlış) A: Do you have any money? B: No, I don't. (doğru) No, I haven't. (yanlış)
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#6 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
"There is / there are" Türkçe'de "var" kelimesinin karşılığıdır. Tekiller ve sayılamayan isimler için "there is", çoğullar içinse "there are" kullanılır.
SINGULAR (Tekil ve sayılamayanlar) there is.... (there's) is there...) there is not (there isn't) There is a big tree in the garden. (Bahçede büyük bir ağaç vardır.) There is a good programme on TV tonight. (Bu gece televizyonda güzel bir program var.) Excuse me, is there a good hotel near here? (Afedersiniz, buralarda güzel bir otel var mı?) There isn't any money in the bag. (Çantada hiç para yok.) PLURAL (Çoğul) there are.... are there...? there are not... (there aren't) There are some big trees in the garden. (Bahçede birkaç tane büyük ağaç var.) There are a lot of people in the school. (Okulda bir sürü insan var.) Are there any books on the table? (Masanın üzerinde hiç kitap var mı?) Yes, there are. / No, there aren't. How many students are there in the classroom? (Bu sınıfta kaç tane öğrenci var?) THERE IS AND IT IS There is a vase on the table. (Masanın üzerinde bir vazo var.) Bu cümlede "It's a vase on the table" diyemeyiz. AMA; I like this vase. It's very expensive. (Bu vazoyu seviyorum. O çok pahalı.) Bu örnekte de "there is" kalıbını kullanınız
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#7 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
İngilizce öğrenebilmek herşeyden önce kendinize güven ve insan aklının başaramayacağı hiçbir şeyin olamayacağına kendinizi inandırmanızla başlar.Geçmişteki yersiz ve boş korkularınızdan kurtulmanız İngilizce eğitiminde atacağınız ilk adım olacaktır.
Unutmayın İngilizce öyle kolay bir lisandır ki, ezberlemediğiniz sürece öğrenmemek için özel çaba sarf etmeniz gerekir. İngilizcede istisnai durumlar dışında hiçbir şart ve konumda cümle yapısında oynama yapamazsınız. Yani cümle içinde kelimelerin yerlerini Türkçede olduğu gibi değiştirerek devrik cümleler elde edemezsiniz. Bu da İngilizce öğrenenler için inanılmaz kolaylıklar sağlapipi herşeyin matematik mantığı içinde kalmasına yol açar. İngilizce bir cümle yapılırken ; ÖZNE + YÜKLEM + NESNE + BELİRTEÇ + YER + ZAMAN sıralaması uygulanır Örneğin ; Tom bahçede masayı bir fırça ile saatlerce temizledi cümlesi Tom temizledi masayı bir fırça ile bahçede saatlerce mantığı ile yapılır Ö Y N B Y Z temizliyor temizleyecek Tom temizliyordu masayı bir fırça ile bahçede saatlerce temizleyebilir temizlemeli Yukarıdaki örneğe dikkat edilirse cümlenin yüklemi değişmesine rağmen malzeme olarak adlandıracağımız cümlenin sabitleri değişmemektedir.Yani cümle standardı her konumda aynıdır ve tek formüle göre yapılır. İngilizceyi kısa sürede öğrenebilmenin gerek ve yeter koşulu iyi Türkçe altyapısına sahip olmaktır. Kullandığı malzemenin Türkçe gramerindeki karşılığını bilmeyen bir insanın İngilizce öğrenebilmesindeki başarı ne derece gerçekçidir. Bir ikinci nokta da, İngilizcede Türkçede olduğu gibi kelimelerin sonuna gelen ekler yoktur. Başka bir ifade ile kelimeler daima yalın haldedir. baba-cığım gide-cegini sev-diğimi hasta olduğumuzu Biz bu takıları Türkçeye çevirirken dolgu malzemesi olarak kulağa hoş geldiği şekilde kendimiz ekleriz.
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#8 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
Too
too+sıfat too: çok fazla,aşırı too big: çok büyük too expensive: çok pahalı too far: çok uzak Örnekler: A: I can't read. A: It is too dark to read. (Okunmayacak kadar karanlık.) A: Let's go to the cinema now. B: No, we can't. A: Why not? B: It is too late to go. (Gidilmeyecek kadar geç.) -Enough sıfat+enough enough: yeteri kadar tall enough: yeteri kadar uzun boylu cheap enough: yeteri kadar ucuz beautiful enough: yeteri kadar güzel Örnekler: A: Can your brother talk? B: Yes. He is old enough to talk. (Konuşabilecek kadar büyüdü.) A: Shall we buy this car, Dad? B: No, we can't buy it. A: Why? B: I am not rich enough to buy it. (Onu alacak kadar zengin değilim.)
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#9 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
Zero Conditionals
We use 0 conditionals to describe rules and scientific facts. Sıfırıncı tür şart cümlelerini kuralları ve bilimsel gerçekleri anlatmak için kullanırız. if tümceciği + simple present tense, simple present tense Example: If you freeze water, it turns the ice. / Eğer suyu dondurursan buza gönüşür. First Conditionals We use first conditionals to talk about possible future events. Birinci tür şart cümlelerini geçekleşme olasılığı yüksek olaylar için kullanırız. if tümceciği + simple present tense, will + V1 Example: If he runs, he will get there in time. / Eğer koşarsa oraya zamanında varır. Second Conditionals We use second conditionals to talk about impossible or imagined events in the future. İkinci tür şart cümlelerini gerçek olmayan ve varsayıma dayalı olaylar anlatmak için kullanırız. if tümceciği + simple past tense, would+ V1 / could + V1 / might + V1 Example: If i were you i would study for the university exam again. / Eğer senin yerinde olsam üniversite sınavı için tekrar çalışırdım. Third Conditionals We use third conditionals to talk about a condition in the past that did not happen. Üçüncü tür şart cümlelerini geçmişteki gerçekleşmemiş durumları anlatmak için kullanırız. Durum konuşulduğunda artık iş işten geçmiştir. if tümceciği + past perfect, would have+ V3 Example: If i had gone to the school i would have learnt how to read. / Okula gitseydim okumayı öğrenirdim.
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
|
|
#10 | ||
|
Google Mania
![]() ![]() |
Örnek Diyalog
A: I am very late this morning. (Bu sabah çok geç kaldım.) B: You should run. (Koşsan iyi olur.) veya You shouldn't walk to day. (Bu gün yürümezsen iyi olur.) A: My English marks are low this year. (Bu yıl İngizice notlarım düşük.) B: You should study harder. (Daha çok çalışmlısın.) veya You shouldn't watch Tv so much. (Bu kadar çok televizyon seyretmesen iyi olur.)
__________________
Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende ![]() |
||
|
|
|
![]() |
| Konuyu toplam 1 üye okuyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir) | |
| Seçenekler | |
|
|